Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/4889 E. 2023/2050 K. 04.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4889
KARAR NO : 2023/2050
KARAR TARİHİ : 04.04.2023

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1069 Esas, 2021/520 Karar
HÜKÜM : Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2014/1003 E., 2017/1018 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davalı … yönünden davanın reddine, davalı … yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı … tarafından müvekkili aleyhine kambiyo senedine dayalı olarak icra takibi başlatıldığını, takip dayanağı senedin müvekkili tarafından vekaletname verilmek üzere açığa atılan imza üzerine davalı … tarafından oluşturulduğunu, senedin sonradan doldurulduğunu belirterek müvekkilinin senet nedeniyle davalılara borçlu olmadığının tespitine, senedin ve icra takibinin iptali ile kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı … vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin senedi ciro yoluyla devralan iyi niyetli hamil olduğunu, keşideci ile lehtar arasındaki hukuki ilişkinin müvekkili yönünden bağlayıcı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı … davaya cevap vermemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının iddiasını yazılı delille ispat yükü altında bulunduğu, senedin ihdas nedenine ilişkin talil bulunmadığı, davacıya yemin teklif hakkının hatırlatıldığı, davacı vekilinin verilen kesin sürede davalı yana yemin teklif etmediği, davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine, uygulanmış tedbir kararı bulunduğundan davalı … lehine %20 tazminata hükmedilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında borca konu senede ilişkin bir ticari alışveriş olmadığının davalıların ceza yargılamasındaki ve yerel mahkemedeki beyanları ile sabit olduğunu, Yargıtay incelemesinden geçen ceza dosyasının delillerinin bu dosyanın da delilleri olduğunu, 2006 tarihli protokol ile müvekkilinin hisse satın alması veya mal alımı olmadığının dosya içeriğiyle sabit olduğunu, mallara ilişkin ortada bir sevk irsaliyesi veya mal teslim belgesinin bulunmadığını, davaya konu senet ve davalılarca sunulan protokollerde müvekkilinin taraf olmadığı, aksine dava dışı eşi Vedat Şen’in taraf olduğu, davalı beyanı olarak davalı …’ın müvekkilinin eşi ile ticaret yaptığının zabıtlara geçtiğini, senetteki malen kaydı uyarınca ispat yükünün lehtara geçtiğini, lehtarın malın teslim edildiğini ispatlaması gerektiğini, davalı …’ın dava tarihinde fabrika işçisi olup, diğer davalının yanında çalıştığını, 234.000,00 Amerikan dolarını (USD) biriktirmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkilinin iddialarının davalı tarafından açıkça ikrar edildiğini, müvekkilinin eşi adına borçlandırıcı iş ve işlemler yapmaya ilişkin bir vekaletnamesinin bulunmadığını, davalı …’ın senet nedeniyle müvekkiline herhangi bir mal göndermediğini, sunulan belgelerin kendisi ile bir ilgisinin bulunmadığını, ceza mahkemesi dosyasındaki belgeler incelenmeden eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, davalı …’ın müvekkiline nakden ödeme yaptığına dair elinde bir belge bulunmadığını, hukuk mahkemesinin ceza mahkemesi kararıyla bağlı olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince dava konusu senedin davalı lehtar … tarafından, açığa atılan imza üzerine boş kağıdın anlaşmaya aykırı olacak şekilde senet olarak doldurulduğunun yazılı delille ispat edilemediği gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, dava konusu senette lehtar ciranta olan davalı …’ın ceza yargılaması ve işbu davanın yargılaması sırasında dava konusu senet nedeniyle senedin vade tarihinden sonra davacıdan 4.000,00 USD aldığını beyan ettiği, bu beyanına ilişkin olarak da 11.03.2009 tarihli belgeyi dosyaya ibraz ettiği, davacı tarafından, davalı …’a ödenen kısım yönünden davalı hamil …’ın davacının bir kısım ödeme yaptığını bilerek ve kötüniyetli olarak senedin tamamı üzerinden icra takibi başlattığına ilişkin herhangi bir bilgi ve belge ibraz edilmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının davalı … yönünden kaldırılmasına, davalı … hakkındaki davanın reddine, davalı … hakkındaki davanın kısmen kabulüne 10.07.2006 tanzim, 31.12.2008 vade tarihli, 234.000,00 USD bedelli senedin 4.000,00 USD’lik kısmı yönünden davacının davalı …’a borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kambiyo senedine dayalı olarak başlatılan takip nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesi.

