Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/2910 E. 2023/2660 K. 03.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2910
KARAR NO : 2023/2660
KARAR TARİHİ : 03.05.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/79 Esas, 2022/66 Karar
HÜKÜM : Esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına

Taraflar arasındaki tazminat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 03.05.2013 tarihinde 9000 adet Niğde Beton San. Tic. A.Ş. hisse senedini 1,75 TL’den satın aldığını, hisse fiyatının izleyen hafta içinde ani olarak düştüğünü, müvekkilinin 09.05.2013 tarihinde 9000 adet hisse senedini 1,06 TL’den sattığını ve 6.210,00 TL zarar ettiğini, Sermaye Piyasası Kurulu’nın (SPK) 29.11.2013 tarih ve 2013/38 sayılı bültenine göre Niğbaş ortaklarından…Döküm Sanayi A.Ş.’nin 03.05.2013-09.05.2013 tarihleri arasında önceden ilan etmeksizin Niğbaş hisse senedi sattığını, bu işlem nedeni ile…Şirketi’ne idari ceza uygulandığını, hisse senetlerinin önceden ilan edilmeksizin satılması nedeniyle zarar gören yatırımcıların dava açabileceğinin SPK tarafından kamuya duyurulduğunu, müvekkilinin ihtarname ile davalıdan zararın ödenmesini istediğini, ancak davalının cevap vermediğini ileri sürerek, 6.210,00 TL zararın ticari faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; hisse senedinde görülen fiyat dalgalanmasının SPK’nın 21.03.2014 tarihli bülteninde duyurulduğu üzere davalı ile ilgisi olmayan bir şahsın manipülasyonundan kaynakladığını, müvekkilinin 03.05.2013-09.05.2013 tarihli arasında yaptığı Niğbaş hisse senedi satışlarında satılan payların Merkezi Kayıt Kuruluşu’na kaydedildiği ve satış yapılacağının 16.04.2012 tarihinde Kamu Aydınlatma Platformu’unda ilan edildiğini, davalının SPK bülteninde duyurulan ilke kararlarına aykırı hareket etmediğini, bilgi formunu düzenleyip yayınladığını, haksız bir kararla idari para cezası uygulandığını ve idare mahkemesine dava açıldığını, bekletici mesele yapılması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Mahkemece 24.02.2016 tarih, 2014/334 E. ve 2016/60 K. sayılı kararı ile davacının hesabında 03.05.2013 tarihi itibari ile mevcut 9.000 adet Niğbaş hisse senedinin alım tarihinin 03.05.2013 olmayıp 16.04.2012-13.03.2013 tarih aralıklarında yapılan birçok alım ve satım işleminin sonucu olduğu, davacının uğramış olduğu zararın bir bölümünün satın alma sonrasında hissenin gösterdiği normal fiyat seyrinden, bir bölümünün ise davalının arz talep dengesini bozucu eylemi nedeni ile 03.05.2013-09.05.2013 tarihleri arasında görülen sert fiyat düşüşünden kaynaklandığı, davacının davalıdan talep edebileceği zararın davacının satış fiyatı ile olay öncesindeki bir aya ait ortalama Niğbaş fiyatı arasındaki fark şeklinde hesaplandığı, hisse senetlerinin 02.04.2013-02.05.2013 dönemine ait ortalama fiyatının 1,58 TL olduğu, Niğbaş hisse senetlerinin fiyatlarında görülen sert düşüşün davalı şirketin tedavülü artırıcı nitelikte hisse satışından kaynaklandığı, davalının satış öncesinde SPK’nın kamuyu aydınlatma konusunda getirdiği zorunluluklara uymayarak kusurlu davrandığı, davalı şirketin kusurlu hareketi nedeni ile davacının uğramış olduğu zararın 3.790,00 TL olarak belirlendiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 3.790,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleycek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

