YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/6511
KARAR NO : 2011/10553
KARAR TARİHİ : 30.12.2011
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Dava : Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat Talebi
Hüküm : 1.772,66 TL maddi 5.600,00 TL manevi tazminat ile 2.000,00 TL vekalet ücretinin davacıya verilmesine.
Davacının tazminat talebinin kabulüne ilişkin hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmekle hükmedilen tazminat miktarına göre hükmün temyizi kabil olduğundan dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Tazminat davasının 9.6.2009 tarihinde açıldığı, dayanağı olan ceza davasının ise 25.8.2009 tarihinde kesinleştiği ve bu haliyle beraat kararı kesinleşmeden tazminat davası açıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken davaya devamla tazminat talebinin kabulüne karar verilmesi
Kanuna aykırı, davalı vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 29.12.2011 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Tazminat davasının 9.6.2009 tarihinde açıldığı, tazminat davasına konu Hakkari Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/283 esas ve 2009195 sayılı kararının 25.8.2009 tarihinde kesinleştiği bildirilmiş ve bu yazı Van 1.Ağır Ceza Mahkemesine 15.9.2009 tarihinde ulaşmıştır. Van 1.Ağır Ceza Mahkemesi kesinleşmeden tazminat davası açılmış olsa bile davaya devam etmiş, davanın kesinleşmeden açıldığı gerekçesiyle o tarihte davayı reddetmemiştir. Yapılan yargılama sonunda tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Biz aşağıdaki gerekçelerle davanın süresinde açıldığını düşünerek hükmün onanması-
-2-
gerektiğini düşündüğümüzden çoğunluk görüşüne katılmamaktayız.
1-Beraat kararı 26.5.2009 tarihinde verilmiş ve bu karar kesinleşmeden 9.6.2009 tarihinde tazminat davası açılmıştır. Mahkeme kararın kesinleşmeden davanın açıldığını öğrendiği 15.9.2009 tarihinde davayı reddetmesi gerekirdi. Tazminat davasını hükmün kesinleşmesinden itibaren açılmasını öngören CMK’nun 142/1.maddesi, tazminat istemeye hak sahibi olan kimsenin soruşturma ve kovuşturmanın akıbetini ve kesin sonuca bağlanışını takip ederek dava hakkını gecikmeden kullanması öngörülerek düzenlenmiştir. Dava açma süresi en fazla kararın kesinleşmesinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süreye bağlanmıştır. Davayı beraat hükmünün kesinleşmesinden önce açan davacılar bakımından CMK’nun 142/3.maddesi gereğince davanın en önemli dayanağını teşkil eden beraat hükmünün kesinleşip kesinleşmediğini belgelemesini arayıp kesinleşmediğinin anlaşılması durumunda dilekçenin reddi gündeme gelmelidir. İtirazı kabil bu karar sonrası davacı kararın kesinleşmesini bekleyip yeni bir dava açtığı takdirde derdest dava söz konusu olmayacağı gibi dosyamızda olduğu gibi dosyanın geçirdiği safahat sonrası kanunda öngörülen bütün süreler bakımından davacının dava hakkı ortadan kalkmayacaktır.
2-Dava reddedilmeyip sonuçlandırıldığına göre kesinleşmeyi öğrenmeden itibaren üç ay ve her halükarda 1 yıllık süre şu anda geçmiş bulunmaktadır.
Dolayısıyla bu saatten sonra dava açılamayacaktır. Buda davacı aleyhine sonuç doğuracaktır.
3-Keyfiliğin can düşmanı olan usul kurallarını hakların kullanılmasında engel olarak yorumlamamak gerekir. Kanunlar sorunları çözmez. Sorunların çözümü için uygun kurallar manzumesini ortaya koyarlar. Sorunları çözecek olanlar, bu kuralların uygulayıcıları, yani karar vericilerdir. Dolayısıyla bu konuda da hakkaniyete uygun çözüm getirmemiz gerekirdi.
Tüm bu nedenlerden dolayı davanın süresinde açıldığını düşünüyor ve tebliğnamenin belirrtiği diğer nedenler de temyiz edenin sıfatı nazara alındığında kararın onanması gerektiği görüşünde olduğumuzdan çoğunluğun bozma düşüncesine iştirak etmiyoruz.