Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2023/4675 E. 2023/4826 K. 07.07.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/4675
KARAR NO : 2023/4826
KARAR TARİHİ : 07.07.2023

K A N U N Y A R A R I N A
B O Z M A

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

Kasten yangın sonucu ölüme sebebiyet vermek ve yangın çıkartmak suçlarından Beyoğlu 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.02.2006 tarihli ve 2005/280 Esas, 2006/27 Karar sayılı kararıyla 16 yıl 13 ay ağır hapis cezasına hükümlü …’nun, bu cezasının 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun’a göre infazı sırasında, … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 07.04.2010 tarihli ve 2010/735 değişik iş sayılı kararı ile 647 sayılı Kanun’un 19 uncu maddesi gereğince 07.04.2010 tarihinden geçerli olmak üzere şartla tahliyesini müteakip, bihakkın tahliye tarihi olan 21.03.2020 tarihinden önce denetim süresi içinde 20.08.2014 tarihinde işlemiş olduğu görevi yaptırmamak için direnme ve hakaret suçlarından dolayı 1 yıl 6 ay ve 1 yıl 4 ay hapis cezalarına mahkûm edilmesi sebebiyle şartla tahliyenin geri alınmasına yönelik

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının talebinin, ikinci suçun denetim süresi içerisinde işlenmemesi sebebiyle yasal şartların oluşmadığından bahisle reddine ilişkin İstanbul İnfaz Hâkimliğinin 23.03.2022 tarihli ve 2022/6120 Esas, 2022/6542 Karar sayılı kararına karşı infaz savcısı tarafından yapılan itirazın reddine dair İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.04.2022 tarihli ve 2022/446 değişik iş sayılı kararı ile ilgili olarak;

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 21.03.2023 tarihli ve 94660652-105-34-13535-2022-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.05.2023 tarihli ve 2023/41935 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü;

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.05.2023 tarihli ve 2023/41935 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“ Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2007 tarihli ve 2007/1-214-181 sayılı kararında belirtildiği üzere infaza ilişkin lehe oluşan hataların kazanılmış hakka konu olmayacağı gözetilerek yapılan incelemede,
Dosya kapsamına göre, İstanbul İnfaz Hâkimliğinin 23.03.2022 tarihli kararı ile hükümlü tarafından işlenen ikinci suçun denetim süresi içerisinde işlenmemesi sebebiyle yasal şartların oluşmadığından bahisle şartla tahliyenin geri alınması talebinin reddine hükmedilmiş ise de,
Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 10.12.2018 tarihli, 2018/2219 Esas, 2018/5254 Karar sayılı ilamında ” Hükümlünün infaza konu cezasından dolayı koşullu salıverilme hakkından yararlanabilmesi bakımından infaz kurumunda geçirilmesi gereken sürenin belirlenmesinde 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun hükümleri uyarınca yapılan uygulamanın 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun hükümlerine göre yapılacak uygulamaya göre lehe olduğundan, somut olayda 5275 sayılı Kanun hükümlerine göre değil 765 sayılı Türk Ceza Kanun’un 17 nci maddesi hükümlerine göre koşullu salıverilme kararının geri alınmasına karar verilmesi gerektiği, koşullu salıverilme ile ilgili uygulama bakımından 647 sayılı Kanun hükümleri ile 5275 sayılı Kanun hükümlerinin sadece lehe olan bölümlerinin alınıp karma uygulama yapılmasının mümkün olmadığı, hükümlerin bir bütün olarak uygulanmasının zorunlu olduğu,…” şeklindeki açıklamalar karşısında;
İnfaz hukukunda hükümlünün ceza evinde geçirmesi gereken süre ile koşullu salıverildikten sonra belirlenen denetim süreleri bakımından lehine olan hükümlerin alınarak karma bir uygulama yapılmasının mümkün olmadığı, hükümlünün 647 sayılı Kanun uyarınca şartla tahliye edildiği, bu nedenle 647 sayılı Kanun’un hükümlünün ceza evinde geçirmesi gereken süre bakımından da lehe olduğu, çapraz ve karma bir uygulama yapılamayacağının anlaşılması karşısında, denetim süresinin 5275 sayılı Kanun’a göre tayin edilemeyeceği ve hükümlünün koşullu salıverildikten sonra belirlenen denetim süresinin 647 sayılı Kanun’a göre belirlenmesi gerektiği, bu sürenin ise bihakkın tahliye tarihi olan 21.03.2020 olacağı, bu haliyle bu tarihten önce 20.08.2014 tarihinde denetim süresi içinde işlenen suç dolayısıyla koşullu salıverilme kararının geri alınması gerektiği ve hükümlünün denetim süresindeki suçu işlediği 20.08.2014 tarihinden bihakkın tahliye tarihi olan 21.03.2020 tarihine kadar geçecek