3. Değerlendirme
1.Davacı, dava konusu bononun ve davalı … tarafından ceza dosyasına sunulan 10.07.2006 tarihli taahhütnamedeki imzanın kendisine ait olduğunu ancak boş kağıda imza attığını, içeriklerinin sonradan anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu iddia etmiş, ayrıca dava konusu senet üzerinde malen kaydı bulunduğunu kendisine herhangi bir mal teslim edilmediğini de iddia ederek borçlu olmadığının tespiti talebinde bulunmuştur.

2.Gerek 10.07.2006 tarihli taahhütname gerekse 10.07.2006 tanzim tarihli bono altındaki imzanın davacı tarafından kabul edildiği, içeriklerinin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu yazılı delille ispat yükü davacı üzerinde olup, davacı yemin teklifinde bulunmamış, usulüne uygun delillerle de iddiasını ispat edememiştir. Bu durumda 10.07.2006 tarihli taahhütname, 10.07.2006 tanzim tarihli bono ve 28.07.2006 tarihli protokol başlıklı belge birlikte değerlendirildiğinde 234.000,00 usd bedelli 10.07.2006 tanzim tarihli bononun 197.000,00 USD miktarlı kısmının Rusya’da faaliyet gösteren Granit firmasının Konya’daki iki firmaya olan borcu nedeniyle düzenlendiği, 37.000,00 USD kısmının ise Granit firmasının %33 hissesinin … tarafından …’e devri karşılığında düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bonoda malen kaydı bulunmakta olup, 37.000,00 USD’lik kısmı hisse devri karşılığı olduğuna göre malen kaydı bononun bu kısmını karşılamaktadır.

3.Davacı, mal teslim edilmediğini ileri sürdüğüne göre 37.000,00 USD borca karşılık teşkil eden %33 hisse devrinin gerçekleşmediğini yani malen kaydının sonucu olan, malın teslim edildiği karinesinin aksini ispat etmesi gerekir. Senetteki malen kaydı, teslim edilen mal karşılığı senedin düzenlendiğine karinedir. Bu karinenin aksini, yani malın teslim edilmediğini iddia eden davacıya ispat yükü düşer. Bu durumda, mahkemece davacıya bu miktar hisse devredilip devredilmediğinin ilgili şirket ticaret sicil kayıtlarından araştırılması ve davacının bu konudaki delillerinin toplanıp değerlendirilmesi gerekir.

4.10.07.2006 tarihli taahhütnamede, Granit firmasının Konya’da faaliyet gösteren iki firmaya olan borcu nedeniyle …’in senedin 197.000,00 USD’lik kısmını ödemeyi taahhüt ettiğinin belirtildiği, davalı lehtar …’ın 10.07.2006 tarihli taahhütnamedeki ve 28.07.2006 tarihli protokoldeki beyanından “%33 şirket hissesinin devri sonucu yeni hissedar olarak …’in 197.000,00 USD’yi ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği” anlaşılmakta olup, senedin 197.000,00 USD’lik kısmının da hisse devrinin gerçekleşmesi hususuyla bağlantılı olarak taahhüt edildiğinden, senedin 197.000,00 USD’lik kısmından sorumlu olup olmadığının hisse devrinin gerçekleşip gerçekleşmediğine dair toplanacak tüm delillerle birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.

5.Davalılardan hamil …, …’ın çalışanı olup 1.200,00 TL maaşla çalıştığı anlaşılmaktadır. Şeref’in kötüniyetli hamil olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle bu davalı yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de bu davalı yönünden kötüniyet iddiası bakımından tanık dinlenebileceği gibi diğer deliller değerlendirilmeden ve yukarıda belirtilen araştırmalar yapılmadan karar verilmesi doğru olmamıştır.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

04.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.