YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/15569
KARAR NO : 2023/1449
KARAR TARİHİ : 23.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi uyarınca temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sanıklar hakkında, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 18.12.2014 tarihli ve 2014/162342 soruşturma numaralı iddianame ile şikâyetçinin montunun cebindeki cep telefonunu çaldıklarından bahisle; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/2-b ve 53/1 maddeleri uyarınca hırsızlık suçundan cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. İstanbul 27. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.06.2016 tarihli ve 2014/418 Esas, 2016/332 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında hırsızlık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/2-b, 35/2 ve 53/1 maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık …’ın temyiz sebebi, atılı suçu işlemediğine, lehine olan yasaların hakkında uygulanmadığına, sanık …’ün temyiz istemi ise; hakkında hükmedilen cezayı temyiz etme iradesine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Olay günü sanıkların stadyumda oynanan maç öncesinde bilet turnikeleri civarında kalabalık içine sürekli girip çıktıklarının polis memurlarınca görüldüğü, kendilerinin takibe alındığı, yabancı uyruklu şikâyetçiyi sanık …’ın sıkıştırdığı, …’ün ise şikâyetçinin montunun sol cebinden cep telefonunu aldığının görüldüğü, o sırada sanık …’ün cep telefonunu demir korkulukların üzerine bıraktığı, polis memurlarınca olayın henüz farkında olmayan şikâyetçiye durumun anlatıldığı, sanıkların eylemlerinin teşebbüs aşamasında kaldığı, sanıkların atılı suçu kabul etmediği ancak tanık beyanları doğrultusunda Mahkemece savunmalarına itibar edilmeyerek cezalandırılmalarına karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihinde yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı kararı nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının, 15.04.2020 gün ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinde yapılan değişiklikle birlikte infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanıkların yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. Ancak;
1-Dosya içerisinde mevcut tutanağa ve tanık beyanlarına göre; sanıkların saat 21.00 sıralarında suça konu cep telefonunu mağdurun cebinden aldıkları, UYAP’tan alınan çizelgeye göre de gece vaktinin saat 17.39’da başladığının anlaşılması karşısında; eyleminin gece vakti gerçekleştirildiği kabul edilerek, sanıklar hakkında hırsızlık suçundan hükmolunan cezada 5237 sayılı Kanun’un 143. maddesi gereğince artırım yapılması gerektiği gözetilmeden eksik ceza tayini,
2-5237 sayılı Kanun’un 142. maddesinde 6545 sayılı Kanun’un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanıklara yüklenen 5237 sayılı Kanun’un 142/2-b, 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2021 tarihli ve 2021/35 Esas, 2021/473 Karar sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun’un 150/3. maddesi uyarınca sanıklara zorunlu müdafii atanması gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilerek aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-e maddelerine aykırı davranılması suretiyle savunma haklarının kısıtlanması,
3-Hüküm tarihinde Edirne Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda başka suçtan tutuklu olduğu anlaşılan sanık …’e, duruşmadan bağışık tutulmak isteyip istemediği sorulmadan, hükmün açıklandığı 28.06.2016 tarihli duruşmada hazır edilmeyerek hükümlülüğüne karar verilmesi suretiyle, 5271 sayılı Kanun’un 196. maddesine aykırı olarak savunma hakkının kısıtlanması hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 27. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.06.2016 tarihli ve 2014/418 Esas, 2016/332 Karar sayılı kararına yönelik sanıkların temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği BOZULMASINA, bozma sonrası kurulacak hükümde ceza miktarı yönünden 1412 sayılı Kanun’un 326/son maddesinin gözetilmesine, dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.