YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6075
KARAR NO : 2023/2591
KARAR TARİHİ : 02.05.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/66 Esas, 2022/123 Karar
HÜKÜM : Kısmen kabul
Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin yurt dışında birçok ülkede yatırılan paraların istenildiği her an geri çekilebileceği ve karşılığında yüksek oranda faiz verileceği garantisi ile müvekkilinin davalı tarafa para verdiğini, ancak ödenen paranın bir türlü geri alınamadığını ileri sürerek 15.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş ve ıslah dilekçesi ile talebini 34.268,99 TL’ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; husumet, zamanaşımı ve hak düşürücü süreden davanın reddi gerektiğini, şirkete sermaye olarak verilen paranın geri istenemeyeceğini, davacının iddialarının asılsız olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 21.01.2016 tarihli ve 2013/701 E., 2016/88 K. sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş ve bu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 07.05.2018 tarihli ve 2017/1180 E., 2018/3234 K. sayılı kararıyla araştırma yapılması gerektiğine ve davalının zamanaşımı def’ini ileri sürmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğuna işaret edilerek mahkeme kararı bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 41 inci maddesi kapsamına girmediği, davacının zararından haksız fiil hükümleri uyarınca davalının sorumlu olduğu, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmadığından ıslah dilekçesine değer verilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 15.000,00 TL’nin dava tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ıslah ile arttırılan kısma yönelik talebin kabul edilmesi gerektiğini ve faiz başlangıç tarihinin ödeme tarihi olarak belirlenmesi gerekirken dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; anonim şirket ortaklarının sermaye olarak şirkete verdiklerini şirketten geri isteyemeyeceğini, hak düşürücü süre ve zamanaşımı sürelerinin dolduğunu, davalı şirketin 7194 sayılı Kanun’un 41 inci maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasında geçerli ortaklık ilişkisi kurulmadığından bahisle bu amaçla verilen paranın iadesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (818 sayılı Kanun) 41 inci, 55 inci ve 60 ıncı maddeleri, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6762 sayılı Kanun) 321 inci ve 336 ncı maddeleri
2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu, 22.04.2022 tarihli ve 2021/7 E., 2022/2 K. sayılı kararı
3. Değerlendirme
1.Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve Dairemizin 07.05.2018 tarihli ve 2017/1180 E., 2018/3234 K. sayılı kararıyla zamanaşımı yönünden davacı lehine usuli müktesep hak oluşmasına göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Davacı vekili dava dilekçesi ile 15.000,00 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsilini istemiştir. Haksız fiillerde haksız fiil tarihinden itibaren faiz talep edilebilmesi mümkündür. Mahkemece davalının eylemleri haksız fiil olarak kabul edilerek dava kabul edilmesine rağmen alacağın Türk lirası olarak istendiğinden bahisle dava tarihinden itibaren faiz talep edilebileceğine dair hatalı gerekçe ile dava tarihinden itibaren faize hükmedilmiş olması bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesi ve 5236 sayılı Kanun’un geçici 2 nci maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 5236 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesi ile değiştirilmeden önceki 438 inci maddesinin yedinci fıkrası gereğince mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı vekilin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan “15.000,00 TL’nin dava tarihi olan 27.04.2011 tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte” ibaresinin çıkartılarak yerine “15.000,00 TL’nin ödeme tarihi olan 01.01.2001 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte” ibaresinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine,Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacıya iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 02.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.