YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/10785
KARAR NO : 2023/3707
KARAR TARİHİ : 09.05.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Beraat, mahkumiyet
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Bursa 16. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.06.2016 tarihli ve 2016/439 Esas, 2016/1002 Karar sayılı kararı ile resmi belgede sahtecilik suçundan;
1. Sanık … hakkında, 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
2. Sanık … hakkında, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine,
karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Katılan vekilinin temyiz isteği; eksik inceleme ile karar verildiğine, dolayısıyla kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ve kararı temyiz ettiğine,
2. Sanık müdafiinin temyiz isteği, yapılan iş gereği taksitli satışlarda sözleşme ve senetlerin sanık tarafından düzenlendiğine, müşterinin yalnızca sözleşme ve senetlere imza attığına, suça konu senetlerin de müşteriler … ve … … tarafından bizzat imzalandığına, sanık tarafından senetlerin ön yüzünün kefil sıfatıyla imzalandığına, Mahkemenin bu konuda kriminal raporunu değerlendirmede hataya düştüğüne, suçun unsurlarının oluşmadığına, suça konu senetlerin unsurlarının eksik olması nedeniyle kambiyo senedi vasfında olmadıklarına, katılan …’ye aynı anda “kefil olarak ve ciro edilerek” verilmeleri nedeniyle TCK’nın 43/1 maddesinin uygulanmasının ve senet bedellerinin ödenmiş olması nedeniyle TCK’nın 168. maddesinin uygulanmamasının hatalı olduğuna ve re’sen nazara alınacak nedenlerle kararın bozulmasına,
ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. … Yapı Cam Balkon isimli şahıs şirketinin kayden sanık … adına kayıtlı olduğu, ancak işlerin fiilen kızı olan diğer sanık … tarafından yürütüldüğü, sanıkların açık hesap çalıştıkları ve malzeme aldıkları katılan …’e borçlandıkları, sanık …’in bilgisi ve rızası dahilinde müşteriler … ve … … adına sahte olarak düzenlenen bonoları sanık … tarafından, borçlarına karşılık katılan …’e verildiği, bu şekilde sanıkların üzerlerine atılı suçu işledikleri iddiasıyla haklarında kamu davası açılmıştır.
2. Sanık … savunmalarında; … Yapı Cam Balkon isimli şahıs firmasının kendi adına kayıtlı olduğunu, ancak çoğunlukla işleri kızı …’nin takip ettiğini, … bulunmadığı zamanlarda kendisinin de ilgilendiğini, çoğunlukla senetle çalıştıklarını, …’nin tedarikçileri olduğunu, kendisine 14.000 TL civarında borçlarının olduğunu, hatırladığı kadarıyla 5 tane müşteri senedi verdiklerini, ancak borçlarını zamanında ödeyemediklerini, bu nedenle haklarında belgelerin sahte olduğu yönünde şikayette bulunduğunu düşündüğünü, senet borçluları olarak gösterilen … ve … …’un da kendi müşterileri olduğunu, ancak aralarındaki hukuki ilişkinin ayrıntılarını hatırlamadığını, zaten …’ye olan borçlarını da şikayette bulunduğu tarihte hemen ödediklerini, senetlerin sahte olmadığını, beyan etmiştir.
3. Sanık …’nin savunmaları, suçlamaları kabul etmediğine, …’den malzeme satın aldıklarına, çoğunlukla müşterilerle kendisinin irtibata geçtiğine, aldıkları siparişlerin kimisinin paket ürün şeklinde imal edilip montajına karışılmadan ürünü müşteriye teslim etme şeklinde, kimisinin de montaj dahil imalat şeklinde olduğuna ve satışlarının çoğunluğunun taksitli satış olduğuna, … ile bazen senetle bazen de açık hesap olarak uzun süredir çalışmaları olduğuna, kendisine müşterileri …’tan aldıkları 4 adet senedi hem cirosunu yaparak hem de … talep ettiği için kefil bölümüne kendi adını yazıp imzalamak suretiyle teslim ettiğine, yine müşterileri olan … …’un da 2 adet senedini verdiklerine, 1 tane de kendi adına düzenlediği senedi verdiğine, senetlerin tamamının gerçek olduğuna ve borçlu olan kişilerin aldığı ürünler karşılığında bilgileri dahilinde bizzat kendilerinin imzasını içeren senetler olup sahte olmadıklarına, kendilerinden senet aldığı sırada satış sözleşmelerini düzenleyip yine kendi imzalarını da sözleşmeye aldığına, suçsuz olduğuna ve öncelikle beraatini, aksi takdirde lehine olan hükümlerin tatbikini ve eğer ceza verilecekse de hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını talep ettiğine, ilişkindir.
