YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/9622
KARAR NO : 2023/2456
KARAR TARİHİ : 26.04.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜMLER : Beraat
Bölge Adliye Mahkemesince bozma üzerine verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Erciş Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.01.2019 tarihli ve 2018/143 Esas, 2019/4 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuğun mağdure …’e karşı çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, mağdure …’e karşı çocuğun cinsel istismarı suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2.Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 19.02.2020 tarihli ve 2019/623 Esas, 2020/246 Karar sayılı kararıyla İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümler kaldırarak suça sürüklenen çocuğun mağdure …’e karşı çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, mağdure …’e karşı çocuğun cinsel istismarı suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
3.Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 15.12.2021 tarihli ve 2021/19322 Esas, 2021/10047 Karar sayılı kararı ile hükümlerin “…Olayın intikal şekli ve zamanı, mağdurelerin başka delille desteklenmeyen çelişkili beyanları, savunma, iddiaları desteklemeyen tanık beyanları ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı suçları işlediğine dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,…” gerekçesiyle bozulmasına dair karar verilmiştir.
4.Bozma kararı üzerine Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 13.04.2022 tarihli ve 2022/464 Esas, 2022/717 Karar sayılı kararıyla suça sürüklenen çocuğun atılı suçlardan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine dair karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, mağdurelerin beyanlarının ısrarlı ve birbirleri ile uyumlu olduğuna, yeterli ve gerekli araştırma yapılmadan hüküm kurulduğuna, dosya muhteviyatı ile toplanan deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde suça sürüklenen çocuğun suçunun sabit olduğuna ve üst sınırdan ceza verilmesi gerektiğine ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara yöneliktir.
III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemenin Kabulü;
1.Mağdurelerin kardeş oldukları, 14.03.2018 tarihinde mağdure …’ün sınıflarında bulunan bir öğrenci ile kavga etmesi sonucunda okul rehber öğretmenleri tarafından kendisi ile yapılan görüşmede amcasının oğlu olan suça sürüklenen çocuğun kendisine cinsel istismar eylemlerinde bulunduğunu beyan ettiği, aynı şekilde kardeşi olan mağdure …’in de aynı sanık tarafından cinsel istismar eylemlerine maruz kaldığını beyan etmesi üzerine, mağdure … ile de yapılan sözlü görüşmede suça sürüklenen çocuğun kendisine yönelik cinsel istismar eylemlerinde bulunduğunu beyan etmiştir.
2.Mağdure …’ün 16.03.2018 tarihli Cumhuriyet Savcılığı beyanında suça sürüklenen çocuğun kendisine yapmış olduğu eylemler nedeniyle babası tarafından doktora götürüldüğünü beyan ettiği, ancak babası olan …’in tüm aşamalarda alınan beyanlarda kızı olan mağdure … tarafından kendisine böyle bir eylemden bahsetmediği gibi doktora da bu şikayetlerden dolayı gittiği konusunda beyanda bulunmadığı, hastane kayıtlarından da birden fazla kez mağdurenin karın ağrısı şikayetleri ile doktora gittiğinin anlaşıldığı, ayrıca suça sürüklenen çocuğun kendisine yönelik eylemlerinin iki yıl önce bittiğini söylemesi üzerine bu eylemlerin müracaatının iki yıl sonra yapılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, mağdure …’ün 16.03.2018 tarihinde alınan adli muayene raporunda “Anal muayenede saat altı hizasında bir adet derin kronik fissür mevcut, saat on iki hizasında bir adet yüzeysel kızarık ve fissür mevcut” belirtildiği ancak her aşamadaki beyanlarına göre suça sürüklenen çocuğun kendisine yönelik cinsel istismar eylemlerini bir veya iki sene önce sonlandırdığını beyan etmesi üzerine o eylemler sebebiyle oluşabilecek fissürün bu tarihe kadar kalmasının mümkün olmadığı, 30.04.2018 tarihinde Van Adli Tıp Şube Müdürlüğü’nden rapor alınmadan önce doktor ile yapılan görüşmede kendisinde kabızlık durumunun olduğunu belirttiği, yine aynı bulguların raporda da görüldüğü anlaşılmıştır.
