YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8776
KARAR NO : 2023/3409
KARAR TARİHİ : 31.05.2023
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1341 Esas, 2021/1788 Karar
HÜKÜM : Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2020/267 E., 2021/332 K.
Taraflar arasındaki asıl itirazı iptali ve karşı alacak karşı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl ve karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket tarafından davalı-borçlu şirket aleyhine 26.02.2016 tarihinde İstanbul Anadolu 14. İcra Müdürlüğünün 2015/3686 E. sayılı dosyası ile 82.381,24 TL alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığını, borçlunun yetki ve asıl alacak ile tüm ferilerine yaptığı itiraz ile takibin durduğunu, borçlunun yetki itirazının kabul edilerek bu kez Bakırköy 5. İcra Müdürlüğünün 2015/6039 Esas sayılı dosyası ile 82.381,24 TL alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını, takibe davalı tarafça itiraz edildiğini, taraflar arasındaki sözleşmeye istinaden davalı tarafça teslim edilen ürünlerin bir kısmının ayıplı olduğunu, ayıbın 09.12.2014 tarihli ihtarname ile bildirildiğini ve iade faturası ile irsaliyelerin davalı şirkete ihtarname ekinde gönderildiğini, gizli ayıbın, basit muayene ile tespit edilemeyen ve malın kullanılması ile ya da daha sonradan ortaya çıkan ayıplar olduğu, davalı şirkete derhal ayıp ihbarında bulunulmuş olmasına rağmen davalının ayıbı kabul etmediğini, satıcının ürünlerdeki gizli ayıplardan sorumlu olduğunu ileri sürerek vaki itirazının iptali ile takibin 82.381,24 TL üzerinden devamına, davalı tarafça haksız ve kötü niyetle yapılan itiraza karşılık davalı aleyhine hükmolunan meblağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davalı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde; ayıp iddiasıyla iadesi istenilen ürünlerin, kanunun öngördüğü ve benimsediği ayıba karşı tekeffül prosedürüne uygun olarak ihbar ve iadesinin yapılmadığını, hangi ortamda ve ne şekilde muhafaza edildiği belli olmayan, nasıl kullanıldığı konusunda bilgi bulunmayan bu ürünlerin müvekkili şirketçe kayıtsız şartsız kabule zorlandığını, ticari teamüle ve mevzuata aykırı bu talebi kabul etmeyen müvekkilin işbu davaya muhatap olduğunu, davacı-karşı davalı şirketin, ticaretin gerçekleşmesinden 1 yılı aşkın süre sonra teslim edilen ayakkabıların bir kısmını sattığını, deposunda kalan kısmını da iade edeceğini bildirir ihtarname ekinde 82.380,20 TL’lik iade faturası gönderdiğini, ayrıca iddia edilen ayıp ve hataların tespiti için müvekkili şirkete gönderilmediğini, bu noktada ayıp ihbarının, iade faturasının ve icra takibinin, alacak kalemlerinin tümünün kabulünün imkansız olduğunu, davacı tarafın cari hesabında bulunan borçtan kurtulma amacında olduğunu, bu noktada hem cari hesapta görülen 4.239,00 TL’lik alacağın tahsili, hem de davacı-karşı davalının mazeretsiz olarak almaktan vazgeçtiği ürünlere ilişkin hammadde ve oluşan ticari zararın tahsili taleplerinin olduğunu ileri sürerek davacı yanın haksız davasının ve icra inkar tazminatı talebinin reddine, devamla cari hesap alacakları olan 4.239,00 TL alacağın ve fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, sebepsiz olarak alımdan vazgeçen karşı davalının müvekkili şirketi uğrattığı zarardan şimdilik 1.000,00 TL’nin davacı-karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
2.Karşı davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 1.000,00 TL’lik isteme ilişkin dayanak bulunmadığını, diğer tutarın ise bir kısım ürünlerin geç teslimi nedeniyle yapılan termin reklamasyonu olduğunu savunarak karşı davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafın adresinde bulunan 3273 çift ayakkabı ürünün bir kısmının ayıplı olduğu için mağazalardan geri çekilen ürünlerden, diğer bir kısmının nihai müşterilerin ayıp sebebiyle iade ettiği ürünlerden oluştuğu, davacıya ait depoda muhafaza altında tutulan tüm ürünlerin ayıplı ve kullanılmaz durumda olduğu, ayıbın gizli ayıp olduğu, ayıplı ürünlerin ortalama sipariş tarihlerinin 23.10.2014 , 15.01.2014 ve 22.11.2013 tarihleri olduğu, ayıp ihbarının tanık dahil her türlü delille yapıldığının