4. Katılan …’ın aşamalardaki beyanlarının istikrarlı olarak, … Yapı’ya cam balkon yaptırmak üzere bir kez sipariş verdiğine, 2.250 TL’ye anlaştıklarına, 1.000 TL’sini peşin ödediğine, geri kalan için de 250 TL’lik 5 adet senet düzenleyip verdiğine, anlaşmalarına göre bu fiyata duşakabin de yapılacağına, bir hafta sonra duşakabinin takıldığına, ancak balkonun üst bölümünün yapılıp alt bölümünün yapılmadığına ve montajın da tamamlamadığına, … defaatle gelip işlerini tamamlamalarından sonra borcunu ödeyeceğini söylediğine ancak gelmediklerine, bu arada 2 senedi de ödeyip geri aldığına, sanıklarda toplam 3 senedinin kaldığına, bunların da 250’şer TL’lik olduğuna, kesinlikle kendisine 8.000 TL’lik iş yapmadıklarına, adına sahte senet düzenleyip kullandıklarına, sanıklarla iş yapmak üzere Nisan ayında sözleşme yaptıklarına, 26.05.2015 tarihli satış sözleşmesini kabul etmediğine, altındaki imzanın da kendisine ait olmadığına, sözkonusu sözleşmeye konu işi yaptırmadığına, 13.04.2015 tarihli satış sözleşmesindeki imzanın kendisine ait olduğuna, … ödeme nedeniyle geri aldığı 250 TL’lik iki adet mavi renkli senedi de soruşturma sırasında dosyaya sunduğuna, ancak suça konu 07.07.2015, 07.08.2015, 07.09.2015, 07.10.2015 tarihli borçlu olarak göründüğü 4 adet pembe renkli senedi kabul etmediğine, bu senetlerdeki imzaların kendisine ait olmadığına, yönelik olduğu anlaşılmıştır.
5. Katılan …’nin kovuşturma aşamasında, … Yapı’ya alüminyum profil satıyordum ve açık hesap şeklinde çalışıyorduk, bir miktar alacağımız birikmişti, zaten işlerimiz sırasında çoğunlukla … ile muhatap oluyorduk, … ile ticari bir görüşmemiz olmadı, …’den alacağımızı istedik, kendisinde müşteri senetleri olduğunu belirtti ve 4 tane … adına, 2 tane … … adına, 1 tane de …’nin kendi adına düzenlediği senetleri verdi, fakat vadeleri geldiği halde borçlu görünenlere ulaşamadık, avukatıma verdim ve bu şekilde şikayette bulundum, toplam 20.000 TL civarında alacağım vardı, 12.000 TL’sini şikayette bulunduktan sonra ödediler, şu an ticaretimiz devam etmiyor, halen 5.000-6.000 TL civarında alacağım vardır, senet bedellerini ödediler fakat kalan borçlarını ödemediler” şeklinde beyanda bulunduğu; 07.12.2015 tarihli kolluk beyanında da, sanık …’nin 5 senedi borcundan dolayı Mayıs 2015’te, 16.03.2015 ve 29.02.2015 ödeme tarihli 2 senedi ise Ocak 2015’te verdiğini, ifade ettiği anlaşılmıştır.
6. Bilirkişi raporu ile, 13.04.2015 tarihli 1.000 TL’lik tahsilat makbuzunun ön yüzündeki yazılar ile borçlusu … … olan 19.01.2015 tarihli iki adet senet ve borçlusu … olan 26.05.2015 tanzim tarihli 2.000’er TL bedelli 4 adet senet üzerindeki bir kısım yazıların sanık …’un elinden çıktığı, yine aynı senetlerden borçlusu … olan 2.000 TL bedelli senetlerin ön yüzünde atılı imzalardan üst tarafta bulunan iki adet imzanın da sanık …’nin elinden çıkmış olmasının kuvvetle mümkün ve muhtemel olduğu, tespitlerinin yapıldığı anlaşılmıştır.
7. Mahkemece suça konu bonoların incelenerek yasal unsurları taşıdıkları tespitinin yapılmış olduğu, suça konu bono bedellerinin katılan … tarafından icra takibine konu edilmeksizin yapılan şikayet üzerine banka kanalıyla ödendiği anlaşılmıştır.
8. Yapılan yargılama sonunda, sanık … suçlamaları kabul etmediğini, senetlerin kendilerine iş yaptığı müşterileri … ve … …’dan alınan senetler olduğunu savunmuş ise de, katılan …’ın aşamalarda alınan tüm beyanlarında ısrarla sanığın iş yerine bir kez 2.250 TL’lik iş yaptırdığını, bir kısmını peşin ödeyip kalan kısmı içinde 250’şer TL’lik 5 adet senet verdiğini, bunun haricinde başka iş yaptırmadığını, senet de vermediğini beyan etmiş ve katılanın beyanının dosyada mevcut satış sözleşmesi ve sipariş formuyla da doğrulanmış olması, … sanık …’nin katılan …’tan alınan ikinci siparişle ilgili yapılan işin ne şekilde yapıldığını ve ürünün nereye ne şekilde teslim edildiğini, montajın nasıl yapıldığını delilleriyle belgeleyemediği … tüm dosya kapsamına göre sanık …’un üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunu zincirleme şekilde işlediği, suçtan kurtulma amacıyla inkara yönelik savunmasına itibar edilemeyeceği kabulü ile incelemeye konu hüküm verilmiştir.
9. Yapılan yargılama sonunda koşulları oluşmadığından seçenek yaptırımlara çevirme, erteleme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmadığı anlaşılmıştır
IV. GEREKÇE
A. Katılan … Vekilinin Sanık … Hakkında Kurulan Hükme Yönelik Temyiz Talebi Yönünden
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan … vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B. Katılan … Vekili Ve Sanık … Müdafiinin Sanık … Hakkında Kurulan Hükme Yönelik Talepleri Yönünden
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık görülmemiştir.
2. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bursa 16. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.06.2016 tarihli ve 2016/439 Esas, 2016/1002 Karar sayılı kararında katılan … vekili ve sanık … müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan … vekili ve sanık … müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.05.2023 tarihinde karar verildi.