YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8314
KARAR NO : 2023/3005
KARAR TARİHİ : 16.05.2023
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1013 Esas, 2021/1696 Karar
HÜKÜM : Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/170 E., 2021/60 K.
Taraflar arasındaki markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Türkiye’nin tek makas üreticisi olan Meydan Makas San. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.’nin pazarlamacı şirketi olduğunu, müvekkilinin horsehead şekil markasının Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) nezdinde 09.06.2003 tarihinden itibaren 10 yıl süreyle 08 ve 35 inci sınıftaki mal ve hizmetler bakımından 2003/14396 numara ile tescilli olduğunu, müvekkilinin sadece “horsehead şekil” markasının değil “Merze” markasının da sahibi olduğunu, davalının 23.07.2012 tarihinde TPMK’ya yaptığı başvuru ile “ATBAŞI” şeklini 2012/65533 numara ile 08 inci sınıfta kullanılmak üzere tescil ettirdiğini, davalı şirketin markası ile müvekkili markasının, özellikle kullanılan metal emtialar üzerine basıldığında (renk olarak görülemeyeceği ve yazının da zorunluluk nedeniyle çok küçük yazılabilmesi ve hatta bazen yazılamaması durumunda) birbirinden ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, davalının kötüniyetli olduğunu, yetkisiz ve izinsiz olarak müvekkilinin markasını taşıyan makasları yurtdışından ithal edip, yurtiçinde piyasaya arz ettiğini, davalının müvekkilinin markasını kullandığı makasların kalitesinin oldukça düşük olduğunu, müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını, davalı şirketin söz konusu markayı tescil ettirip kullanmasının aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek davalı tarafa ait 2012/65533 tescil numaralı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirkete ait 2012/65533 tescil numaralı markanın iltibas yaratmak amacıyla ve kötüniyetle tescil edildiği iddiasının mesnetsiz ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin 1982 yılında kurulduğunu, TPMK nezdinde tescilli 115 marka, 8 endüstriyel tasarım ve 7 adet patent/faydalı modelin sahibi olduğunu, müvekkiline ait markanın tescil tarihinden önce kullanıldığını, markanın kullanıldığı terzi makaslarının İtalya’da mukim Gianola Giuseppe ve Gianola Mose isimli firmalar tarafından imal edildiğini, müvekkili şirket tarafından 1998 yılından itibaren Türkiye içinde satıldığını, 1998 yılından 2012 tarihine kadar geçen süre içinde kullanılan marka için davacı tarafından hiçbir itirazda bulunulmamasının, sessiz kalınmasının ve markanın tescil tarihi olan 23.07.2012 tarihinden itibaren 3 yıl sonra huzurdaki hükümsüzlük davasının açılmasının davacının kötüniyetli olduğunu ve huzurdaki davayı açmakta hukuki yararı olmadığını ortaya koyduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporuna göre davacı markasının tanınmış marka statüsünde olmadığı, hükümsüzlüğü talep edilen davalıya ait 2012/65533 tescil sayılı markanın, davacıya ait 2003/14396 tescil sayılı marka ile hem marka (işaret) düzeyinde hem de işletme (markaların sahipleri) düzeyinde halk tarafından karıştırılma ihtimali de dahil iltibasa sebep olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 19.01.2021 tarihli bilirkişi raporunda hatalı olarak dava tarihinde yürürlükte olan 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (556 sayılı KHK) yerine 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’na (6769 sayılı Kanun) atıfta bulunulduğunu, müvekkilinin markasının şekil ve kelime markası yani karma marka olduğunu, davaya konu markanın ise şekil markası olduğunu, davalının müvekkilinin tescilli 2003/14396 sayılı şekil + horshead markasını ve bu markanın metal makaslar üzerindeki görünümünün aynen ve ayırt edilemeyecek kadar benzerini tescil ettirdiğini, markaların birbirini çağrıştırdığını, bilirkişi raporundaki tespitlerin yerinde olmadığını, mal ve hizmetlerin ayniyet taşıdığını, karıştırılma ihtimalinin, ilişkilendirme ve ayrıca çağrıştırma ihtimallerini de kapsadığını, metal makasların üstlerine basılmış markaların yazılarının zor ayırt edildiğini, davalı tarafından ürünün üzerine “ATBAŞINI” çağrıştıran şekil unsurunun müvekkilinin konumlandırdığı şekilde konulması sebebiyle tüketiciyi iltibasa düşürme ihtimali olduğunu, davalının markayı kötü niyetli tescil ettirdiğini, davacının markasının iltibas yaratacak derecede benzerini makaslar üzerinde kullandığını, bu ürünleri üretip piyasaya arz ettiğini öğrenmeleri üzerine davalı aleyhine 02.07.2012 tarihinde Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayette bulunduklarını, aynı tarihli arama el koyma kararı ile makaslara el konulduğunu, Bakırköy 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesinde dava açıldığını ve davanın derdest olduğunu, 18.07.2012 tarihinde İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinde marka hakkına tecavüz nedeniyle dava açtıklarını, davalının 23.07.2012 tarihinde hükümsüzlüğü talep edilen 2012/65533 sayılı marka için tescil başvurusunda bulunduğunu, google arama motoruna “ATBAŞI MAKAS” yazdıklarında müvekkiline ait makasların çıktığını, makasın yapısı gereği logo yada markanın yeterince görülmediğini, markaların benzediğini, müvekkilinin markasının sektörel olarak tanınmış olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile markalar arasında ayniyet derecesinde benzerlik bulunmadığı, davacı adına tescilli 2003/14396 numaralı markanın “at başı şekli+horseheat” ibareli olduğu, 08 ve 35 inci sınıflarda tescilli olduğu, davalı adına 2012/65533 numaralı şekil markasının 08 inci sınıfta tescilli olduğu, marka tescillerinin 08 inci sınıfta ortak olduğu, davalı markasında sözcük unsurunun bulunmadığı, davacı markasındaki HORSEHEAD ibaresinin, at başı şeklindeki şekil unsuruna vurgu yaptığı, davalı markası ile davacı markası arasında iltibas yaratacak şekilde benzerlik bulunmadığı, mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda, 6769 sayılı Kanun hükümlerine dayanılarak inceleme yapılmasının da sonuca etkili olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bendi, 42 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 6 ncı maddesinin birinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.