YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8638
KARAR NO : 2023/2576
KARAR TARİHİ : 02.05.2023
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1212 Esas, 2021/1347 Karar
HÜKÜM : Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI :2017/695 E., 2019/600 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; Gaziantep 13. İcra Dairesinin 2017/3874 E. sayılı dosyasıyla davacılar aleyhine takibine girişildiğini ancak, takibe dayanak 01.06.2016 keşide ve 30.06.2016 ödeme tarihli 25.000,00 USD bedelli senet ile 01.06.2016 keşide ve 30.02.2017 ödeme tarihli 25.000,00 USD bedelli senet üzerindeki keşideci imzasının muris Yılmaz Borazancı’ya ait olmadığını, ayrıca “USD” yazısının senetlere sonradan eklendiğini, senetlerin iki ayrı vade ihtiva ettiğini ve buna göre kıymetli evrak vasıflarının bulunmadığını ileri sürerek davacıların söz konusu senetler sebebiyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; icra takip dosyası üzerinden davacıya çıkartılan ödeme emrinin davacının kendisine 16.01.2017 tarihinde tebliğ edildiğini, akabinde davacının 25.05.2017 tarihli haciz tutanağı ile borcu kabul edip ödeme taahhüdünde bulunduğunu, eldeki davanın 30.05.2017 tarihinde açıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi’nin 14.03.2019 tarihli raporuyla imzaların muris Yılmaz Borazancı’ya ait olduğu ve “USD” yazılarının sonradan yazıldığını gösterir bir bulgu saptanmadığı tespit edildiğinden davacılar vekilinin bu yöndeki iddialarının yerinde olmadığı, davaya konu bonolarda iki ayrı vade bulunduğundan senedin kambiyo senedi vasfını yitirdiği, davalının da bonoların kambiyo senedi vasfını yitirdiği ve adi yazılı belgeye dönüştüğü düşüncesiyle ilamsız icra takibine giriştiği, icra dosyasından gönderilen ödeme emrinin davacıya 16.01.2017 tarihinde tebliğ edildiği, davacının 25.05.2017 tarihli haciz tutanağına göre, borcu kabul edip ödeyeceği konusunda taahhütte bulunduğu, davacının borcu kabul beyanının yer aldığı tutanak, borçluya ödeme emrinin tebliğinden sonra düzenlenmiş olduğundan, ihtiyati hacizlerde olduğu gibi icra tehdidi ve manevi baskıdan söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece bilirkişi raporlarına itirazlarının dikkate alınmadığını, raporda sadece imzaların incelendiğini, senetlerin muhtelif yerlerindeki oynamaların incelenmediğini, fotoğraflı karşılaştırma yapılmadığını, senetler üzerindeki “USD” ibarelerinin sonradan senetlere eklendiğinin gözle görünür şekilde ortada olduğunu, daha kapsamlı ve detaylı bir inceleme yapılması halinde senet üzerindeki imzaların müvekkiline ait olmadığının ve senetlerde tahrifat yapıldığının ortaya çıkacağını belirterek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Adli Tıp Kurumu’nun 14.03.2019 tarihli raporuna göre takip dayanağı bonolarda yer alan keşideci imzalarının davacılar murisine ait olduğu, senetlerde yer alan “USD” yazılarının diğer yazılardan sonra yazıldığını gösterir bir bulgu saptanamadığının belirtildiği, delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, icra takibine dayanak senetler nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacılara yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.