YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/23
KARAR NO : 2023/1735
KARAR TARİHİ : 27.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
KARAR : Davanın reddine
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 16. Hukuk Dairesince hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı dava dilekçesinde özetle, kadastro harici bırakılan dava konusu taşınmazı 40 yılı aşkın fasılasız ve nizasız olarak kullandığını, eskiden taşlık ve çalılık olduğunu ve kendisinin imar ve ihya ederek kullanılır hale getirdiğini, üzerinde 40-50 yıllık ev ve 20-25 yaşlarında ağaçlar bulunduğunu ileri sürerek taşınmazın adına tesciline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
II.CEVAP
1. Davalı … Belediye Başkanlığı, davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı Hazine, davacının dava konusu taşınmaz üzerinde kazandırıcı zamanaşımı yoluyla iktisaba elverişli herhangi bir zilyetliğinin bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
1. Mahkemece, davacının dava konusu taşınmazda 20 yıldan fazla bir zamandan beri nizasız ve fasılasız bir şekilde zilyet bulunduğu imar ve ihya ederek kullandığı ve TMK’nın 713 üncü maddesindeki zilyetliğe dayalı tescil yönünden davacı lehine tescil şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
IV. BOZMA VE BOZMA SONRASI YARGILAMA SÜRECİ
1. Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 22.04.2021 tarihli ve 2020/10555 E., 2021/3922 K. sayılı kararıyla; eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulduğu gerekçesiyle Mahkeme kararı bozulmuştur.
2. Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda belirtilen sayılı kararıyla, taşınmazın imar planına alındığı tarihten itibaren geriye doğru 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Nedenleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, eksik incelemeyle emsal dosyalara aykırı karar verildiğini öne sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C.GEREKÇE
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kadastro tespiti sırasında tescil harici olarak bırakılan taşınmazın davacı adına tescili isteğinden ibarettir.
2. İlgili Hukuk
1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713/1. maddesi, “Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir.”
2. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 üncü maddesi, “Tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan (40 ve 100 dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir. “
3. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 17 nci maddesi, “–Orman sayılmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden, masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilen taşınmaz mallar 14 üncü maddedeki şartlar mevcut ise imar ve ihya edenler veya halefleri adına, aksi takdirde Hazine adına tespit edilir.” hükümlerini içermektedir.
3. Değerlendirme
1. Davacı imar ihya ve zilyetlik hukuki nedenine dayalı olarak tapuya tescil isteğinde bulunmuştur.
2. Somut olayda; bozma ilamına uyulduğu halde bozma gerekleri yerine getirilmemiş, mahkemece bozma sonrası keşif yapılmadan fen bilirkişisinden ek rapor alınarak hüküm kurulduğu halde hükmün gerekçesinde tekrar keşif yapıldığı belirtilmiştir. Kaldı ki ek fen bilirkişi raporunda da; dava konusu taşınmazın hem 714 kadastral parselden geldiği hem de taşlık olup ihdas edilen 658 parselden geldiği belirtilerek taşınmazın öncesinin hangi taşınmazdan geldiği hususu açıklığa kavuşturulamamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ile hüküm kurulması hatalıdır.
3. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, dava konusu taşınmaz hakkında kadastro tutanağı düzenlenip düzenlenmediği, düzenlenmemişse ilk defa ne zaman ve ne şekilde tapu kaydının oluştuğu hususları araştırılarak tapu kayıtlarının dayanak belgeleri dosya içerisine alınıp kadastro tespitinde komşu taşınmazların tutanakları ile bunlara uygulanan tapu kayıtları temin edilerek dava konusu taşınmaz bölümlerinin imar planı kapsamında kalıp kalmadığı ilgili belediyelerden sorularak imar planı kapsamında ise imar planının onaylı bir örneği dosyaya getirtilmeli, imar uygulaması ile parsel oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise kim adına tescil edildiği dava konusu taşınmaz bölümüne ait temin edilebilen en eski ve yeni tarihli ortofoto ve uydu fotoğrafları ile Harita Genel Müdürlüğünün web sitesinin harita sorgulama sayfasına girilerek, taşınmaz bölümlerinin bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle buradan elde edilen verilere göre taşınmazın tapuya tescil edildiği ilk tesis tarihinden geriye doğru 15-20-25 yıl öncesine (bulunmadığı takdirde bu tarihlere en yakın tarihlere) ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden getirtilerek dosya arasına konulmalı, dosya bu şekilde ikmal edildikten sonra, mahallinde yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile bir jeodezi-fotogrametri mühendisi, üç ziraatçı bilirkişi ve bir fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, çekişmeli taşınmaz bölümlerinin öncesi itibariyle kime ait olduğu, kimden kime ne zaman ve ne şekilde intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ve hangi tasarruflarla zilyet edildiği, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı, yerel bilirkişi ve tanıkların sözleri komşu parsellere ait tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmelidir.
4. Ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan, çekişmeli taşınmazın eğimini, niteliğini, toprak yapısını, üzerindeki bitki örtüsünü, taşınmazın öncesinin imar ihyaya muhtaç yerlerden olup olmadığı, imar ve ihyaya muhtaç ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığını, taşınmaz üzerinde ekonomik amaçlı zilyetliğe ne zaman başlanıldığını ve taşınmazın kullanım durumunu kesin olarak belirleyen, bilimsel verilere dayalı, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı değerlendirmeyi ve taşınmazın her yönünden çekilmiş ve sınırları kabaca işaretlenmiş renkli fotoğraflarını içerir, somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı;
5. Jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişisinden hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelenmesi neticesinde, taşınmazın sınırlarını ve niteliğini, taşınmaz üzerinde imar-ihya tamamlanmış ise tamamlandığı tarihi ile sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir şekilde rapor alınmalı;
6. Fen bilirkişisine, keşfi takibe ve denetlemeye imkan veren rapor ve kroki düzenlettirilmeli; çekişmeli taşınmazın öncesinin ne olduğu hususunda teknik bilirkişiden kadastro paftası ile imar paftasının ölçeği eşitlenerek çakıştırma yapılmak suretiyle ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, gerek celbedilen belgelerin içerikleri, gerekse de teknik bilirkişi raporu ile çekişmeli taşınmazın (imar uygulaması yapılmadan) öncesinin kadastro sonucu oluşan parsel mi yoksa idari yoldan oluşan parsel mi olduğu kesin olarak belirlenerek taşınmazın ne zaman imar planına alındığı açıklığa kavuşturulmalı, mahkeme hakiminin, taşınmazın niteliğine ve çevre parsellerle karşılaştırılmalı olarak fiziksel özelliklerine ilişkin gözlemi keşif tutanağına aynen yansıtılmalı,
7. Taşınmazın 3402 sayılı Yasa’nın 14 ve 17 nci maddesinde öngörülen koşulların davacı taraf yararına gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
Davacı vekilinin değinilen yönlerle yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı Yasa’nın geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’nun 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
27.03.2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.