ispat edilebileceği, davacı şirkete gelen mağaza ayıp ihbarının davalı şirkete 20 .10.2014 tarihli mail ile bildirildiği, ayıp ihbarının süresinde yapıldığını, davacı tarafın ayıplı ürünler nedeniyle 08.12.2014 tarihli ayıba ilişkin iade fatura bedelini talep edebileceği, 03.12.2014 tarihindeki her iki tarafın ticari defter kayıtları uyarınca asıl davalı tarafın davacı taraftan 9.015,82 TL alacağı olduğu, asıl davada davacı tarafça düzenlenen reklamasyon ve iade faturası dışında davacı tarafın davalı tarafa 24.12.2014 tarihinde 4.776,82 TL ödeme yapıldığı, bu ödemenin mahsubu ile davalı karşı davacının 4.239,00 TL alacağının kaldığı, siparişlerin teslim tarihi ile ilgili bir gecikmenin olup olmadığının bilirkişi raporunda irdelendiği, dosya kapsamında sunulan belgeler uyarınca geç teslim hususunun davacı tarafça ispat edilemediği, bu nedenle davacı tarafın gecikmeye ilişkin 4.239,00 TL reklamasyon bedelini talep edemeyeceği, asıl davaya konu alacak yönünden alacağın likit olmaması nedeniyle icra inkar tazminat şartlarının oluşmadığı, karşı davacının diğer alacak talebini dosya kapsamında ispat edemediği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile davalın Bakırköy 5. İcra Müdürlüğünün 2015/6039 E. sayılı icra takip dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptaline, takibin 82.380,24 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, devamına karar verilen alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek yıllık %10,50 oranlarda yasal faiz uygulanmasına, davacının icra inkar tazminat talebinin koşulları oluşmadığından reddine, karşı davanın kısmen kabulü ile 4.239,00 TL’nin karşı dava davalısından alınarak karşı dava davacısına verilmesine, 1.000,00 TL alacak talebine ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı-karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ürünlerin tesliminde gecikmenin olduğunu, dosya kapsamı ile ispatlandığı halde 4.239,00 TL reklamasyon alacağının reddinin hatalı olduğunu, 22.04.2014 tarihli 42974 nolu Karabonovo model adlı siparişteki termin tarihlerinin 16.06.2014, 17.06.2014, ve 26.04.2014 olan farklı renklerdeki ürünlerin 04.07.2014 ve 08.07.2014 tarihinde teslim edildiğini müvekkilinin ihtarname ekinde davalıya gönderdiğini ancak ödenmediğini, alacağın likit olması nedeniyle inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davalının ürünlerin ayıplı olduğunu, iade faturalarını ve miktarlarını bilmesine rağmen haksız biçimde itiraz ettiğini, faiz yönünden kararın hatalı olduğunu, takip talebinde avans faizi istemelerine rağmen mahkemenin yıllık %10,5 üzerinden yasal faiz uygulanmasına karar vererek bu oran üzerinde sabitlediğini, karşı davada davacının davasını ispatlayacak hiçbir delil sunamamasına rağmen karşı davanın kabulünün hatalı olduğunu, karşı davada asıl alacak miktarı kadar vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, beyanla mahkeme kararının kaldırılarak asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2. Davalı-karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının ikinci teslimatın üzerinden 1 yıl 1 aydan fazla ve nihayet üçüncü teslimatın üzerinden 11 aydan fazla bir zaman geçtikten sonra ürünleri iade ettiğini, ürünlerin hangi koşullarda saklandığının belli olmadığını, ürünleri ciddi miktarlarda sattıktan sonra elinde kalan sezon sonu ürünler için gizli ayıp iddiasında bulunduğunu, 2000 gibi rakamlarda sorun yaşanmamasına karşın çok az bir kısımda ayıp olduğu iddiasının şaşırtıcı olduğunu, davacının hatalı bir ticari hamle ile tahmini satış rakamını belirleyemediğini, ürünler için saklama koşullarını temin edemediğini, bu nedenle elinde kalan sezon sonu ürünleri elden çıkarmaya çalıştığını, kullanıcılar tarafından iade edilen ürünlerin nasıl kullanıldığını gösterir iade formlarının bulunmadığını, müvekkilinin ham maddelerinin incelenmediğini, bilirkişi raporunda ürünlerde lekeler olduğu ve lekelerin yapıştırıcıdan kaynaklandığı dışında, başka bir bilgi verilmediğini, bilirkişiye göre lekelerin kaynağı yapıştırıcı ise bilirkişinin neden bazı ürünlerde leke olduğunu bazılarında olmadığını açıklayamadığını, iade formları ve