Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2022/10961 E. 2023/3430 K. 16.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/10961
KARAR NO : 2023/3430
KARAR TARİHİ : 16.05.2023

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/221 E., 2022/1448 K.
HÜKÜM/KARAR : Kabul/Kaldırma/Düzeltme
İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir 1. İcra Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/684 E., 2021/806 K.

Taraflar arasındaki genel haciz yoluyla başlatılan icra takibinde, usulsüz tebliğ şikayeti nedeniyle yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince şikâyetin süreden reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı borçlu vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf talebinin kabulüne, şikayetin kabulüne, Eskişehir 5. İcra Müdürlüğü 2017/4436 Esas sayılı takip dosyasından davacı borçlu adına çıkartılan ödeme emrinin tebliği tarihinin 18.11.2021 olarak düzeltilmesine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı borçlu vekili itiraz dilekçesinde; Eskişehir 5. İcra Müdürlüğü’nün 2017/4436 Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi yapıldığını, davacıya yapılan 27.04.2017 tarihli ödeme emri tebligatının ve buna bağlı işlemlerin iptali ile usulsüz tebliğden haberdar olunan 18.11.2021 tarihinin ödeme emrinin tebliği tarihi olarak kabul edilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı alacaklı vekili cevap dilekçesinde; ödeme emrinin tebliği işleminin usulüne uygun olduğunu, davanın süresinde açılmadığını beyan ederek talebin reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ödeme emrinin tebliğinin usulsüz olduğunun anlaşılmasına rağmen, borçlunun borçlu olduğu diğer 2016/5132 Esas sayılı dosyada düzenlenen sıra cetveli kararının 23.06.2021 tarihinde borçlu-davacı vekili Av. …’e tebliğ edildiği, yine 2016/5132 Esas sayılı dosyasına ilişkin davacı -borçlu vekili Av. … tarafından Eskişehir 1. İcra hukuk Mahkemesi’nin 2021/469 Esas sayılı dosyasıyla 11.08.2021 tarihinde ihalenin feshi davası açıldığı, mahkememizdeki şikayete konu davanın da yine davacı-borçlu … vekili Av. … tarafından 18.11.2021 tarihinde açıldığı, İİK’nın 16/1. maddesi uyarınca usulsüz tebliğ şikayetinin 7 günlük süreye tâbi olup bu süre öğrenme tarihinden başlayacağı, en geç ihalenin feshi dava tarihi olan 11.08.2021 tarihi itibariyle mahkememizdeki şikayete konu icra dosyasından haberdar olunduğu, mahkememizdeki davanın 7 günlük süre geçtikten sonra 18.11.2021 tarihinde açıldığı bu itibarla davanın yasal süresi içinde açılmadığı anlaşılmakla şikayetin süreden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuran
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı borçlu vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Dava dilekçesinde belirtilen hususlar tekrar edilerek, bu dosya ile bağlantısı olmayan borçlu hakkındaki diğer takip dosyasına ilişkin ihalenin feshi davası açılması ile bu takipten de haberdar olunduğunun kabul edilemeyeceğini, aynı dosyadan gönderilen sıra cetvelinin tebliğinin de tebligat tarihinden çok öncesinde 23.05.2016 tarihinde azledilen eski vekili Av….’e yapıldığını, azledilen vekile yapılan tebligatın yok hükmünde olduğunu, bu nedenle sıra cetveli tebliği tarihinin de öğrenme tarihi olarak kabul edilemeyeceğini, bu tebligatın geçerli olduğu düşünülse dahi borçtan haberdar olunduğu sonucunu doğurmayacağını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Av. …’ün 23.05.2016 tarihli azilname ile azledilmiş olduğu, bu nedenle bu tarihten sonra bu vekile yapılan tebligat ile borçlu asilin bu takipten de haberdar olduğunun kabulünün yerinde olmadığı, diğer yandan o takip dosyasına ilişkin borçlu adına ihalenin feshi davası açılmış olmasının da borçlunun bu takipten de haberdar olduğu şeklinde yorumlanamayacağı, şikayet konusu takip dosyası bakımından borçlunun takipten beyan ettiği tarihten öncesinde haberdar olduğuna ilişkin bir delil bulunmadığı, bu nedenlerle borçlunun usulsüz tebliğ işlemini öğrendiğini beyan ettiği 18.11.2021 tarihinin öğrenme tarihi olarak kabulü gerektiğ, mahkemece, ödeme emri tebliğ işlemine yönelik şikayetin kabulü ile 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 32. maddesi uyarınca ödeme emri tebliğ tarihinin 18.11.2021 tarihi olarak düzeltilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde sonuca gidilmesinin usul ve yasaya uygun bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı alacaklı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
İhalenin feshi davası açan, davaya ilişkin tebligat süreçlerini yürüten bir kimsenin ya da vekilinin davacıya gelen tebligattan haberinin olmamasının imkansız olduğu, tebliğ işleminin usulüne uygun yapıldığı ve geçerli olduğunun ortada olduğu, Ankara BAM 32. HD tarafından, davacıya ait uets adresinin olup olmadığı, ilgili tarihlerde davacının başkaca vekilinin olup olmadığı gibi yeterli araştırma yapılmadan verilmiş olan sıra cetvelinin tebliğ edilmediği hususu da hukuki mesnetten yoksun, araştırılmaya muhtaç durumda olduğu, kabul anlamına gelmemekle birlikte; davacı hiçbir sıra cetvelini öğrenememiş olsa dahi, davacının şahıs şirketi, 07.07.2017 tarihinde sicilden re’sen terkin edilmiş durumda olduğu, bu tarihte terkin işlemi yapılan şahsın, kendisine gelen tebligatları öğrenmeme ihtimali bulunmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, genel haciz yoluyla ilamsız takipte usulsüz tebliğ şikayetine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 32’inci , 21/1 maddeleri , İİK’nın 16’ıncı maddesi

3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı alacaklı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 Sayılı Kanun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 Sayılı HMK’nin 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA,

Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

16.05.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.