YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9006
KARAR NO : 2023/3001
KARAR TARİHİ : 16.05.2023
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7.Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1932 Esas, 2021/1571
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Kocaeli 2.Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/648 E., 2020/338K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalı Güleryüz Beton arasında 05.07.2018 tarihinde Hazır Beton Satış Sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin müşteri olarak davalı şirkete 03.08.2018 vade tarihli 100.000,00 TL bedelli, 14.09.2018 vade tarihli 100.000,00 TL bedelli, 15.10.2018 vade tarihli 100.000,00 TL bedelli, 12.11.2018 vade tarihli 100.000,00 TL bedelli, 14.12.2018 vade tarihli 100.000,00 TL bedelli çekleri düzenleyerek teslim ettiğini, davalı şirketçe çekler teslim alındıktan sonra 09.07.2018 tarihli tahsilat makbuzu düzenlenerek taraflarına verildiğini, söz konusu çek bedellerine karşılık olacak şekilde müvekkil şirketin, davalı Güleryüz Beton işletmesinden sözleşme kapsamında şartları oluşturulan malları satın alma hakkı elde ettiğini, müvekkili şirket tarafından satıcı Güleryüz Beton’a keşide edilen beş adet çekin dördünün vadesinin geldiğini ve satıcı şirket tarafından kullanıldığını ancak 14.12.2018 vadeli çekin karşılığı olarak müvekkil şirket tarafından davalı şirketten herhangi bir mal teslim alınmadığını bu hususta 03.12.2018 tarihinde Beyoğlu 8. Noterliğinden ihtarname keşide edildiğini, teslim edilen çek tutarında malzeme teslim edilmesi, aksi taktirde sözleşmesinin fesih edileceğinin bildirildiğini, davalı şirketçe ilgili ihtarnamenin 05.12.2018 tarihinde tebliğ alındığını, taraflarına herhangi bir bildirim yapılmadığını, müvekkilinin sözleşme kapsamında alacaklarını alamadığını, avans olarak verilen çek nedeniyle borçlu olmadığı halde ödeme tehdidi içerisinde olduğunu, haricen edinilen bilgiler doğrultusunda davalı şirketin Güleryüz Beton hakkında 16.10.2018 tarihinde Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/568 E. sayılı dosyasından konkordato kararı verildiğini öğrendiklerini, davalı şirketin konkordato ilan etmesi, müvekkil şirketçe anlaşma dahilinde satın alınma ihtimali olan malların alınamama riskini meydana getirdiğini, bu durumda davalı lehine düzenlenen 14.12.2018 vadeli çekin, herhangi bir mal alımı yapılmadan tahsil edilmesinin, müvekkili aleyhine sonuçlar meydana getireceğini ileri sürerek müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında temadi eden ticari ilişki kapsamında 4 adet çekin karşılığında beton teslimatının davalı tarafından yapıldığı, 14.12.2018 keşide tarihli 100.000,00 TL bedelli 5 inci çeke dair davalının teslimat yapmadığı, son çek ile gerçekleştirilen ödemenin avans ödemesi olduğu ve buna karşılık herhangi bir mal ve hizmet almadığı, dava konusu çekin davacı defter kayıtlarında çek ödemesi şeklinde kayıtlı olduğu, davalının defterlerinde kayıtlı bulunan 5 inci çek ile ilgili teslimatının yapılmadığının anlaşıldığı, davalının yevmiye defterinde 3356 yevmiye numarası ile çekin iptal kaydının yapıldığı ancak davacıya iade edilmediği, dava konusu çekin Anadolubank’ın 20.12.2018 tarihli yazı cevabına göre 14.12.2018 tarihinde Fibabanka tarafından ibraz edildiği, ancak mahkeme kararı ile iade edildiği, taraflar arasında imzalanan ve dava dilekçesinin ekinde sunulan hazır beton satış sözleşmesine taraflarca el yazısı ile eklenen 5 adet çekin tarih ve bedelleriyle belirtilerek dercedilmiş olması durumunun da davaya konu çekin ileri tarihli olarak düzenlenip davalıya teslim edilmiş olan dava konusu çekin avans olarak verildiğini ortaya koyduğu, yine davaya konu çek dolayısıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 222 nci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları gereğince davacı lehine delil teşkil eden tarafların ticari defter ve kayıtlarına göre 5 inci çekin fazla ödeme oluşturduğu ve çekin bedelsiz kaldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının 14.12.2018 vade tarihli 100.000,00 TL bedelli çek nedeni ile davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; her ne kadar bilirkişi beyanında “bu çek bedeli dışında” ibaresine yer vermişse de önceki bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde de belirtildiği üzere; yerel mahkemece çekin muhatabı Anadolubank’a yazılan müzekkereye gelen 20.12.2018 tarihli cevabi yazıda “14.12.2018 keşide tarihli ve 100.000,00 TL tutarlı çekin elektronik takas ortamında Fibabanka A.Ş. tarafından ibraz edildiği ve mahkeme kararı ile iade olduğu” beyan edildiği ancak söz konusu çekin kime iade edildiğinin belirtilmediğini, dava konusu çekin mahkeme kararı ile kime iade edildiği dahi tespit edilmemişken, banka tarafından ödenmeyen çek bedeline ilişkin olarak davacının, müvekkili şirketten alacaklı olduğunun tespiti ve ayrıca bilirkişi raporuna ilişkin itirazları değerlendirmeksizin hüküm tesis edilmesini hukuka aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, menfi tespit istemine ilişkin olup, aralarında bulunan ticari ilişki kapsamında davalıya verilen dava konusu çek nedeni ile davacının borçlu olup olmadığı hususu uyuşmazlık konusudur.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 114 üncü maddenin birinci fıkrasının (h) bendi, 115 inci maddesi ile aynı Kanun’un 222 nci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.05.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(Karşı Oy)
KARŞI OY
Uyuşmazlık, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi, bu kararında temyiz incelemesi sonucunda onanması durumunda Bölge Adliye Mahkemesince hükmedilecek istinaf red harcı ile Yargıtayca hükmedilecek onama harcının maktu mu yoksa nisbi mi olacağına ilişkindir.
