Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/583 E. 2023/983 K. 09.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/583
KARAR NO : 2023/983
KARAR TARİHİ : 09.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/378 E., 2022/245 K.


KARAR : Karar verilmesine yer olmadığına

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen rücuan tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı Kurum vekili dava dilekçesinde özetle; “Kurumları … İl Müdürlüğünde …sicil sırasında kayıtlı ….’ne ait kağıt üretimi işyeri işçilerinden … sigorta sicil sayılı …’ın 28.12.2012 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu yaralandığını ve iş göremezlik durumuna geldiğini, kaza ile ilgili olarak Kurumları Rehberlik ve Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından yapılan inceleme sonucu düzenlenen 13.08.2014 tarih 209974/İNC/13 sayılı müfettiş raporunda kazazede sigortalının 28.12.2012 tarihinde geçirmiş olduğu kazanın 5510 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesi gereğince bir iş kazası olduğu, iş kazasının meydana gelişinde sigortalının sağlığını koruma ve iş güvenliği ile ilgili mevzuata aykırı şekilde işçi çalıştıran işverenin kazanın oluşunda %100 oranında kusurlu bulunduğu ve hakkında 5510 sayılı Kanun’un 21/. Ve 76/4. Maddeleri uyarınca işlem yapılmasının gerektiğinin belirlendiğini, kazazede sigortalı … tarafından davalılar aleyhine … 4. İş Mahkemesinin 2014/130 E. sırasına kayden açılan maddi ve manevi tazminat talepli davada verilen 19.10.2016 tarihli 2016/461 K. sayılı kararda, kazanın oluşunda davalıların müştereken ve müteselsilen sorumluluğunun bulunduğunun belirlendiğini, kazazede sigortalıya Kurumlarınca 213.631,47.- TL ilk peşin sermaye değerli gelir bağlandığını, 6.523,80.- TL geçici iş göremezlik ödeneği verildiğini, 409,26.- TL tedavi gideri sarf edildiğini ve bu şekilde müvekkili Kurum zararının toplam 220.564,53.- TL’na ulaştığını, davalıların kusurlu davranışlarıyla kazaya sebebiyet verdiğinden 5510 sayılı Kanun’un 21 vd. maddeleri uyarınca Kurum zararlarından müştereken ve müteselsilen sorumlu bulunduklarını, açıklanan nedenlerle kusur ve miktar bakımından fazlaya ilişkin talep ve dava hakları ile tahkikat sonucu belirlenecek kusur durumuna istinaden HMK 107. Maddesi gereği taleplerini arttırma haklarının saklı kalması kaydıyla şimdilik 220.564,53.- TL Kurum zararının 110.282,26 .-TL kısmının sarf, ödeme ve tahsis onay tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline dair karar verilmesini” talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalılar …, …, … ve … vekili cevap dilekçesinde özetle; “Müvekkili davalılar aleyhine ikame edilen … 4. İş Mahkemesinin 2014/130 E. 2016/461 K. sayılı “iş kazasından kaynaklı tazminat” konulu davasının gerekçeli kararında görüleceği üzere; elim kazanın meydana gelmesinde sigortalı işçi …’ın %20, diğer davalı işveren … Tütün Kağıt San. ve Tic. A.Ş.’nin %60, …’ın %7,5, …’ın %2,5 ve …’ın %5 oranında kusurlu olduğu kanaatine varıldığını, ayrıca Torbalı 3. Asliye Ceza mahkemesinin 2014/578 E. 2016/60 K. sayılı ve iş kazası konulu ceza yargılamasında da müvekkilleri … ve …’ın kazanın meydana gelmesinde kusursuz oldukları tespit edilerek Ceza Mahkemesi tarafından müvekkili sanıkların beraatlerine karar verildiğini, yukarıda bahsi geçen … 4. İş Mahkemesinin 2014/130 E. 2016/461 K. sayılı dosyasında her ne kadar davalı müvekkillerine kusur isnat edilmiş ise de müvekkillerinin dava konusu iş kazasının meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığını, Sayın Mahkemeden kazanın meydana gelmesindeki kusur durumunun belirlenmesi açısından yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılmasını talep ettiklerini, yapılacak bilirkişi incelemesinde Torbalı 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/578 E. 2016/60 K. sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda sanık müvekkillerinden … ve …’ın kazanın meydana gelmesinde