Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/788 E. 2023/2424 K. 08.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/788
KARAR NO : 2023/2424
KARAR TARİHİ : 08.05.2023

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Şarkışla Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki muhdesatın tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu Sivas ili, …. ilçesi, ….. Köyü, 123 ada, 4 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki iki katlı yığma evin müvekkili tarafından yapıldığının tespit tespitini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalılar … ve … cevap dilekçelerinde, dava konusu taşınmazın muris babalarına ait olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuşlardır. Davalılar …, …, …, … vekili cevap dilekçesinde, davacının açmış olduğu ortaklığın giderilmesi davasında taşınmazın üzerindeki muhdesat üzerinde hak iddia etmemiş olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 123 ada 4 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin 04.09.2006 tarihinde yapıldığı, tutanağın 19.10.2006 tarihinde kesinleştiği, taşınmaz üzerindeki evin 1980 yılı sonrası yapıldığı, eldeki davanın ise 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12 inci maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 29.07.2019 tarihinde açıldığı belirtilerek, davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf başvurusunda, muhdesatın müvekkili tarafından kendi imkanları ile 1980 yılında yapıldığını, ortaklığın giderilmesi davasının devam ettiğini, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesinin doğru olmadığını ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kadastro tutanağının kesinleştiği tarihten davanın açıldığı 29.07.2019 tarihine kadar 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12 inci maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, hak düşürücü süre geçtikten sonra tespit öncesi hakka dayanarak istekte bulunulamayacağı, hak düşürücü sürenin dava şartı olduğu, mahkemece re’sen göz önünde bulundurularak davanın reddine karar verilmesinde usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı belirtilerek, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyizinde; muhdesatın müvekkili tarafından kendi imkanları ile 1980 yılında yapıldığını, davanın tapu iptali ve tescil davası olmadığını, bu nedenle hak düşürücü süre uygulanmaması gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, muhdesatın tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 684 üncü, 718 inci, 724 üncü, 728 inci, 729 uncu maddeleri, 1012 nci maddesinin 2 nci ve 3 üncü fıkraları, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun “Kadastro tutanaklarının kesinleşmesi ve hak düşürücü süre” başlıklı 12 inci maddesi

3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

08.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.