Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/8834 E. 2023/3033 K. 17.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8834
KARAR NO : 2023/3033
KARAR TARİHİ : 17.05.2023

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/732 E., 2021/1033 K.
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2014/981 E., 2019/184 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirket ile imzalanan genel kredi sözleşmesinde diğer davalının müteselsil kefil sıfatının bulunduğu, kullandırılan kredinin geri ödemesi yapılmadığından hesabın kat edilip ihtarname gönderilmesine rağmen yine ödeme yapılmadığını, alacağın tahsili için yapılan icra takibine davalılarca haksız olarak kısmi itiraz edildiğini ileri sürerek anılan icra dosyasında davalıların kısmi itirazının iptaline, takibin devamına ve alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesi sunmamıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirket ile banka arasında imzalanan 12.09.2010 tarihli ve 2.000.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesine ve limit artımı ile birlikte toplam 2.550.000,00 TL tutarlı sözleşmeye diğer davalının müteselsil kefil olduğu, banka tarafından bu sözleşmeler kapsamında beş ayrı proje bazında 2.400.000,00 TL kredi kullandırıldığı, kredi geri ödemesinin 12 ay eşit taksitte 2.706.767,37 TL olarak yapılacağının kararlaştırıldığı, takipte istenen alacağın 29.000,00 TL’sinin çek yaprağı sorumluluk bedelinden kaynaklandığı ancak hangi hesaptan verilen hangi seri numaralı çek yapraklarının blokesinin istendiğinin belgelendirilmediği, bu nedenle çek yaprakları ile ilgili talebinin yerinde görülmediği, hesap kat tarihi itibarıyla henüz vadesi gelmemiş taksitlerin içinde ana paradan ayrı olarak faizin ve gider vergisinin bulunduğu, banka tarafından vadesi gelmeyen taksitler yönünden de, ana para dışında fer’ilerinin de istendiği, oysa vadesi gelmeyen taksitler yönünden faiz ve fer’ilerinin istenemeyeceği, bu durumda vadesi gelmeyen taksitlerin ana paraları dikkate alındığında takip tarihi itibarıyla bankanın 1.839.241,37 TL alacaklı olduğu, davalıların icra dosyasında borcun 1.736.350,00 TL’lik kısmını kabul ettikleri nazara alındığında aradaki fark olan 103.111,37 TL yönünden davalıların itirazının iptaline ve kabul edilen alacağın %20’si oranındaki icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece, bankanın delilleri değerlendirilmeden yasaya aykırı bir şekilde hüküm tesis edildiğini ve alacağın bir kısmının reddine karar verildiğini, kullandırılan kredinin ödenmemesi üzerine muaccel olan ve temerrüde düşülen borçların ödenmesi için hesabın kat edilip ödeme yapılmasının istendiğinş, davalıların borcunun vade ve miktarının önceden belirlendiğini muaccel kılınması için herhangi bir ihtar keşide edilmesine gerek bulunmamakla birlikte keşide edilen ihtarla birlikte ödeme için yine süre tanındığını, ihtarnameye itiraz dahi etmediklerini, kâr payı oranlarının borçlular tarafından kabul edildiğini, verilen çek yapraklarının seri numaralarının dilekçe ekinde olmasına rağmen mahkemece sanki sunulmamış gibi karar tesis edildiğini, borçluların kötüniyetli olarak itiraz ettiklerini belirterek ilk derece mahkemesince verilen kısmi red kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının takip tarihindeki alacak miktarının ana para tutarı 1.839.241,37 TL, 220,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti ve itirazsız kısım ile birlikte toplam 1.839.461,37 TL olarak tespit edildiği, davalıların icra dosyasındaki itirazlarında kabul ettikleri 1.736.350,00 TL’nin tenzili ile takip tarihinde bakiye alacağın 103.111,37 TL olduğu, dava konusu kredide, proje kaynağı kâr ve zarara katılma fonlarından temin edilmekte olup, taksitleri zamanında ödenmeyen projelerin kâr etmeleri kadar zarar etmelerinin de olası olduğu, henüz vadesi gelmeyen taksitlerin kâr paylarının zarar yazılmaması adına davalı borçlulardan istendiği, oysa vadesi gelmeyen taksitler bakımından kâr payı ve gider verginini istenemeyeceği, sözleşmenin 20.4.2 maddesinde gecikme faizinin ne şekilde tespit edileceğinin düzenlendiği, anılan hükme göre, davacı banka tarafından uygulanan en yüksek kâr payının ne olduğuna ilişkin bir delil ibraz edilmediği bu nedenle dava konusu kredilere uygulanan en yüksek kâr payı olan %13.74 oranında gecikme kâr payı istenebileceği, davacı banka tarafından keşide edilen ihtarda 29.000,00 TL çek yaprağı sorumluluk bedelinin deposu gerektiğinin bildirilmesine rağmen icra takibinde gayri nakdi alacak olarak depo talebinde bulunulmamış olup, nakde de dönüştüğüne ilişkin bir delil de sunulamadığı, proje kredisinden kaynaklanan nakit alacak içerisinde tahsilinin talep edilmeyeceği, ilk derece mahkemesince çek yaprağı sorumluluk bedelinden kaynaklanan 29.000,00 TL alacak isteminin reddedilmesinde de isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki sözleşmede kâr payı oranının müvekkilince belirleneceğinin belirtildiğini, Merkez Bankasına bildirilenden de düşük uygulandığını, davalıların buna itirazlarının yerinde olmadığının bilirkişilerce belirlendiğini, katılım bankalarının teamül ve sözleşme maddelerine göre kredi kullandırımı ile kâr payı, krediden kaynaklanan diğer borç kalemlerinin müşteri hesabına borç olarak yansıtılacağını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67 nci maddesi

3. Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinin 6.3.1. maddesinde, “katılım bankalarının verdikleri kredilerden kaynaklanan borçlar, kural olarak (özel durumlar hariç olmak üzere) her bir kredi için aylık veya Banka tarafından belirlenen vade dilimlerine göre belirlenen kar payları ile SMV, KKDF, masraf, komisyon ve sair ferilerin eklenmesi sureti ile tespit edilmiş olduğundan, kredi kullanımı ile birlikte kar payı tahakkuk edilerek Müşteri hesabına borç kaydedilir.” 8.1.1. maddesinde, “Banka Müşteri’ye tanımış olduğu limiti, kısmen veya tamamen hammadde, aramamul, mamul, makine, techizat ve sair ekipman, emtia, altın, gümüş ve sair kıymetli maden, hisse, sisse senedi ve sair menkul kıymetler ile sermaye piyasası araçları ve sair nitelikteki taşınırlar ile elektrik, su, doğal gaz, telefon, faks, elektronik iletişim ve sair haberleşme ücretleri, bakım, tamir, onarım, depo, ardiye ve sair muhafaza, montaj, servis, işçilik gibi hizmet bedelleri, okul, kreş, kurs ve sair eğitim hizmetleri ve sağlık hizmetleri bedelleri ile bunlara ilişkin harç ve sair bedellerin, insan, yük, kargo ve sair taşımı ve nakliye bedelleri taksi, minibüs, otobüs gibi araçlara ait plaka, hat gibi hakların bedelleri, patent, marka, lisans, şerefiye, telif, yazılım gibi fikri ve sınai hak bedelleri, personel, sigorta, kira ve sair yükümlülüklere ilişkin bedeller gibi hakların ve hizmetlerin, arsa. Arazi, tarla konut, fabrika, mesken, bina, villa, devre mülk, devre tatil ve sair nitelikteki kayıtlı taşınmazlar ile kooperatif üyeliği, satış vaadi, Toplu Konut İdaresi, KİPTAŞ ve sair şirketlerdeki, Kurum ve Kuruluşlardaki üyelik hakkı, satış vaadi ile edinilen haklar ve sair tapusuz taşınmaz bedellerinin yurt içinde veya yurt dışındaki satıcılara ihracatçılara, imalatçılara ve sair kişilere ödenmesi suretiyle Müşteri’nin vadeli olarak borçlandırılması sureti ile kullandırılır.” 20.4.2. maddesinde ise “Müşteri’nin borçlarının muaccel olması ve temerrüde düşmesi halinde, Müşteri temerrüt nedeni ile oluşan kar mahrumiyetlerini ödemekle yükümlüdür. Buna göre; borçların vadesinde ödenmemesi nedeni ile vade farkından kaynaklanan kar payı mahrumiyetlerini karşılamak üzere temerrüt tarihinden borcun tamamen tasfiye edilme tarihine kadar, Banka’nın ödenmeyen söz konusu krediler için her bir para cinsinden olmak üzere uyguladığı kredi kar payı oranına göre Banka tarafından belirlenecek tutardaki kâr payı mahrumiyeti gecikme cezası olarak Müşteri tarafından Banka’ya ödenecektir. Bu kâr payı mahrumiyeti üzerinden hesaplanacak BSMV, KKDF ve sair vergi, harç, fon, komisyon, masraflar ve sair ferilerde ayrıca ödenecektir. Ancak, talep, takip, tahsil tarihindeki Banka kredi kar payı oranı daha yüksek ise gecikme nedeni ile uygulanacak kar payı mahrumiyeti oranı hiçbir şekilde bu orandan aşağı olmayacaktır.” hükümlerine haiz olup anılan sözleşme maddeleri gözetildiğinde davacının vadesi gelmeyen taksitlere ilişkin kâr payı ve bu alacağın fer’ilerine hak kazanacağı izahtan varestedir. Bu durumda mahkemece yazılı sözleşme maddeleri hüküm yerinde tartışılmadan sözleşme maddelerinin haksız olduğundan bahisle; anılan kredi sözleşmesine mukabil vadesi gelmemiş alacak kalemlerine ilişkin de kâr payı ve buna bağlı kalemlerin muaccel olacağı gözetilmeksizin dosya kapsamındaki delillere uygun düşmeyen bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştar.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

17.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.