Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/7914 E. 2023/2052 K. 04.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7914
KARAR NO : 2023/2052
KARAR TARİHİ : 04.04.2023

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2018/2237 Esas, 2021/927 Karar
HÜKÜM : Davalı … yönünden ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2015/575 E., 2018/461 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davalı … yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı banka ile dava dışı Ballıbaba Kuruyemiş Un ve Unlu Mamulleri Say. Oy. İnş. İth. İhr. San. Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan genel kredi sözleşmesini davalıların müşterek müteselsil kefil olarak imzaladıklarını, söz konusu kredi sözleşmesine istinaden dava dışı şirkete kullandırılan kredinin ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine davalı kefillerin itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali takibin devamı ile davalılar aleyhine tazminata karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı … vekili cevap dilekçesinde; dava dışı şirketin kullandığı kredilerinin dayanağı genel kredi sözleşmesinde müteselsil kefil sıfatıyla herhangi bir imzasının bulunmadığını, genel kredi sözleşmesindeki imzanın kendisine ait olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla takip talebinde talep edilen %32 faiz oranının fahiş olduğunu savunarak davanın reddi ile davacı aleyhine tazminata hükmedilmesini istemiştir.

Davalı … vekili cevap dilekçesinde; dava dışı şirketin davacı bankadan kullanacağı kredilerin teminatı olarak davalıya ait taşınmaz üzerinde 400.000,00 TL tutarlı ipotek tesis edildiğini, davalının 30.03.2004 ve 17.11.2008 tarihli sözleşmelere kefil olduğunu, davalı aleyhine başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip ile işbu davaya konu ilamsız icra takibinin dayanağı borcun aynı borç olduğunu, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (2004 sayılı Kanun) 45 inci maddesi gereği davacının müvekkili aleyhine işbu davayı açamayacağını savunarak davanın reddi ile %20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporuna dayanılarak davalı …’nın 17.11.2008 tarihli kredi sözleşmesinde isim ve imzası bulunmasa da 29.06.2009, 16.12.2009 ve 24.12.2010 tarihli limit arttırımı sözleşmeleri ile 150.000,00 TL için kefil olduğu, grafolog raporu ile sözleşmelerdeki imzaların davalı …’ya ait olduğu tespit edildiğinden 150.000,00 TL teminat limitinden sorumlu olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 586 ncı maddesi uyarınca ipotek paraya çevrilmeden müteselsil kefil hakkında genel haciz yoluyla takibat yapılabileceği, davalı …, dava dışı şirketin kullanacağı kredilerin teminatı olarak taşınmazını ipotek verdiğinden, bu davalı hakkında genel haciz yoluyla takip yapılabilmesi için ipoteğin paraya çevrilmesi ve rehin açığı belgesi alınmasına gerek olmadığı, davalının 10.04.2013 tarihli sözleşmede 340.000,00 TL için kefaletinin bulunduğu, sözleşmede bu sözleşmenin önceki sözleşmelerin ayrılmaz parçası olduğu ve kefilin önceki sözleşmelerden de sorumlu olduğu yazılı olduğundan bu miktarı kapsayacak şekilde tespit edilen borçtan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, Ankara 5. İcra Müdürlüğünün 2015/1962 E. sayılı dosyasında 289.734,76 TL’nin, …’nın 150.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere diğer davalı … ile birlikte sorumlu olduğu gözetilerek itirazların bu miktar üzerinden iptaline, aynı alacak için ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan Ankara 5. İcra Müdürlüğünün 2015/1063 E. sayılı takip dosyasından yapılacak tahsilatların tahsilde tekerrür olmaması için infazda değerlendirilmesine, davalılar aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı … vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili lehine davada reddolunan miktar üzerinden nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekâlet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığı, 150.000,00 TL borçtan sorumlu tutulan müvekkili lehine reddolunan 139.734,76 TL üzerinden kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken bu hususta karar verilmemesinin de hatalı olduğu, dava konusu 295.000,00 TL bedelli sözleşmede müvekkilinin kefil sıfatıyla imzası bulunmadığı halde bu sözleşmeden sorumlu tutulmasının doğru olmadığı, davacı bankanın müvekkilinin hangi genel kredi sözleşmesinden sorumlu olduğunu İlk Derece Mahkemesince 11.04.2018 tarihinde verilen süreye rağmen bildirilemediğini, grafoloji raporunda da 295.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesinde müvekkilinin imzasının bulunmadığının belirtildiğini, davacı bankanın hiçbir açıklama yapmadan ve bilgilendirmeden açığa ve boşa imza attırarak bir kredi sözleşmesi düzenlemesinin haksız şart niteliğinde olduğunu, bakiye harç miktarının da kabul ve ret oranına göre hesaplanması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı banka tarafından takip konusu edilen kredi alacağının davalı kefilin kefalet imzasının bulunduğu 17.11.2008 tarihli genel kredi sözleşmesinden doğduğunun usulüne uygun delillerle kanıtlanamadığı, kullandırılan kredilere ilişkin tediye veya mahsup dekontuna hangi sözleşmeye istinaden kullandırıldığına dair bir bilgi yazılmadığı, davalı kefilin takip ve dava konusu kredi alacağından dolayı kefalet sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davalı … vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının davalı … yönünden kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davalı … yönünden davanın reddine, davacı banka tarafından dava konusu ilamsız icra takibi haksız ve kötü niyetli olarak yapıldığından davalı lehine %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kredinin ödeme fişlerinde kredinin hangi sözleşmeye istinaden kullandırıldığı gibi bir açıklama yapılması şeklinde bir uygulamanın söz konusu olmadığı, bu hususta yasal bir zorunluluk olmadığı gibi bankacılık uygulamasında da bu yönde bir teamül bulunmadığı, kredi borçlusunun kullanmış olduğu kredi fişinde herhangi bir sözleşmeye atıfta bulunulmamış olmasının müşterek müteselsil kefilin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı, dosya kapsamında alınan tüm bilirkişi raporlarında davalı kefilin sorumluluğu tespit edilerek haklılıklarının ispatlandığı, müvekkili bankanın kötüniyetli sayılarak aleyhlerine kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalıların müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı iddia olunan genel kredi sözleşmesine istinaden başlatılan ilamsız icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (2004 sayılı Kanun) 45 inci ve 67 nci maddesi, 6098 sayılı Kanun’un 586 ncı maddesi.