kusursuz oldukları gerekçesiyle haklarında beraat kararı verilmiş olduğunun da göz önünde bulundurulmasını arz ve istirham ettiklerini, işbu davada da Sayın Mahkemece hüküm tesis edilirken özellikle davalı müvekkillerinden … ve … hakkında kazanın meydana gelmesinde kusursuz oldukları gerekçesiyle verilen beraat kararının dikkate alınmasını dilediklerini, ayrıca elim iş kazasının meydana gelmesinde kusursuz oldukları kanaatinde oldukları davalı müvekkillerinin … 4. İş Mahkemesinin 2014/130 E. 2016/461 K. sayıl dosyasında yapılan yargılama neticesinde tazminat ödemekle yükümlü kılındıklarını, davacı tarafın sigortalısı olan …’a Mahkeme tarafından hükmedilen tazminatların eksiksiz biçimde ödendiğini, bu nedenle Sayın Mahkemece yapılacak yargılamada davacı tarafından talep edilmiş olan miktarın kesin ve doğru olarak belirlenmesinin gerektiğini, Mahkemece verilecek hükümde davalı müvekkillerinin hali hazırda davacı tarafın sigortalısı … lehine yüklü tazminat ödediğinin de göz önünde bulundurulmasını talep ettiklerini, açılanan nedenlerle ve resen nazara alınacak sair nedenlerle davanın reddine dair karar verilmesini” talep etmiştir.
2.Davalı E.U.R.O.PAP … Kağıt San. ve Tic. A.Ş. vekili özetle; “Dava dilekçesinde müvekkili şirketin dava konusu kazada %100 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş ise de bu kusur durumunun taraflarınca kabul edilmediğini, esasen aynı kaza nedeniyle davacı işçi tarafından açılan “iş kazasından kaynaklanan tazminat” konulu davanın … 4. İş Mahkemesinin 2014/130 E. 2016/461 K. sayılı ilamıyla sonuçlanmış olup celbini talep ettikleri bu dava dosyasındaki mevcut ilamda da görüleceği üzere sigortalı işçi …’ın %20 oranında kusurlu olduğu, işveren … Tütün Kağıt San A.Ş.’nin ise %60 oranında kusurlu olduğu, diğer davalılara …’ın %7,5, …’in %5, …’ın %2,5 ve …’ın %5 oranında kusurlu olduğunun belirlendiğini, bilindiği gibi işverenin kusursuz sorumluluğunun söz konusu olmayıp sorumluluğunun kusuruyla sınırlı olduğunu ve SGK’nun taraf olmadığı tazminat davasında belirlenen kusur oranlarının kesin ve huzurdaki dava yönünden bağlayıcı olmadığını, taraflarınca bu kusur oranının dahi kabul edilmediğini çünkü müvekkili şirketin hiçbir kusuru bulunmadığını, kazazede işçinin tamamen kendi iradi eylemiyle kazaya neden olduğunu ve işçinin bu eylemi nedeniyle müvekkili şirket ile kaza arasında herhangi bir nedensellik bağının kalmadığını, kazanın kazazede işçi …’ın kendisine verilen eğitime ve koruyucu malzemelere karşın ve hiçbir zorunluluk-kaçınılmaz durum mevcut olmadığı halde makineyi durdurmak yolunu da seçmeden faal durumdaki makineye elini sokarak müdahalede bulunması neticesinde meydana geldiğini, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğünün 114 üncü ve 2 nci maddelerinde işçilerin bu yoldaki (iş güvenliği ile ilgili) usuller ve şatlara uyma zorunluluğu hükümlerinin yer aldığını, … 4. İş Mahkemesinin 2014/130 E. 2016/461 K. sayılı dosyasına sunulan işyeri şahsi dosyasında mevcut “Oryantasyon Eğitim Formu”ndan da açıkça anlaşılacağı üzere kazazede işçi …’a 13.11.2012 tarihi ile 19.11.2012 tarihleri arasında 16 gün boyunca işin gerektirdiği oryantasyon eğitimin verildiğini ve gerekli bilgilendirmelerin yapıldığını, işyeri koşullarına uygun olarak hazırlanan iç yönetmelikle ilgili “İşçi Sağlığı ve Güvenliği Yönetmelik El Kitabı”nın 13.11.2012 tarihli belge ile teslim edildiğini, ayrıca kişilerin görev ve sorumlulukları, kalite politikaları, makine kullanım talimatları, makine risk analizleri, şirketlerinin iç yönetmeliği ve disiplin kurulu yönetmeliği başlıklı belgelerin de yine kendisine teslim edildiğini, Kişisel Koruyucu Donanım Tesellüm ve Taahhüt Belgesi ile 13.11.2012 tarihinde gerekli tüm ekipmanların da kazazede işçiye teslim edildiğini ve hangi malzemeyi ne zaman ve ne şekilde kullanacağı yönündeki gerekli her türlü bilgilendirmenin de yapıldığını, diğer yandan müvekkili şirketin … 4. İş Mahkemesinin 2014/130 