YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/8579
KARAR NO : 2023/2240
KARAR TARİHİ : 20.06.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 13.05.2019 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan 19.03.2010 tarihinde gözaltına alındığını, 22.03.2010 tarihinde tutuklandığını, 08.08.2014 tarihinde tahliye edildiğini, Antalya 2.Ağır Ceza Mahkemesi’nin 22.02.2019 tarihli ve 2014/521 Esas, 2019/114 Karar sayılı kararı ile beraatine karar verildiğini, kararın 27.04.2019 tarihinde kesinleştiğini, tutuklanmadan önce reklam grafiker tasarım işinde çalışan davacının haksız olarak tutuklu kaldığı süre boyunca çalışamadığından gelir kaybı olduğunu, cezaevinde harcama yaptığını, ailesinin cezaevi ziyaretleri nedeniyle yol ve konaklama masrafları olduğunu, ceza davasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden avukatlık ücreti ile avukatın yol ve konaklama masraflarının davacı tarafından ödendiğini, ayrıca davacının üzerine atılı suç nedeniyle manevi zarara uğradığını beyan etmiş, bu kapsamda 300.000,00 TL maddi ve 1.000.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte ödenmesini talep etmiştir.
2. Davalı vekili 19.06.2019 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinde olup olmadığının ve mükerrer dava olup olmadığının araştırılması gerektiğini, talep edilen tazminat miktarının fahiş olduğunu ve davanın reddini talep ettiklerini beyan etmiştir.
3. Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.09.2019 tarihli ve 2019/269 Esas, 2019/412 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 31.01.2020 tarihli ve 2019/3535 Esas, 2020/351 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 15.11.2021 tarihli tebliğnamesi ile temyiz isteminin esastan reddiyle hükmün onanmasını talep etmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Davacı vekilinin temyiz istemi; grafik tasarımcısı olan davacının gelir kaybının asgari ücret üzerinden hesaplanmasının hatalı olduğuna, cezaevinde yaptığı harcamaların, ailesinin cezaevi ziyaretleri nedeniyle yol ve konaklama masraflarının, ceza davasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden avukatlık ücreti ile avukatın yol ve konaklama masraflarının ve tutukluluk süresince yatırılmayan sigorta primleri nedeniyle geç emekli olmasından kaynaklanan zararın maddi tazminata dahil edilmesi gerektiğine ve manevi tazminat miktarının düşük olduğuna ilişkindir.
2. Davalı vekilinin temyiz istemi; davacının tutuklanmasında idarenin kusurunun bulunmadığına, davacının tutuklanmasına kendisinin sebep olup olmadığının tespiti gerektiğine ve hükmedilen tazminat miktarının fahiş olduğuna ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesi gerekçesinde “Davacı …’ın silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 19/03/2010-22/03/2010 tarihleri arasında gözaltında kaldığı, Antalya 1.Sulh Ceza Mahkemesi’nin 22/03/2010 tarih ve 2010/43 sorgu sayılı kararı ile tutuklandığı, 08/08/2014 tarihinde tahliyesine karar verildiği, yapılan yargılama sonunda 22/02/2019 tarihinde sanığın atılı suçlardan beraatine karar verildiği, kararın 27/04/2019 tarihinde kesinleştiği, davacı vekili tarafından Mahkememize sunulan dilekçe ile davacının haksız olarak tutuklu kaldığı süre nedeniyle mağduriyetin başladığı tarihten itibaren işletilmeye başlanacak yasal faiz ile birlikte 300.000 TL maddi, 1.000.000 TL manevi tazminata hükmedilerek, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davalı hazineye yükletilmesini talep ettiği, davalı hazine vekilinin davanın reddini talep ettiği,
Davanın süresinde olduğu ve CMK 141 ve devamı maddeleri uyarınca koruma tedbirlerine dayalı tazminat koşullarının davacı yönünden oluştuğu, Mahkememizce maddi tazminata ilişkin bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, düzenlenen bilirkişi raporunda davacı …’ın gözaltı ve tutuklulukta kaldığı toplam süre nedeniyle 38.247,29 TL gelir kaybının olduğu bildirilmekle, davacının talebinin kısmen kabulü ile 38.247,29 TL maddi tazminat,
Davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmasına ve tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında ve tutuklulukta kaldığı süre, üzüntü derecesi ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer dikkate alınarak, gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği sürede uğramış olduğu manevi zarar nedeniyle sebepsiz zenginleşmeye de neden olmayacak şekilde 40.000 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 78.247,29 TL tazminatın 19/03/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.” denilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince maddi tazminat miktarının 37.598,70 TL’ye ve manevi tazminat miktarının 85.000,00 TL’ye yükseltilmesi suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/521 Esas – 2019/114 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının silahlı örgüt suçundan 19.03.2010 – 08.08.2014 tarihleri arasında 1603 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 27.04.2019 tarihinde kesinleştiği, gözaltı ve tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 142 inci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.
A.Davacı vekilinin temyiz sebeplerine yönelik olarak
1. Asgari ücreti aşan bir geliri olduğunu belgeleyemeyen davacı lehine asgari ücret üzerinden hesaplanan maddi tazminat miktarında isabetsizlik görülmemiş olup, davacı vekilinin bu hususa ilişkin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas, 1957/16 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere; vekalet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekalet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının, kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesi niteliğindeki vekalet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilmeyeceği gözetilmelidir.
Anılan ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağını oluşturan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilemeyeceği anlaşıldığından davacı vekilinin ceza davasında dolayısıyla davacının ödemek zorunda kaldığı vekalet ücretinin de maddi zarar hesabında göz önünde bulundurulması gerektiğine yönelik temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.
3. Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre davacının cezaevinde yaptığı harcamalar, ailesinin cezaevi ziyaretleri nedeniyle yol ve konaklama masrafları, ceza davasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden avukatın yol ve konaklama masrafları ve tutukluluk süresince yatırılmayan sigorta primleri nedeniyle geç emekli olmasından kaynaklanan zararın gerçek zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilmekle bu bedellerin maddi tazminat hesabına dahil edilmemesinde isabetsizlik görülmemiştir.
4. Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması hukuka aykırı bulunmuştur.
B.Davalı vekilinin temyiz sebeplerine yönelik olarak
1. Davacının tutuklu kaldığı suçtan yapılan yargılama neticesinde beraat ettiği, davacının tutuklama müzekkeresinin infaz gördüğü, dosya içerisinde yapılan incelemede davacının tutuklanmasına kendisinin sebep olduğuna dair herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı ve davacının tazminat isteyemeyecek kişilerden olmadığı gözetildiğinde tazminat isteme koşullarının oluştuğu anlaşılmakla, davalı vekilinin davacının tutuklanmasında idarenin kusurunun bulunmadığına ve davacının tutuklanmasına kendisinin sebep olup olmadığının tespiti gerektiğine gerektiğine ilişkin temyiz istemleri yerinde görülmemiştir.
2. Davalı lehine eksik manevi tazminata hükmedilmesi hususu bozma nedeni yapılmış olduğundan, davalı vekilinin hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğuna ilişkin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün (A.4) bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin ve davalı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 31.01.2020 tarihli ve 2019/3535 Esas, 2020/351 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,20.06.2023 tarihinde karar verildi.