3. Değerlendirme
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan takibe davalı kefillerin itirazının iptali istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemesince davacı banka tarafından takip konusu edilen kredi alacağının davalı kefilin kefalet imzasının bulunduğu 17.11.2008 tarihli genel kredi sözleşmesinden doğduğunun usulüne uygun delillerle kanıtlanamadığı, kullandırılan kredilere ilişkin tediye veya mahsup dekontuna hangi sözleşmeye istinaden kullandırıldığına dair bir bilgi yazılmadığından davalı kefil …’nın takip ve dava konusu kredi alacağından dolayı kefalet sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davalı … yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içerisinde yer alan 17.11.2008 tarihli genel kredi sözleşmesinde davalı …’nın imzası bulunmasa da 29.06.2009, 16.12.2009 ve 24.12.2010 tarihli limit artırımlarında toplam 150.000,00 TL tutarlı kefaleti bulunmaktadır. Ayrıca davacı banka ile diğer davalı … arasında 10.04.2013 tarihli ayrı bir genel kredi sözleşmesi imzalanmış olup, bu sözleşmede davalı …’nın imzası bulunmamaktadır. Dosyada mevcut bilirkişi raporu dava konusu borcun hangi kredi sözleşmesinden kaynaklandığına yönelik bir açıklık içermemektedir.

Hal böyle olunca, mahkemece yapılması gereken iş, davacı banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yaptırılmak suretiyle konusunda uzman bankacı bilirkişilerden oluşan yeni bir bilirkişi heyetinden, davacının takip tarihi itibarıyla borçlu şirketten bir alacağı bulunup bulunmadığı, alacak var ise bunun hangi genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığı ve bu sözleşmede davalı …’nın kefaletinin bulunup bulunmadığı, …’nın takip tarihi itibarıyla sorumlu olduğu borç miktarı hususlarında bir rapor alınıp sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olduğundan Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı … yönünden bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

2. Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.