E. 2016/461 K. sayılı ilamın icra takibine konu yapılması karşısında Torbalı İcra Müdürlüğünün 2016/15001 numaralı dosyasına ilamdan kaynaklanan tazminat tutarını tüm fer’ileriyle 536.956,50 TL olarak alacaklı tarafa ödendiğini ve bu ödeme nedeniyle alacaklının takipten feragat etmiş olup ayrıca 11.590,70 TL haricen tahsil-feragat harcını da müvekkili şirketin icra doyasına yatırdığını, Sayın Mahkemenin vereceği kararda müvekkili şirket tarafından yapılan bu ödemenin de dikkate alınmasını talep ettiklerini, dava konusu tazminat tutarının ne şekilde imzalandığı, hesabın dayanakları ve bu hesabın doğru olup olmadığının taraflarınca anlaşılamadığını, çünkü bu konuda dava dilekçesi içeriğinde bir açıklama olmadığı gibi hesaplamalarla ilgili olarak sunulan ve müvekkili şirkete tebliğ edilen herhangi bir delilin bulunmadığını, müvekkili şirkete sadece dava dilekçesinin tebliğ edildiğini, dilekçe ekinde hiçbir belgenin yer almadığını, bu nedenle ve HMK hükümleri gereğince davacı delillerinin taraflarına tebliğinden sonra hesaplamalarla ilgili olarak ayrıca beyanda bulunmak haklarını zorunlu olarak saklı tuttuklarını, ancak bu aşamada 5510 sayılı Kanun’un 21 inci maddesi hükmü karşısında; basit rücu hakkına dayanan tazminat davasında ilk peşin sermaye değerli gelirin Kurum yararına tazmini mümkün kısmının belirlenebilmesi için gerçek tavan hesabı yapılmasının zorunluluğunun bulunduğunu belirtmek istediklerini, tazminat hesabına esas bakiye ömrün belirlenmesinde ülkemize özgü ve güncel verileri içeren TRH 2010 tablosunun nazara alınmasının gerektiğini, diğer yandan tazminatın peşin olarak hesaplanması oysa gelirlerin taksit taksit elde edilmesi, bu nedenle peşin belirlenen tazminattan her taksitte ödenen kısmın bakiyesinden faiz geliri elde edileceğinden sermayeye ekleneceği nazara alınarak tazminata esas gelire iskonto uygulandığını, peşin sermayeden elde edilecek yararın reel faiz kadar olduğunu, buna göre; önceki uygulamalardaki gibi %10 iskonto oranı yerine, enflasyon dışlanarak, değişen ekonomik koşullar ve reel faiz oranları da nazara alınıp Sosyal Güvenlik Kurumu ilk peşin sermaye değeri hesaplamalarına paralel olarak %5 oranının uygulanması gerektiğini, kazanın meydana geldiği tarihte işyerinin … Sigorta A.Ş. tarafından düzenlenen ve kaza tarihinde geçerli olan 11.03.2012 başlangıç tarihli ve … no.lu işveren sorumluluk poliçesi ve 31.03.2012 başlangıç tarihli …no.lu kurumsal ferdi kaza sigortası poliçeleri ile sigorta edildiğini, poliçe kapsamındaki bu kaza nedeniyle dava sonucunda hükmedilecek bedelin ödenmesinin Sigorta Şirketinin sorumluluğunda olduğundan ve müvekkili şirketin ödeme yapmak zorunda kalması halinde sigorta şirketine rücu imkanı bulunduğundan davanın sigorta şirketine ihbar edilmesini talep ettiklerini, açıklanan nedenlerle ve yargılama esnasında anlaşılacak nedenler karşısında davanın sigorta şirketine ihbarına ve müvekkili şirket aleyhine açılan davanın reddine dair karar verilmesini” talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince özetle; 1-Davanın kısmen kabulü ile; Her ne kadar davalılar … ve … aleyhine dava açılmış ise de; adı geçen davalıların iş kazasının meydana gelmesinde kusurları bulunmadığından haklarında açılan davanın reddine,
-28.12.2012 tarihinde meydana gelen ve kazazede işçi …’ın %68 maluliyetiyle sonuçlanan iş kazasında dosyaya aldırılan 15.10.2017 tarihli üçlü bilirkişi heyeti kusur raporu uyarınca iş kazasının meydana gelmesinde davalı … Kağıt San ve Tic. A.