B. Bozma Kararı
Dairemizin, 08.01.2018 tarih, 2016/12238 E. ve 2018/49 K. sayılı kararıyla bilirkişi raporuna itirazında davalının kamuyu aydınlatma konusundaki yükümlülüklere uymadan tedavülü artırıcı nitelikte hisse satışından dolayı doğan zarardan sorumlu olması için davalının hisse satışı öncesinde kamuyu aydınlatma yükümlülüklerini yerine getirmiş olsaydı davacının zarar görmeyecek olmasının gerekmekte olduğu, halbuki kamuyu aydınlatma yükümü yerine getirilmiş olsaydı hisse senedi fiyatlarının daha da düşeceğini, dolayısıyla gerekli hisse senedi satış duyurusunun yapılmamış olmasının davacının lehine olduğunu ileri sürdüğü, bilirkişi raporunda, davalının kamuya aydınlatma yükümlülüklerini yerine getirmeden hisse satışlarını yapmaya başlamasının başlangıçtaki yüksek fiyat seviyelerinden yararlanmasını ve daha fazla satış geliri elde etmesini sağladığının belirtilmesine rağmen, bahsi geçen husus üzerinde durulmadığı ve davalı tarafın bu konuda rapora karşı ileri sürdüğü ciddi itirazlarının karşılanmadığı, bu durumda ek rapor ya da yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiği, davalı taraf davaya konu hisse satışı öncesinde Sermaye Piyasası Kurulu’nun kamuyu aydınlatma konusunda getirdiği yükümlülüklere uymadığından dolayı hakkında verilen idari yaptırım kararına karşı idare mahkemesinde dava açtığını ve davanın derdest olduğunu ileri sürmüş olmasına rağmen anılan dava dosyasının da kesinleşmesi bekletici mesele yapılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine işaret edilerek bozulmuştur.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın SPK’nın 12.02.2013 tarih ve 5/145 sayılı kararı üzerine açıldığı, bu karara binaen davalı hakkında idari para cezası uygulandığı ancak idari para cezasının iptaline dair Ankara 14. İdare Mahkemesinin 2018/107 E. sayılı dosyasının 19.01.2021 tarihinde kesinleştiği, açılan davanın konusuz kalması nedeni ile esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davanın açıldığı tarihte davacı tarafın haklılık durumu dikkate alınarak yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın esastan reddine karar verilmesi gerektiğini, fiyat dalgalanmasının davalıya atfedilecek bir kusurdan kaynaklanmadığından ispatlanamayan davanın reddi gerektiğini, davanın SPK’nın 12.02.2013 tarih ve 5/145 sayılı kararına binaen müvekkil davalı hakkında idari para cezası uygulanması nedeniyle açıldığını ancak idari para cezasına İdare Mahkemesince bu işlemin iptaline karar verildiğini, dolayısıyla müvekkili şirketin kusurlu eylemi nedeniyle bir zarara sebebiyet vermediğinin anlaşıldığından davacının dava açtığı sırada haklı olmadığını, SPK’nin hatalı nitelendirmesi nedeniyle yargılama giderlerinden davalının sorumlu tutulamayacağından yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalının sahip olduğu hisselerin önceden ilan edilmeksizin satılması nedeniyle davacının uğramış olduğu zararın tazmini istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6098 sayılı Türk Borçlar Kanun’un (6098 sayılı Kanun) 49 uncu maddesi.

3. Değerlendirme
1.Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.

2. Her ne kadar dava konusuz kalmamış ise de temyiz edenin sıfatına göre esasa ilişkin olarak aleyhe bozma yapılamayacağından, yargılama giderleri yönünden inceleme yapılması gerekmiştir. Mahkemece açılan davanın konusuz kalması nedeni ile esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğine göre yargılama giderlerinin davanın açıldığı tarihte tarafların haklılık durumu dikkate alınarak belirlenmesi gerekir. Davacı, dava tarihinde SPK’nin 12.02.2013 tarih ve 5/145 sayılı kararı üzerine davayı açmıştır. Ancak davanın açılmasına sebebiyet veren SPK davanın tarafı değildir. Bu durumda mahkemece davanın konusuz kalması nedeni ile esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olmasına göre davanın açılmasına davalı sebebiyet vermediğinden davalının yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmaması, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılması gerekir. Bu nedenle temyiz edenin sıfatına göre hükmün 3 numaralı bendinde yer alan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, hükmün 4 numaralı bendinde yer alan davalı yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ve hükmün 5 numaralı bendinde yer alan vekalet ücretinin davalı lehine ödenmesine karar verilmesi gerekmiştir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesi ve 5236 sayılı Kanun’un geçici 2 nci maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 5236 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesi ile değiştirilmeden önceki 438 inci maddesinin yedinci fıkrası gereğince mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.

V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının hüküm fıkrasının (3) numaralı bendinde yer alan “3-Davacı tarafça bozma öncesi ve bozma sonrası yapılan toplam yargılama gideri olarak tebligat, posta ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.223,00 TL’nin (davanın açıldığı tarihte davacı tarafın haklılık durumu dikkate alınarak) davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,” ibaresinin çıkartılarak yerine “Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin üzerine bırakılmasına” ibaresinin yazılmasına, hüküm fıkrasının (4) numaralı bendinde yer alan “Davalı tarafça yapılan yargılama giderinin üzerine bırakılmasına” ibaresinin çıkartılarak yerine “Davalı tarafça bozma öncesi ve bozma sonrası yapılan yargılama gideri olarak tebligat, posta ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 51,60 TL’nin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine” ve hüküm fıkrasının (5) numaralı bendinde yer alan “Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’ye göre 5.100,00 TL maktu vekalet ücretinin (davanın açıldığı tarihte davacı tarafın haklılık durumu dikkate alınarak) davalıdan alınarak davacıya ödenmesine” ibaresinin çıkartılarak yerine “Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’ye göre 5.100,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine”suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesi atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440 ıncı maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

03.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.