T.C. Anayasasının 73/3 maddesinde “Vergi, resim, harç vb. mali yükümlülüklerin Kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı”,
492 sayılı Harçlar Yasası’nın 2. maddesinde “Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olacağı”,
(1) sayılı Tarifenin III karar ve ilam harcı başlıklı 1/a madddesinde “Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı”,
1/e maddesinde “yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay, ve Yargıtay’ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı”
2.a maddesinde de “1. fıkra dışında kalan davalarla, taraf teşkiline imkan bulunmayan davalarda verilen esas hakkındaki kararlarla, davanın reddi kararı ve icra tetkik merciilerinin 1. fıkra dışında kalan kararlarında” maktu harç alınacağı düzenlenmiştir.
Bölge Adliye Mahkemelerinde işin esasını hüküm altına aldığı kararlar, ilk derece mahkemesinin yerine geçerek verdiği ve icrai kabiliyeti söz konusu olan kararlardır. Bu kararlar ise, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak 6100 sayılı HMK 353/1-b-2,3 maddelerine göre davanın kabulü veya reddi yönünde verilen kararlardır. İlk Derece Mahkemesi Kararının İstinaf incelemesi sonucunda doğru bulunarak verilen “istinaf başvurusunun esastan reddi” kararı davanın esası hakkında verilen ve işin esasına bölge adliye mahkemesince girilip verilmiş ve icra edilecek bir karar değildir. İlk Derece mahkemesi kararı geçerliliğini sürdürmektedir. Bu itibarla konusu belli bir değere ilişkin davada, davalının istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı 1 sayılı Tarifenin III-1-a maddesinde ifade edilen “esas hakkında” karar niteliğinde bulunmadığından Bölge Adliye mahkemesince nisbi değil, maktu karar ve ilam harcının alınması gerekmektedir.
Başvurunun esastan reddinde, aslında davanın esasına girilmemekte, ilk derece mahkemesi kararı doğru bulunduğundan dava hakkında ayrıca karar verilmemektedir. Kanun koyucunun buradaki “esastan” ifadesini, istinaf başvurusu sırasında dilekçeye, harca, süreye vb. şekli hususlara ilişkin bir eksiklik olmaması, istinaf sebeplerinin incelenerek ilk derece kararında usul veya esas yönünden hukuka aykırılık bulunmamasıdır. (Pekcanıtez-Usul-Medeni Usul Hukukun Sh. 2270 vd)
Keza İstinaf başvurusunun reddine ilişkin karar temyiz incelemesi olmadığı için onama kararı niteliğinde de değildir. (Pekcanıtez-Atalay-Özekes Sh. 583, Konuralp, Uluslararası Toplantı Sh. 260, Özekes-100 soruda İstinaf ve Temyiz sh. 99)
1) Sayılı Tarifenin III-1-e maddesi tasdik (onama) edilen kararlar için nisbi karar ve ilam harcı alınacağını düzenlemiş olduğundan Bölge Adliye Mahkemesinin kararı niteliğine göre nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi mümkün olmayıp bu nedenle de maktu harç alınmalıdır.
Aksi düşüncenin kabulü T.C. Anayasası’nın 73/3 maddesindeki “Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağına” ilişkin temel hükme de aykırılık teşkil edecektir ki vergi ve harç yükümlülüğü konusunda kıyas veya yorum yoluyla yükümlülük getirilmesi mümkün değildir.
Somut uyuşmazlıkta, nisbi değere tabi bulunan davada, davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhinde davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ve nisbi karar ve ilam harcının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı hükmedilen karar ve ilam harcı yönünden yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere aykırılık teşkil etmektedir.
Diğer taraftan davalı, istinaf başvurusunun esastan reddi kararını temyiz etmiş olup, red kararının temyiz incelemesi sonucunda alınması gereken onama harcı (1) sayılı Tarifenin 2.a maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi Kararının, niteliğine göre maktu olmalıdır.
Bu halde, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki nisbi karar ve ilam harcının maktu karar ve ilam harcı olarak düzeltilmesi suretiyle HMK 370/1. maddesi gereğince kararın onanması, Daire onama ilamında da nisbi yerine maktu onama harcına hükmedilmesi gerekirken karar ve ilam harçları konusunda yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum.