YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/8402
KARAR NO : 2023/2091
KARAR TARİHİ : 12.06.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
HÜKÜM : Temyiz isteminin kabule şayan olmamasından dolayı reddi kararı
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen 03.09.2018 tarihli ve 2018/1610 Esas, 2018/1406 Karar sayılı ek kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu,davalı vekilinin yoluğunda verilen kararın ve temyiz dilekçesinin tebliği üzerinde 27.09.2021 tarihinde verdiği dilekçesinde hükme ilişkin temyiz sebeplerini bildirerek katılma yolu temyiz isteminde bulunduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Davacı vekili 20.10.2017 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 10.08.2016 tarihinde gözaltına alındığını, 16.08.2010 tarihinde serbest bırakıldığını, yapılan yargılama sonunda beraatine karar verildiğini, tazminata esas dosyada vekalet ücreti ödediğini, bu nedenle haksız yargılama nedeniyle 20.000,00 TL maddi, 25.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili davacıya ödenmesini, talep etmiştir.
2.Davalı vekili 17.11.2017 havale tarihli dilekçesinde özetle; davacı hakkında aynı sebeple açılan başka dosya bulunup bulunmadığı araştırılarak var ise derdestlik yönünden davanın reddi gerektiğini, dava yasal süresinde açılmadığından reddi gerektiğini, davacı hakkında yapılan işlemler 29.10.2016 tarihli KHK’ya dayalı olarak yapıldığından davacının tazminat hakkının bulunmadığını, davanın görevli ve yetkili mahkemede açılmadığını, davacı vekilinin özel vekaletnamesinin bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, talep edilen tazminat miktarının fazla olduğunu, davacının tazminata esas dosyada ödediğini beyan ettiği vekalet ücretinin fahiş olduğunu, maliyeden araştırılması gerektiğini, davacının kendi kusurlu hareketleriyle gözaltına alınma işleminin uygulandığını, faiz talebinin yersiz olduğunu, adli kontrol tedbiri bakımından tazminata hükmedilmemesi gerektiğini, kanun gereği rücu imkanı bulunduğundan dava kabul edilecek ise kararda nedeninin yazılması gerektiğini, öne sürmüştür.
3.Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.02.2018 tarih, 2017/434 Esas, 2018/58 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4.Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 12.06.2018 tarihli ve 2018/1610 Esas, 2018/1405 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davalı vekilinin ve davacı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
5.Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 03.09.2018 tarihli ve 2018/1610 Esas, 2018/1405 Karar sayılı ek kararı ile davacı vekilinin temyiz başvurusu hakkında, 5271 sayılı Kanun’un 296 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği “temyiz isteminin hükmün kesin olmasından dolayı reddine” karar verilmiştir.
6.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06.11.2021 tarihli tebliğnamesi ile kararı kesin olduğundan davacı vekilinin ve davalı vekilinin temyiz talebi reddedilerek ek kararın onanmasını talep edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz istemi; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, kararın temyiz edilebilir olduğuna, ek kararın bozulması gerektiğine, ilişkindir.
Davalı vekilinin temyiz istemi; mahkemece derdestlik araştırması yapılmadığına, hükmedilen tazminat miktarının fahiş olduğuna, davanın reddi gerektiğine, davalı lehine vekalet ücreti verilmesi gerektiğine, ilişkindir.
III. GEREKÇE
A.Davacı vekilinin temyiz talebi yönünden;
Koruma tedbirlerine dayalı tazminat davalarının niteliği itibariyle yargılama sırasında sadece 5271 sayılı Kanun’un uygulanması halinde, adil ve hukuka uygun kararlar verilebilmesi ve ilgilerin zararlarının karşılanması hususunda bir kısım sorunların ortaya çıkabilecek olmasından dolayı bu davalarda esas olarak 5271 sayılı Kanun uygulanmakla birlikte, bu Kanunda düzenlenmeyen hususlarda, 6100 sayılı Kanundaki düzenlemeler uygulanmaktadır.
Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davalarının miktar itibari ile temyiz edilebilir olup olmadığı 6100 sayılı Kanun hükümleri göz önünde bulundurularak değerlendirilmektedir. Buna göre, miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Kanun’un 362 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca temyiz edilemez.
Bu açıklamalar çerçevesinde, karar tarihi itibariyle temyiz kesinlik sınırının 47.530,00 TL olduğu ve silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 10.08.2016 – 16.08.2016 tarihleri arasında 6 gün gözaltına alınan davacının 20.000,00 TL maddi 25.000,00 TL manevi tazminat talebinin İlk Derece Mahkemesince tazminat talebinin kısmen kabulü ile 11.300,00 TL maddi, 300,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince maddi tazminatın fazla olduğundan 260,00 TL’ye indirilerek düzeltilmesi suretiyle toplam 560,00 TL tazminata hükmedilmesine karar verilmesi nedeniyle reddedilen toplam 44.440,00 TL tazminat miktarının davacı açısından kesin olduğu görülmekle, davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
B. Davalı vekilinin temyiz istemi yönünden;
Davalı vekili, yokluğunda verilen hükme karşı, davacı tarafın temyiz dilekçesinin kendisine tebliği üzerine süresinde verdiği dilekçesinde hükme ilişkin sebeplerini bildirerek temyiz isteminde bulunmuş ise de, davalı tarafın temyiz isteminin, esasen davacı tarafın temyiz istemine bağlı olarak doğan tamamlayıcı temyiz dilekçesi mahiyetinde olduğu, bu kapsamda, davacı taraf açısından 6100 sayılı Kanun’un 362 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan temyiz sınırı ve kabul edilen tazminat miktarına göre hükmün kesin olması sebebiyle davacı tarafın temyiz istemine bağlı olarak davalı tarafın katılma yoluyla hükmü temyiz etmesinin mümkün olmaması nedeniyle davalı vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
IV. KARAR
A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçe bölümünün B bendinde açıklanan nedenle Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 03.09.2018 tarihli ve 2018/1610 Esas, 2018/1405 Karar sayılı kararına yönelik davalı vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçe bölümünün A bendinde açıklanan nedenle Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 03.09.2018 tarihli ve 2018/1610 Esas, 2018/1405 Karar sayılı ek kararında hukuka aykırılık görülmediğinden davacı vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 296 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİ İLE EK KARARIN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.06.2023 tarihinde karar verildi.