3.Mağdure …’ün savcılıkta 22.03.2018 tarihinde vermiş olduğu ikinci ifadesinde suça sürüklenen çocuğun kendisine karşı gerçekleştirmiş olduğu ilk eylem olarak belirttiği olayın suça sürüklenen çocuğun kendisine masaj yapmasını istediği, masaj yaptıktan sonra dudağını öptüğünü beyan etmesi karşısında ilk ifadesinde kendisine yönelik olarak ilk eylemin oyun sırasında kucağına oturtarak kendi pantolonunu çıkartarak cinsel organını sokması şeklinde olduğunu beyan ettiği, ayrıca mağdurenin ikinci beyanında daha önceden belirtmediği şekilde “2016 yılı Ramazan Bayramı’nda ben ve … evlerine yemeğe gitmiştik, … bize yorgan kapatma oyunu oynayalım dedi, ben ne yapacağını bildiğim için oynamak istemedim, ancak zorladı, oynamak zorunda kaldım, sonra yanımda … ve …’de olduğu halde dördümüzün üzerine de yorganı kapattı, ardından yorgan içerisinde kendi cinsel organını çıkararak benim popoma soktu” dediği, bu eylemin hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi diğer mağdure … tarafından da doğrulanmadığı anlaşılmıştır. Mağdurenin mahkemede vermiş olduğu ifadede kucağına oturtarak cinsel istismarda bulunduğu eylemden hiç bahsetmediği anlaşılmıştır. Mağdurenin aşamalardaki değişen beyanları, kendisine yönelik bu eylemlere rağmen merciilere müracaatta bulunmamasının herhangi bir akla veya hukuku uygun bir sebebinin bulunmadığı, kendisine karşı gerçekleştirildiği iddia edilen eylemden sonra anal bölgedeki bulgunun halen neden kaldığı konusunda da bir netlik olmadığından suça sürüklenen çocuğun tüm aşamalarda da üzerine atılı olan suçu inkar etmesi ve suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı olan suçu işlediğine ilişkin tanık beyanı da olmadığından dolayı mağdure …’e yönelik eylemlerinden Beraat kararı verilmiştir.
4.Diğer mağdure …’in savcılık beyanında sanık tarafından kendisine yedi veya sekiz kez cinsel istismar eylemlerinde bulunulduğunun hatta kuzenleri olan … ve …’nında kendisine yaptıklarını gördüklerini beyan etse de … ve …’nın tanık olarak ifadelerinde sanığın mağdureye yönelik bir cinsel istismar eylemini görmediklerini beyan ettikleri, hattı …’nın mağdur tarafından kendisine birşey anlatılmadığını söylediği, …’in ise soruşturma aşamasında “İki yıl önce … bana sanığın kendisine saldırdığını söyledi” dediği, ancak bu saldırının ne olduğu ve boyutunun ne olduğu konusunda herhangi bir kanaatinin oluşmadığı anlaşılmıştır. Mağdure …’in de ablası gibi başından geçen istismar eylemlerini babasına anlatmadığını beyan ettiği, mağdurenin ilk beyanında kendisine karşı suça sürüklenen çocuğun ilk gerçekleştirdiği cinsel istismar eyleminde kendi pantolonunu çıkartarak cinsel organını poposuna sürttüğünü beyan etse de savcılıkta vermiş olduğu ikinci ifadede kıyafetlerinin üzerinden sürtündüğünü beyan ettiği, ikinci ifadesinde daha önceden beyan etmediği odunluğa çağırarak kendisinin cinsel organını poposuna sürtmek suretiyle cinsel istismar eyleminde bulunduğunu beyan ettiği, daha önceden bahsetmediği iki eylem daha benzer şekilde anlattığı, böylece savcılık beyanları arasında açık çelişkilerin yer aldığı, mahkeme aşamasında ise kendisine ayrıca hymen bölgesinden de cinsel organıyla sürtündüğünü beyan ettiği, mağdurenin nitelikli cinsel istismar eylemi tanımlamadığı için soruşturma aşamasında hymen veya anal yönden eyleme maruz kalıp kalmadığına yönelik herhangi bir rapor alınmadığı anlaşılmıştır. Mağdure …’in de beyanları arasında çelişkilerin yer aldığı tanık olarak belirttiği kişilerin olayı görmediklerini beyan ettikleri, suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı olan suçları inkar etmesi, karşısında sanığın cezalandırılması için yeterli delil olmadığından Beraat kararı verilmesi gerekmiştir.
5.Ayrıca kolluk araştırmalarından da anlaşılacağı üzere, ailelerin içe kapalı olduğu, aralarında devamlı tartışmalar meydana geldiği, suça sürüklenen çocuğun ailesinin iki yıl önce … (…) ilçesine taşındıkları, mağdurelerin babasının suça sürüklenen çocuğun annesini darp ettiğine yönelik ifadelerinde yer aldığı, aileler arasında bir anlaşmazlık hususunun olduğu da görülmüştür. Sonuç olarak suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı olan suçları işlediğine dair yeterli somut ve inandırıcı delil olmadığından atılı suçlardan beraatine karar verildiği belirtilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tüm dosya kapsamı ve gerekçe içeriğine göre, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamış ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 13.04.2022 tarihli ve 2022/464 Esas, 2022/717 Karar sayılı kararında katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Erciş Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
26.04.2023 tarihinde karar verildi.