Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/8113 E. 2023/2241 K. 12.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8113
KARAR NO : 2023/2241
KARAR TARİHİ : 12.04.2023

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/926 Esas, 2021/1066 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2016/630 E., 2019/927 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 11.04.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacılar vekili Avukat … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; dava dışı …’ın, davacı şirketim kurucu ortağı olduğunu, 17.11.2009 tarihinde şirketteki hisselerini devretmiş ise de devirlerin kağıt üzerinde olduğunu, fiili ortağı olarak şirketin tüm kararlarına katıldığını ve şirket yönetiminde bulunduğunu, müvekkili …’in şirket müdürü olduğunu ve şirketin acil ihtiyaçları karşılanmak üzere şirket kasasında imzalı ve boş olarak çek bulundurduğunu, şirket kasası anahtarının şirket muhasebecisi …’de olduğunu ve bu çeklerin …’ın emanetinde olduğunu, … tarafından usulsüzce doldurulan bir adet çekin ciro yoluyla davalının eline geçtiğini, davalının ihtiyati haciz talep ettiğini, çekin bedelsiz olması ve karşılıksız keşide edilmesi nedeniyle müvekkilinin … ile iletişime geçtiğini, ancak anılan kişinin ortaklığın durumu ile ilgili müvekkiline yeni şartlar dayattığını, haciz tehdidi altında olan müvekkilinin de birisi 35.000,00 TL bedelli, ikisi boş olmak üzere 3 adet çeki …’a verilmek üzere şirket çalışanı …’e imza karşılığında verdiğini, eş zaman olarak davalı …’nın da ihtiyati hacizden feragat ettiğini, ancak suç duyurusunda bulunmaları üzerine davalının da çeki icra takibine koyduğunu ileri sürerek takip nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitine, davalının %20 oranında kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının beyan ettiği olayların müvekkili ile ilgisinin bulunmadığını, ciro yoluyla elde edilen çekle ilgili ihtiyati haciz talep ettiklerini, müvekkilinin iyi niyetli üçüncü şahıs olduğunu, davacının ilk çeke yönelik bu kadar ciddi itirazları varken ikinci bir çeki vermiş olmasının haciz baskısı ile açıklanamayacağını, çeklerde imzanın davacıya ait olduğunun tespit edildiğini, takibe itirazın haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının iddialarını yazılı delillerle ispat etmesi gerektiği, davalı yanın ağır kusur ve kötü niyeti kanıtlanmaksızın anılı hususların davalı tarafa defii zımmında ileri sürülemeyeceği, bu anlamda davacı yazılı delil sunamadığı gibi, ceza soruşturmasının da beraat kararı ile sonuçladığı ve kararın kesinleştiği, davalı yanın ağır kusur ve kötü niyetinin kanıtlanamadığı, 480.000,00 TL bedelli çekin 450.000,00 TL bedelli ilk çekin yerine verildiği ihtilafsız olduğundan, davacı tarafça bu suretle borcun benimsendiği ve kabul edildiği, bu anlamda her iki çekin anlaşmaya aykırı doldurulduğu ve sahtecilik iddiaları kanıtlanamadığından davacı yanın haciz baskısı iddiasının da dinlenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkillerinin davalıya hiçbir borcunun bulunmadığını, çekin delil listesinde yer alan belge ile dava dışı …’a verildiğini, çekin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu, suç duyurusunda bulunulduğunu, resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından kamu davası açıldığını, mahkemece çekin ticari ilişki nedeniyle verildiğinden bahisle beraat kararı verildiğini, çekin haciz baskısı altında davalı …’ya verilmediğini, çekin dava dışı …’a verildiğini, dava konusu çekin boş olarak …’a verildiğine dair imzalı evrakın mahkeme kasasında olduğunu, müvekkilinin çekin ancak şirket ortağı Ahmet Şemsettin tarafından yazılabileceğini ve ihtiyati haczin ancak ondan gelebileceğini bildiğinden haczin kaldırılması için doğrudan doğruya çeki bu kişiye verdiklerini, müvekkilinin davalıyı tanımadığını, davalının çekin iktisabında ağır kusurlu ve kötü niyetli olduğunu, mahkemece de taraflar arasında temel ilişki bulunmadığının belirlendiğini, hakimin ceza mahkemesinin beraat kararıyla bağlı olmadığını, mahkemenin hukuki tavsifte hata yaptığını beyan ederek kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile çekin temel borçlusu olan keşideci davacı, imza sahteliğini ileri sürmediğine göre anılan çek borcundan sorumlu olmaya devam edeceği, nitekim ilk çekin ihtiyati hacze konu edilmesi aşamasında dava konusu diğer çekin imzalanarak diğer unsurları boş olarak verildiği, çekin keşidecinin imzası bulunarak diğer unsurları boş olarak tedavüle sokulmasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, diğer unsurların en geç ibraz aşamasına kadar tamamlanması yeterli olup çekin anlaşmaya aykırı doldurulduğunun ancak kesin delillerle kanıtlanabileceği, somut olayda çekin anlaşmaya aykırı doldurulduğuna ilişkin bir kanıt sunulmadığı, davalının çeki lehtar cirosuyla aldığı ve yetkili hamil olduğu, çekin haksız olarak elden çıkmadığının dava dilekçesindeki anlatımlardan anlaşıldığı, davalının iktisabında ağır kusurlu veya kötü niyetli olduğunu kanıtlayan delil bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 2004 sayılı İcra İflâs Kanunu’nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesi uyarınca açılmış menfi tespit istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, davalının çekin yetkili hamili olup olmadığına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 2004 sayılı Kanun’un 72 nci maddesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 687 nci ve 790 ıncı maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacılara yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

12.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.