Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/2461 E. 2023/2185 K. 10.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2461
KARAR NO : 2023/2185
KARAR TARİHİ : 10.04.2023

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1291 Esas, 2022/230 Karar
HÜKÜM : Kısmen kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen çoklu endüstriyel tasarım hakkına tecavüzün tespiti, durdurulması, men’i, maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 160.660,00 TL’nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Türk Patent Marka Kurumu (TPMK) nezdinde 2014/06473 sayı ile davacı adına tescilli çoklu endüstriyel tasarım ürünlerden 2 ve 11 numaralı endüstriyel tasarımların davalı tarafından taklit edilerek üretildiğini ve internet sitelerinde satışa sunulduğunu, durumun İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2014/83 D.İş sayılı dosyasından tespit edildiğini, davacı şirketin davaya konu ürünler için yoğun reklam çalışması ve katalog yaptırdığını, davalıların sektöründe belli pazar payına sahip davacı tasarımlarından haksız yararlanmak amacı ile hareket ettiğini ileri sürerek markaya vaki tecavüzün önlenmesine, durdurulmasına, taklit ürünlerin davacıya teslimine, 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 52 nci maddesinin b bendi kapsamında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (6098 sayılı Kanun) 50 ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu gereğince şimdilik 10.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya konu tasarımların uzun yıllardır bayanlar tarafından kullanılan ve tasarım için sınırlı özelliklere sahip anonim bir ürün olduğunu, tespit yapılan işyerinin davalıya ait olmadığını, “Mihir” markası ile davalının ilgisi bulunmadığını, davacının 2014 yılında tespit yaptırdığını, buna karşın sunulan belgelerin 2015 yılına ait olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 23.05.2017 tarih, 2015/221 E. ve 2017/115 K. sayılı kararıyla; davacıya ait 2014/06473- 2 ve 11 numaralı çoklu tasarımlarının davalı tarafından taklit edildiği, davalı ticari defterlerinin incelenemediği, davacı firmanın iade analiz raporu ile tek modelden 63.500,00 TL satıştan yoksun kaldığı gözönüne alınarak 6098 sayılı Kanun’un 51 inci madde hükmü uyarınca talep olunan maddi tazminatın uygun olacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 12.06.2020 tarih, 2017/4519 E. ve 2020/1093 K. sayılı kararıyla; hüküm altına alınan manevi tazminatın ihlal süresi ve ihlalin niteliği, dosya kapsamına göre yüksek olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın kısmen kabulüne davalının davacıya ait 2014/06473 tescil no.lu 2 ve 11 no.lu çoklu tasarımlarının davalı tarafından taklit edilmesi nedeniyle vaki endüstriyel hakkına tecavüzün durdurulması ve önlenmesine, taleple bağlı olarak 10.000,00 TL maddi tazminatın tespit tarihi olan 17.12.2014 tarihinden itibaren yürütülecek avans faizi ile birlikte ve davacının manevi zararına yönelik takdiren belirlenen 8.000,00 TL manevi tazminatın 17.02.2014 tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, masrafı davalıdan alınmak üzere kesinleşen hüküm özetinin yurt çapında yayın yapan tiraji en yüksek 3 gazeteden birinde bir kez ilanına karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 15.04.2021 tarih, 2020/5963 E. ve 2021/3725 K. sayılı kararıyla; davacı vekilinin davacı adına tescilli 2014/06473 sayılı çoklu endüstriyel tasarımların davalı tarafından taklit edilerek üretildiği ve internet sitelerinde satışa sunulduğunu iddia ettiği, davacı vekilince sunulan satış fişi ve yapılan bilirkişi incelemesiyle davacının 2014/06473-11 sayı ile tescilli tasarımı ile karşılaştırılması yapılan davalı ürününün taklit olarak piyasaya sürüldüğünün anlaşıldığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesince yeniden esas hakkında kurulan hükümle davanın kabulüne karar verildiği, ancak davalı vekilinin 10.04.2017 tarihli rapora itiraz dilekçesinde ve duruşmadaki beyanında değişik iş dosyasında yapılan incelemede 2014/06473-11 sayı ile tescilli tasarıma dair bir tespitin bulunmadığı, yargılama aşamasında ise alınan bilirkişi raporunda incelendiği belirtilen ürünün davalı ürünü olmadığını beyan ettiği, yeni rapor alınması yönündeki davalı talebinin reddedildiği, alınan rapora dayalı hüküm kurulmuşsa da, davalı vekilinin rapora karşı ciddi itirazları karşılanmadan hüküm kurulmasının doğru olmadığı gibi, dava dışı firma adının yazılı olduğu ve hangi