YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/14732
KARAR NO : 2012/2537
KARAR TARİHİ : 08.03.2012
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, davalılar adına kayıtlı 301 ada 29 parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile tescil harici bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, çekişmeli taşınmazın ilk tesisinin Hazinenin taraf olduğu tescil ilamı ile oluştuğunu, ortada kesin hüküm bulunduğunu belirterek, davanın reddini savunmuşlardır.
Davanın kabulüne dair önceden verilen kararın Dairece “…davanın devamı sırasında yürürlüğe giren 5841 sayılı Yasa ile 3402 sayılı Yasaya getirilen düzenlemeler uyarınca davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmesi…” gereğine değinilerek bozulması üzerine hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda davanın hak düşürücü süre yönünden reddine ilişkin kurulan hükmün Dairece bu kez yargılama giderleri bakımından dava tarihi itibarıyle davanın haklılık durumunun saptanması gerektiği, unun için de dava konusu taşınmazın kadastro esnasında uygulanan tapu kaydının Hazinenin de taraf olduğu tescil ilamı ile oluştuğu gözetilerek, tescil ilamının dayanağı haritanın uygulanmasıyla kapsamının belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi nedeniyle bozulması üzerine mahkemece bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı Hazine vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi …’in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
-KARAR-
Dava, 3621 sayılı Yasadan kaynaklanan tapu iptali ve terkin isteğine ilişkin olup, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda davanın reddine karar verilmiştir.
Gerçekten de; işin esası bakımından 5841 sayılı Yasanın yürürlüğü döneminde davanın hak düşürücü süreden reddedilmiş olması doğrudur. Ancak anılan yasa Anayasa Mahkemesinin 12.05.2011 tarih 2009/31 E. 2011/77 K. sayılı kararı ile iptal edilmiş ve Resmi Gazetede yayımlanarak iptal hükmü yürürlüğe girmiştir.
Öyle ise, kesin hüküm halini almamış ve kazanılmış hakkın istisnasını teşkil eden bu durum karşısında 5841 sayılı Yasa hükümleri uyarınca davanın reddine ilişkin olarak kurulan hükmün, verildiği tarih itibarıyla doğru olduğu düşünülse ve ayrıca Anayasanın 153.maddesine göre iptal kararı geriye yürümezse de 10.3.1969 gün ve 1/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçe bölümünde belirtildiği üzere iptal, kesin şekilde çözüme bağlanmış uyuşmazlıkları etkilemez ve henüz anlaşmazlık hali devam ediyorsa iptalin kapsamına girer. O halde, davanın hak düşürücü süreden reddine ilişkin kurulan kararın Anayasa Mahkemesi’nin anılan iptal kararından sonra doğru olduğu söylenemez. Zira, kamu düzeninin söz konusu olduğu bütün haller istisnanın kapsamına girer.
Ne varki, çekişme konusu 29 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin tapu kaydına dayalı olarak yapıldığı ve anılan kaydın ilk tesisinin Hazinenin taraf olduğu Silivri Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 24.01.1957 tarih 1955/209 esas ve 1957/3 sayılı tescil ilamı ile kararı bulunamayan 30.04.1959 tarih 100/99 sayılı ilam ile oluştuğu; Daire bozma kararından sonra yerinde yapılan uygulama sonucu tescil ilamının dava konusu taşınmazı kısmen kapsadığının belirlendiği ve taşınmazın kalan kısmının da 100/99 sayılı anılan ilamla arttırılan sınırlar içerisinde kaldığı benimsenerek hüküm kurulmuş olması, başka bir ifadeyle ortada kesin hüküm bulunduğundan davanın reddine karar verilmiş olması sonucu itibariyle doğrudur.
O halde, davanın reddine ilişkin verilen kararda bir isabetsizlik yoktur. Davacı Hazinenin temyiz itirazları yerinde değildir. Reddiyle, hükmün ONANMASINA, Harçlar Kanununun değişik 13. maddesinin j. Bendi gereğince Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 08.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.