sürenin 5 yıl 7 ay 1 gün olduğu; 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 48 … maddesi ile 5275 sayılı Kanun’un 107 nci maddesinin 13 üncü fıkrasının (a) bendinde yer alan, “kalan cezasının aynen” ibaresi “başlamak ve hak ederek tahliye tarihini geçmemek koşuluyla sonraki işlediği her bir suç için verilen hapis cezasının iki katı sürenin” ibaresi şeklinde değiştirilmesi nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 7/2-3 ve 5275 sayılı Kanun’un 98/1 … maddeleri dikkate alınarak yeni düzenleme gereğince hesaplama yapıldığında ise, denetim süresi içerisinde işlenen suçtan dolayı verilen 2 yıl 10 ay hapis cezasının 2 katı olan sürenin 4 yıl 20 ay olduğu ve bu sürenin hükümlünün lehine olmadığı da gözetilmek suretiyle, ikinci suçun işlendiği 20.08.2014 tarihi ile 21.03.2020 olan bihakkın tahliye tarihi arasında kalan sürenin aynen infazına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir:”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin, (1), (2) ve (3) üncü fıkraları;
(1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir.
(2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine verir.
(3) Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar.
Şeklinde düzenlenmiştir.

2. 29.09.2002 tarihinde işlemiş olduğu olası kastla öldürme ve genel güvenliği kasten tehlikeye sokmak suçlarından cezalandırılan ve hakkındaki hükümler kesinleşen hükümlü hakkında … Cumhuriyet Başsavcılığının 04.12.2008 tarihli ve 2008/7-6466 sayılı müddetnamesine göre, 16 yıl 13 ay hapis cezasının infazı amacıyla, 17.03.2006 tarihinde ceza infaz kurumuna alınan hükümlünün, cezasından 647 sayılı Kanun’un 19 ve ek 2 nci madde hükümleri uyarınca ½ oranında ve ayda 6 gün indirim yapılmak suretiyle koşullu salıverilme tarihinin 28.12.2009, bihakkın tahliye tarihinin ise 21.03.2020 olarak belirlendiği, … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 07.04.2010 tarihli ve 2010/735 değişik iş sayılı kararı ile 07.04.2010 tarihinden geçerli olmak üzere koşullu salıverilmesine karar verildiği, hükümlünün koşullu salıverildikten sonra bihakkın tahliye tarihi olan 21.03.2020 tarihinden önce denetim süresi içerisinde 20.08.2014 tarihinde işlediği görevi yaptırmamak için direnme suçundan 1 yıl 4 ay hapis, hakaret suçundan 1 yıl 6 ay hapis cezasına mahkum olduğu anlaşılmıştır.

3. Hükümlünün infaza konu cezasından dolayı koşullu salıverilme hakkından yararlanabilmesi bakımından infaz kurumunda geçirilmesi gereken sürenin belirlenmesinde 647 sayılı Kanun hükümleri uyarınca yapılan uygulamanın 5275 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılacak uygulamaya göre lehe olduğu, koşullu salıverilme ile ilgili uygulama bakımından 647 sayılı Kanun hükümleri ile 5275 sayılı

Kanun hükümlerinin sadece lehe olan bölümlerinin alınıp karma uygulama yapılmasının mümkün olmadığı, hükümlerin bir bütün olarak uygulanmasının zorunlu olduğu, denetim süresi ile ilgili 5275 sayılı Kanun’un 107 nci maddesinin altıncı fıkrasında 7242 sayılı Kanun’un 48 … maddesi ile yapılan değişiklik öncesi “Koşullu salıverilen hükümlünün tabi tutulacağı denetim süresi, yukarıdaki fıkralara göre infaz kurumunda geçirilmesi gereken sürenin yarısı kadardır. Ancak süreli hapislerde hakederek tahliye tarihini geçemez.” şeklindeki düzenleme dikkate alındığında 5275 sayılı Kanun hükümlerine göre koşullu salıverilme süresinin belirlenmesi ve koşullu salıverilme kararı verilmesi durumunda denetim süresinin uygulanmasının sözkonusu olabileceği, somut olayda hükümlü hakkında koşullu salıverilme süresi bakımından lehe kabul edilen 647 sayılı Kanun hükümleri uygulandığı anlaşılmakla, denetim süresinin 647 sayılı Kanun’a göre belirlenmesi ve bihakkın tahliye tarihine kadar devam ettiğinin kabulünde zorunluluk bulunduğu ve denetim süresi dolmadan kasıtlı suçtan hapis cezası ile cezalandırılan hükümlü hakkında daha önce verilen koşullu salıverilme kararının geri alınmasına, denetim süresi içerisinde işlediği iki ayrı suçun ceza miktarıda dikkate alınarak 5275 sayılı Kanun’un 107 nci maddesinin on üçüncü fıkrasında 7242 sayılı Kanun’un 48 … maddesi ile yapılan değişiklik öncesi ve sonrası düzenleme karşılaştırılmak suretiyle bihakkın tahliye tarihini geçmeyecek şekilde aynen infaz kararı verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, 647 sayılı Kanun ve 5275 sayılı Kanun hükümleri karma uygulanmak suretiyle ikinci suçun denetim süresi dolduktan sonra işlendiği gerekçesiyle, koşullu salıverilme kararının geri alınması ve aynen infaza ilişkin Cumhuriyet Başsavcılığının talebinin reddine dair İnfaz Hakimliğince verilen karar usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle bu karara karşı yapılan itirazın kabulü yerine reddine dair itiraz merciince verilen karar Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 04.04.2022 tarihli ve 2022/446 değişik iş sayılı kararın 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

07.07.2023tarihinde karar verildi.