ürüne ait olduğu somut şekilde tespite elverişli bulunmayan bir adet kasa satış fişine dayalı olarak 2014/06473-11 sayılı ürüne yönelik eksik incelemeyle karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle hükmün bozulmasına, bozma sebep ve şekline göre, hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminat miktarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmediği, davacı vekilinin temyiz itirazı yönünden ise; somut uyuşmazlıkta, davacı vekilince 20.000,00 TL manevi tazminatın hüküm altına alınmasının talep edildiği, Bölge Adliye Mahkemesince davacı lehine 8.000,00 TL manevi tazminata karar verildiği, reddedilen miktarın 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 42 nci maddesi ile değişik 362 nci maddesinin birinci fıkrasının a bendi hükmüne göre temyiz sınırının altında kaldığı ve temyiz kabiliyetinin bulunmadığı, 6100 sayılı Kanun’un 366 ncı maddesi delaletiyle kıyasen uygulanması gereken aynı Kanun’un 346 ncı maddesi hükmü uyarınca, kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında Bölge Adliye Mahkemesince bir karar verilmesi gerekmekle birlikte Yargıtay tarafından da karar verilebileceğinden, davacı vekilinin kesin olan karara yönelik temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan yargılama, alınan bilirkişi raporu, celp edilen BA-BS formları değerlendirildiğinde, davacı tarafça dava dışı Elibol Giyim …’dan satın alınarak dosyaya sunulan ve davacı adına tescilli 2014/06473-11 numaralı giysi tasarımına tecavüz ettiğini ileri sürdüğü kadın pardesü ürününün, davalı tarafa ait olduğunun ispatlanamadığı kanaatine varıldığı, satış fişi ve kredi kartı slibi üzerinde ürün kodu, markası vb açıklama bulunmadığı, giyim açıklamasının bulunduğu, ürün ve satış fişi üzerindeki fiyatların birbiri ile aynı olmadığının anlaşıldığı, bu durumda, mahkemece 2014/06473-11 numaralı giysi tasarımına tecavüzün meni ve durdurulması talebi ile bu tasarıma tecavüzden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin yerinde görülmediği, dosya kapsamında bulunun tespit raporu ile İlk Derece Mahkemesince alınan raporlar doğrultusunda, davacı taraf adına tescilli 2014/06473-2 numaralı giysi tasarımının benzerinin, davalı tarafça işyerinde satıldığı ve bu tasarım yönünden davalı tarafın temyiz sebeplerinin reddine karar verildiği anlaşılmakla, kazanılmış haklar korunarak 2014/06473-2 numaralı giysi tasarımına yönelik hükmün aynen tekrarına, davalının tasarıma tecavüzün durdurulması ve önlenmesine karar vermek gerektiği, davacı vekilinin maddi tazminat talebini mülga 554 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin (554 sayılı KHK) 52 nci maddesinin b bendine dayandırdığı, davalı tarafın mahkemenin ara kararlarına rağmen ticari defterlerini sunmadığı, mahkemece alınan kök ve ek raporlardaki hesaplamalar hüküm kurmaya elverişli görülmemekle birlikte, davacı defterlerindeki satışların hangi ürüne ait olduğu belirli olmadığından, ticari defter ve kayıtlarla sonuca gidilemeyeceği, 6098 sayılı Kanun’un 50, 51 inci maddeleri gereğince, hakkaniyet hükümlerine göre maddi tazminata hükmedilmesi gerektiği, ihlal süresinin 17.12.2014 tespit tarihi ile 30.09.2015 tarihleri arasındaki 9 ay 13 günlük süreyi kapsadığı göz önüne alınarak, tek bir tasarım yönünden 5.000,00 TL maddi tazminat ile tespit edilen ihlal süresi ve ihlalin niteliğine, dosya kapsamına göre 4.000,00 TL manevi tazminatın dosya kapsamına uygun olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; yapılan yargılamada 2014/06473 tescil numaralı 2 no.lu çoklu tasarım yönünden tecavüzün bulunduğuna, 2014/06473 tescil numaralı 11 no.lu çoklu tasarım yönünden ise tecavüzün bulunmadığına karar verildiği, kararda her bir alacak kalemi yönünden taleplerinin açıklattırılmadan toplam tazminat talebi olan 10.000,00 TL’yi eşit şekilde değerlendirerek 2014/06473 tescil numaralı 2 nolu çoklu tasarım yönünden 5.000,00 TL maddi tazminata hükmedildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmeden salt ticari defterlerde davalının dava dışı firma ile ticareti bulunmadığı sebebiyle alacak taleplerinin reddine karar verildiğini, bilirkişi raporunda davalının ticari defterlerine ulaşılamadığının ve davalının Elibol Giyim ile alışverişinin bulunmadığının belirtildiğini, ancak davalı tarafından ürünlerin satıldığının kabul edildiğini, ancak daha sonra dava dışı firma ile alışverişinin olmadığının beyan edildiğini, beyanların birbiriyle çelişkili olmasına rağmen sırf vergi kayıtları nazara alınarak inceleme yapıldığını, davalı tarafından ticari defterlerin süresinde sunulmadığı gözetildiğinde sadece Ba-Bs formlarının tek başına kanıt olamayacağının açık olduğunu, 6100 sayılı Kanun’un 222 nci maddesi uyarınca ticari defterlerini ibraz etmeyerek ispat yükünü yerine getirmeyen taraf aleyhine sonuç doğacağını, oysaki kusurlu hareketi ile satışlarını gizleyen, bilirkişi heyetine stok satış bilgilerini ve ticari defterlerini sunmayan tarafın kayıtları esas alınarak hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, sunulan içtihat da dikkate alınarak davalının ticari kayıtlarının sunulmamasının haksız tecavüzün bulunmadığına dair bir karine teşkil etmeyeceğini, bozmaya konu kararda hükmedilen 8.000,00 TL manevi tazminatın kesinleştiğini ancak bozma sonrası karar ile 4.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiğini ve müvekkili aleyhine 4.000,00 TL vekâlet ücretine hükmedildiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın ispatlanamadığını, davacının dava dilekçesinde 556 sayılı KHK’nın 52 nci maddesinin b bendine göre hesaplama yapılmasını istediğini ancak davalı şirket kayıtlarının incelenmediğini, davacının davasını ispat edemediğini, müvekkilinin dava konusu pardesüleri üretmediğini, sunulan faturadan da anlaşılacağı üzere; başka bir kişiden satın aldığını ve sezonu geçtiği için fiyatlarda malın satışının da düştüğünü, tazminat miktarı tayin edilirken hakkaniyet, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, verilen tazminat ile yok olmasına sebep olmayacak şekilde, davacının sebepsiz zenginleşmesine davalının fakirleşmesine neden olmadan takdir edilmesi gerekirken bu hususların değerlendirilmediğini, davalının defter ve kayıtlarını muhasebeden kaynaklı sunamadığı ve bunun açıkça belirtilmiş olmasına rağmen vergi dairesinden de bilgileri BA-BS Formlarını getirtip inceleme yapmadan sunabilecekleri defterleri incelemeden afaki olarak usul ve yasaya aykırı karar verildiğini, bilirkişi heyetince düzenlenen 17.01.2022 tarihli raporun iddialarını destekler nitelikte olduğunu, bilirkişi raporunda satın alınan ürünün kasa fişi ile alındığı, üzerinde marka ve ürün kodu olmadığının tespit edildiğini, istinaf dairesi ile yerel mahkemenin kararı ve bilirkişinin tazminata ilişkin tespitleri gerçeği yansıtmadığını, diğer taraftan müvekkilinin iş yerinde tespit yapılmadığını, başka bir iş yerinde tespit yapıldığını, davacının tasarım tescili için 19.09.2014 tarihinde müracaat ettiğini, müvekkilinin adresinde ise 2015 tarihinde tespit yapıldığını, belirlenen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu, şirketin manevi olarak zarar görmesinin mümkün olmadığını bu nedenle haksız manevi tazminat talebinin reddi gerekirken kabul edilmesinin bozma sebebi olduğunu, istinaf dairesi ve yerel mahkemenin kararları ve dosyada bilirkişinin tespitinin aksine bir ürünün satışında tasarımın tali bir unsur olduğunu, asıl unsurun ürünün markası ve kalitesi olduğunu, davacının dava konusu ürünün tanıtımı için reklam verdiğine dair, vermişe hangi televizyonda yada gazetede verdiğine dair herhangi bir delil sunmadığını, müvekkilinin de dava konusu tasarım için hiçbir yerde reklam vermediğini, reklamı olmayan bir ürünün, tüketicilerin tercihini etkilemesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin mağazasında bulunan birkaç adet ürün ile davacının kâr yada zararı arasında hiç bağ bulunmadığını, ortada bir gelir kaybı varsa müvekkilinden olmayıp illiyet bağını kesen başka bir nedenden kaynaklandığını, kanuna göre haksız fiilden dolayı tazminata hükmedilebilmesi için eylemle zarar arasında illiyet bağı bulunması gerektiği, davanın niteliği gereği davacı lehine tek vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken birden fazla vekâlet ücretine hükmedildiğini, harçların da doğru hesaplanmadığını, davacının avans faizi talebi olmaksızın avans faizine hükmedilmesinin ve dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken 17.04.2014 tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, lehlerine daha fazla vekâlet ücreti hesaplanması gerektiğini belirterek Böle Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, çoklu endüstriyel tasarım hakkına tecavüzün tespiti durdurulması, men’i, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 556 sayılı KHK’nın 52 nci maddesinin b bendi.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

10.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.