Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2021/9106 E. 2023/2497 K. 04.09.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/9106
KARAR NO : 2023/2497
KARAR TARİHİ : 04.09.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/2863 E., 2020/206 K.
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 18.12.2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; “Müvekkilin beraatine karar verilen ceza dava dosyası kapsamında uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti yapmak suçundan 29.03.2015 – 09.02.2016 tarihleri arasında haksız olarak gözaltında ve tutuklu kalması sebebiyle oluşan zararının karşılığı olarak 100.000,00 TL maddi, 250.000,00 TL manevi tazminatın olay (tutuklama) tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini arz ve talep ederim.” şeklinde beyanda bulunmuştur.

2. Davalı vekili 06.02.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; “Davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesini talep ederiz. Gözaltı ve tutukluluk süresinin başka bir cezadan mahsup edilip edilmediği, davacının davaya muvafakatinin olup olmadığı araştırılmalıdır. Davacı hakkında yapılan soruşturma sonucunda davacının suçu işlemediğinin sabit olmasından dolayı değil, delil yetersizliğinden takipsizlik kararı verilmiştir. Meydana gelen olayda devletin kusuru yoktur. Davacı yasaya uygun şekilde gözaltına alınmış ve tutuklanmıştır. Talep edilen tazminat miktarı fazla olup, olay tarihinden itibaren faiz talebinin de hukuki dayanağı yoktur.” şeklinde beyanda bulunmuştur.

3. … Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.05.2018 tarihli ve 2018/32 Esas, 2018/150 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

4. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 24.01.2020 tarihli ve 2018/2863 Esas, 2020/206 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 25.11.2021 tarihli ve 2020/30259 sayılı, bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz istemi; hükmedilen manevi tazminat miktarının azlığına, maddi tazminat hesabına avukatlık ücreti ve cezaevi harcamalarının dahil edilmemesine, ilişkindir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Davacı hakkında uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti yapma suçundan soruşturma başlatıldığı, davacının 29.03.2015 tarihinde gözaltına alındığı, 01.04.2015 tarihinde tutuklandığı ve 09.09.2015 tarihinde serbest bırakıldığı, Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/301 Esas, 2017/364 Karar sayılı kararı ile beraat karar verildiği, kararın kesinleştiği, davacının bu süre zarfında haksız olarak gözaltında kaldığı bu sebeple özgürlüğünden yoksun kaldığı, iş bu tazminat davasının yasal süre içerisinde açıldığı, bu nedenle davacının yukarıda belirtilen esaslar ve içtihatlar doğrultusunda yapılan hesap neticesinde özgürlüğünden yoksun kaldığı zaman dahilinde çektiği elem ve üzüntünün davacıyı manevi çöküntü içinde bıraktığı ve objektif bir kriter olmamakla birlikte, davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında kaldığı süre, davacı vekilinin talep ettiği miktar gözönünde bulundurularak zenginleşme sonucu doğurmayacak şekilde hak ve nefaset kuralları dikkate alınarak; davacının maddi tazminat istemine yönelik davasının kısmen kabulü ile 5.206,92 TL maddi tazminatın tutuklanma tarihi olan 01.04.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat istemine yönelik davasının kısmen kabulü ile 7.500,00 TL manevi tazminatın tutuklanma tarihi olan 01.04.2015 tarihinden tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmamıştır.

IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/301 E., 2017/364 K. sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan 29.03.2015 – 09.09.2015 tarihleri arasında 164 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine karar verildiği, beraat hükmünün 11.12.2017 tarihinde kesinleştiği, gözaltına alınma tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye dava açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.

Davacı vekilinin temyiz isteği yönünden;
1.Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nefaset ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak ve emsal uygulamaların da altında olacak şekilde eksik manevi tazminata hükmolunması, hukuka aykırı bulunmuştur.

2.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas ve 1957/16 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere; vekalet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekalet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının, kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesindeki vekalet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilmelidir.

Anılan içtihadı birleştirme kararı ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilemeyeceği anlaşıldığından; kararda bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

3.Davacı vekilinin, cezaevi harcamalarının maddi tazminat hesabına dahil edilmesi gerektiğine ilişkin temyiz istemi de yerinde görülmediğinden reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünün (1) numaralı paragrafında açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 24.01.2020 tarihli ve 2018/2863 Esas, 2020/206 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca … Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.09.2023 tarihinde karar verildi.