Ş.’nin %70, davalı teknik müdür …’in %5, davalı iş güvenliği uzmanı …’ın %5, kazazedenin %20 oranında kusurlu oldukları, davalılar … ve …’ın kusur sorumluluğunun 5510 sayılı Kanun’un 21/4 maddesi kapsamında kaldığı kabul edilerek; davacı kurum tarafından bağlanan 213.631,47 TL ilk sıra PSD gelir, 6.523,80 TL GİG ödeneği, 409,26 TL tedavi gideri toplamı 220.564,53 TL’ye %80 davalı kusuru uygulanmakla kurumun 176.451,62 TL rucü alacağı bulunduğu, (3. kişilerin sorumluluğu açısından 85.452,59 TL PSD, 5.219,04 TL GİG ödeneği, 327,41 TL tedavi gideri toplamı 90.999,04 TL olmak üzere) bununla birlikte taleple bağlılık ilkesi dikkate alınarak (talep %50), 110.282,27 TL rucü alacağından; 106.815,74 TL ilk sıra PSD gelirin (davalı şirketin tamamından davalılar … ve …’ın 85.452.59 TL’sinden sorumlu olduğu dikkate alınarak) 15.09.2014 gelir onay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, -3.261,90 TL GİG ödeneğinin 09.07.2013 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, -204,63 TL tedavi-ilaç giderinden; 34,45 TL’sinin 12.01.2013, 3,55 TL’sinin 30.01.2013, 5,68 TL’sinin 14.03.2013, 14,95 TL’sinin 14.03.2013, 7,75 TL’sinin 28.12.2012, 7,62 TL’sinin 28.12.2012, 130,63 TL’sinin 28.12.2012 tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına dair karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı şirket vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Özetle, “… davacı kurum avukatının beyanı ve sunduğu bir takım kayıtlarda davalı şirketin eldeki dava dosyasındaki borçları sebebiyle 7256 sayılı Kanun kapsamında yapılandırma başvurusu yaptığı anlaşılmakta olup, mahkemece bu yapılandırma başvurusun değerlendirilmesi ve yeniden inceleme yapılmak üzere mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmesi gerekmektedir.” gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 1-Dava konusuz kaldığından Karar Verilmesine Yer Olmadığına, 2-Alınması gerekli 7.533,38 TL karar ve ilam harcının (davalılar … ve …’ın 6.074,06 TL miktar ile sınırlı olmak üzere ) davalılar …., … ve …’dan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, 3-AAÜT uyarınca hesaplanan 17.542,34 TL nispi vekalet ücretinin davalılar …., … ve …’dan (davalılar … ve …’ın 14.227,06 TL miktar ile sınırlı olmak üzere) müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, 4- Davacı tarafça sarf edilen 2.150,00 TL bilirkişi ücreti, 264,73 TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 2.414,73 TL yargılama giderinin davalı …., … ve …’dan (davalılar … ve …’ın 1.946,97 TL miktar ile sınırlı olmak üzere) müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, dair karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davalılar …, …, … ve … vekili özetle; davalı müvekkiller aleyhine tahsiline karar verilen vekalet ücreti ve yargılama giderleri yönünden, mükerrer tahsilata da neden olunmaması için bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

2. Davalı E.U.R.O.PAP … Kağıt San. ve Tic. A.Ş. vekili özetle; verilen kararla müvekkil şirket aleyhine tahsiline karar verilen vekalet ücreti ve yargılama giderleri yönünden, mükerrer tahsilata da neden olunmaması için bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, rücuan tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri
3. Değerlendirme
Eldeki dava dosyası incelendiğinde, davalı şirketçe yapılandırma başvurusu sonucu davaya konu borcun ödendiği ve işbu davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla, taraflara yargılama ve vekalet ücreti verilmemesi gerekirken, aksi yönde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Ancak belirtilen eksikliklerin giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun’unun geçici 3 üncü maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanun’unun 438 inci maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek onanmalıdır.

VII. KARAR
1)Hükmün tamamen silinmesine ve yerine;

“1.Konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına,

2.Davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

3.Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin kendi üstlerinde bırakılmasına,

4.Taraflarca yatırılan gider avanslarının kullanılmayan kısımlarının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,” cümlelerinin yazılmasına ve kararın bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, gönderilmesine,

09.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.