YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/4420
KARAR NO : 2023/2160
KARAR TARİHİ : 14.06.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Taksirle öldürme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Maçka Asliye Ceza Mahkemesinin 07.12.2015 tarihli 2014/26 Esas , 2015/260 Karar sayılı kararı ile sanık …’nin 5237 sayılı Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 51 inci maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2.Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 08.03.2023 tarihli 2020/4615 Esas 2023/721 Karar sayılı kararı ile kararın sanık …’a tebliği için tevdii kararı verilmiş olup eksiklik mahkemece giderilmiştir.
3.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 21.09.2020 havale tarihli ve 2016/139344 sayılı, bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A.Sanık Müdafinin Temyiz Sebepleri
1.Savunma hakkının ihlal edildiğine,
2.Hatalı bilirkişi raporu esas alınarak karar verildiğine, sanığın kusuru olmadığına,
3.Re’sen gözetilecek nedenlere ve adil yargılanma hakkı ihlal edilerek karar verilen sanık hakkındaki hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir.
B.Mahalli Cumhuriyet Savcısının Temyiz Sebepleri
Asli kusurlu olan sanık hakkında, tali kusurlu olan diğer sanık ile aynı cezaya hükmedilmesi suretiyle sanık hakkında eksik ceza tayininin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Yerel Mahkemenin Kabulü
“suç tarihinde Sanık …’ ın 61 ** plaka sayılı kamyonuna malzeme yükleme işi yapmakta iken çalışmaya ara vererek bu kamyonu stop edip aracından indiği, … anahtarını ise kapının üzerinde bırakarak çalışma alanından ayrıldığı,bir süre sonra E sınıfı ehliyeti olmamasına rağmen …’in kendiliğinden kamyona binerek aracı ileriye almaya çalıştığı, ancak aracı geriye kaçırmak suretiyle rampa aşağıya kamyonun yuvarlanmasına ve neticede kendisinin ölümüne sebep olduğu olayda, Mahkememizce bilim, fen ve dosya kapsamı ile uyumlu İstanbul Nöbetçi Asliye Ceza Mahkemesinden gelen rapor benimsenmek suretiyle yapılan değerlendirmede;Sanık …’nin işyeri olan şantiyede işçilerin disiplinli ve kurallara uygun şekilde çalışıp çalışmadıklarını yeteri kadar denetlemediği, işyerinde tam bir denetim ve gözetim sistemi oluşturamadığı,işçilerin araçlarını park ederken güvenlik kurallarına uymalarını sağlayacak şekilde bir alışkanlık sahibi olmalarını temin edemediği,işgüvenliği eğitimlerini yeteri kadar vermediği bu nedenle meydana gelen olayda sanık işveren …’nin asli kusurlu olduğu,sanık işçi …’ın aracını güvenli ve başkalarının içine girip müdahale etmelerini önleyecek şekilde park etmediği,kontak anahtarını aracın üzerinde bıraktığı,aracını geri kaymayacak şekilde stop edip vitesi de yokuş aşağı yöne ters yöne takarak park etmediği ve aracın geri kaymasına neden olması sebebiyle meydana gelen olayda tali kusurlu olduğu, ölen …’in ise E sınıfı ehliyeti olmadığı halde hareket haline geçen aracı durdurmak için tedbirsiz şekilde araca binmeye çalıştığı,tehlikeli davrandığı ve kendi can güvenliğine yeteri kadar özen göstermediği bu nedenle meydana gelen olayda tali kusurlu olduğu sübuta ermekle;sanıkların açıklanan surette ayrı ayrı taksirli hareketleri neticesinde üzerlerine atılı suçu işledikleri sabit olduğundan eylemlerine uyan 5237 sayılı TCK’nın 85/1. maddesi gereğince ayrı ayrı cezalandırılmalarına, sanıkların kusurları ile sebebiyet verdikleri ölüm sonrasında katılan … vekilinin maddi zararlarının tazmin edilmediğine dair beyanı karşısında yasal şartları oluşmadığından 5271 sy CMK’nın 231. maddesinin sanıklar lehine uygulanmasına yer olmadığına, Sanıklar hakkında erteleme kararı verilmesinin kişiliklerine uygun olacağına, ölenin tali kusurlu karşısında 5237 sayılı TCK’nın 53/6. maddesinin sanıklar aleyhine uygulanmasına takdiren yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.” şeklindedir.
IV. GEREKÇE
1.5271 sayılı Kanunun 196 ıncı maddesinin ikinci fıkrasında “Sanık, alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar hariç olmak üzere, istinabe suretiyle sorguya çekilebilir. Sorgu için belirlenen gün, Cumhuriyet savcısı ile sanık ve müdafiine bildirilir. Cumhuriyet savcısı ile müdafin sorgu sırasında hazır bulunması zorunlu değildir. Sorgusundan önce sanığa, ifadesini esas mahkemesi huzurunda vermek isteyip istemediği sorulur.” şeklindeki düzenleme uyarınca sorgu için belirlenen günün sanık müdafine bildirileceğine dair Kanunun amir hükmüne rağmen, sanık müdafii duruşmadan haberdar edilmeden ve sanığa ifadesini esas mahkemesi huzurunda vermek isteyip istemediği sorulmadan, 5271 sayılı Kanunun 196 ncı maddesinin ikinci fıkrasına aykırı şekilde yapılan sorgusuna dayalı olarak yokluğunda mahkumiyet kararı verilmek suretiyle savunma hakkının kısıtlanması hukuka aykırı bulunmuştur.
2. 5271 sayılı Kanunun 180 inci maddesinin birinci fıkrası “Hastalık veya malûllük veya giderilmesi olanağı bulunmayan başka bir nedenle bir tanık veya bilirkişinin uzun ve önceden bilinmeyen bir zaman için duruşmada hazır bulunmasının olanaklı bulunmayacağı anlaşılırsa, mahkeme onun bir naiple veya istinabe yoluyla dinlenmesine karar verebilir.” şeklinde olup anılan Kanunun 181 inci maddesinde ” Tanık veya bilirkişilerin dinlenmesi için belirlenen gün, Cumhuriyet savcısına, suçtan zarar görene, vekiline, sanığa ve müdafiine bildirilir. Düzenlenen tutanağın örneği hazır bulunan Cumhuriyet savcısına ve müdafie verilir.” şeklindedir.
Dosya içeriğine göre 18.07.2014 tarihli oturumda tanık …’ın adresinin tespit edilmesi ve beyanının alınması için talimat yazılmasına karar verildiği ve duruşmanın 04.09.2014 tarihine ertelendiği, ancak mahkemece sanık ve müdafiine bildirilmeden tanık Murat Yılmaz’ın (Muhittin) beyanının 02.09.2014 günü alınmış olduğu anlaşılmakla, tanığın dinlenmesi için belirlenen günün sanığa ve müdafiine bildirilmeyerek AİHS’in 6/3-d ve Anayasa’nın 36 ncı maddeleri ile teminat altına alınan “iddia/kamu tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek” hakkı tanınması gerektiği gözetilmeden; sanığın tanığa soru sorma hakkının engellenmesi suretiyle 5271 sayılı Kanunun 180 inci, 181 inci maddelerindeki emredici hükümlere riayet edilmeyerek savunma hakkının kısıtlanması kanuna aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Başkaca yönleri incelenmeyen Maçka Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.12.2015 tarihli 2014/26 Esas, 2015/260 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin ve mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz isteği, gerekçe bölümünde açıklanan nedenle yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.06.2023 tarihinde karar verildi.