numune formlarının kendilerine gönderilmediğini, eksik inceleme ve hatalı bilirkişi raporu ile karar verildiğini beyanla, mahkeme kararının kaldırılarak, asıl davanın reddine karşı davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporu ile ayakkabıların lekeli kullanılamaz durumda olduğunun tespit edildiği, lekelerin dikişlerin 5-6 cm üstüne doğru sirayet ettiğinin görüldüğü, toplam 3273 adet ayakkabının satılamadığı, 110 adet ayakkabının da müşteriler tarafından iade edildiği, iade faturasının 3273 adet ayakkabı için düzenlendiği müşterilerin iade ettiği ürünlerin faturaya dahil edilmediği, davacı tarafından, davalı şirket çalışanına gönderilen 20 Ekim 2014 tarihli mailde, mağazalardan şikayet geldiği ve ürünlerin iade edileceğinin bildirildiği, 09.12.2014 tarihli ihtarname ile ayıp ihbarının bildirildiği ve iade faturası ile irsaliyelerin davalı şirkete ihtarname ekinde gönderildiği, ayıbın teslim sırasında fiziki muayene ile tespitinin mümkün olmadığı, zaman içerisinde, suni derinin yapışkan malzemeyi emmesi ile ortaya çıktığı, gizli ayıp olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin 22 nci maddesinde gönderilen malların kalite kontrolünün 10 gün içerisinde yapılacağı, gizli ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde davalının, davacı firmanın uğradığı tüm zararları tazmin edeceğinin ve 23 üncü maddesinde müşterilerin kullanımı sırasında ortaya çıkan ve kalite problemlerinden kaynaklı problemler yüzünden ürünlerin piyasadan toplatılması durumunda, kışlık mallar için bir sonraki kış sezonuna kadar, yazlık mallar için bir sonraki yaz sezonuna kadar iade edilen veya toplatılan malın satış bedelinin Akyiğit firmasından tahsil edileceğinin kabul edildiği, üretimden kaynaklı gizli ayıbın sonradan ortaya çıktığı, davacının ürünleri mağazalardan toplattığı, teslimden 10 ay sonra davalıya ihbar ettiği ve 1 yıl sonra da ihtarname ile bildirdiği, ayıp ihbarının yasal düzenleme ve sözleşme hükümlerine uygun olduğu, itirazın iptali davasına konu icra takibinde 82.381,24 TL cari hesap alacağının talep edildiği ve alacağın 82.380,24 TL bedelli iade faturasına dayandığı, mahkemenin de kararında takibin “82.380,24 TL asıl alacak üzerinden devamına” karar verdiği, reklamasyon faturasının dava ve takip konusu olmadığı, dava konusu alacağın likit olmadığı, inkar tazminatı talebinin reddi kararının yerinde olduğu, davacı alacaklının takip talebinde asıl alacağına %10,5 avans faizi işletilmesini ve faiz oranlarındaki değişikliklerin saklı tutulmasını talep ettiği gözetilerek, mahkemece takibin takip talebindeki koşullarla devamına karar verilmesi gerekirken, hükümde yasal faizi ile tahsiline karar verilmesi ve faiz oranının sabitlenmesi yerinde görülmediği, karşı davada 4.239,00 TL’nın davacı-karşı davalıdan tahsiline karar verildiğinden, istinaf başvurusuna konu 4.239,00 TL’nin, kesinlik sınırının altında kaldığı gerekçesiyle davalı-k.davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin esastan reddine, davacı-k.davalı vekilinin karşı davaya yönelik istinaf isteminin kesinlik nedeniyle usulden reddine, asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davanın kısmen kabulü ile davalının Bakırköy 5. İcra Müdürlüğünün 2015/6039 E. sayılı icra takip dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptaline, takibin 82.380,24 TL asıl alacak üzerinden takipteki koşullarla devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine, karşı davanın, kısmen kabulü ile, 4.239,00 TL’nin karşı dava davalısından alınarak karşı dava davacısına verilmesine, 1.000,00 TL alacak talebine ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davalı karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı-karşı davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; nihai tüketiciye gönderilen mallar üzerinde inceleme yapılmadan karar verildiğini, bu ürünlerin kullanıcılar tarafından nasıl kullanıldığını incelenmediğini, iade incelemesi yalnızca davacı şirket bünyesinde yapıldığını, bilirkişi incelemesinin yetersiz olduğunu, müvekkilince incelenmediğini, ayıp ihbarı kurallarına uyulmadığını, ayıp ihbarına kadar geçen sürenin en az 11 ay olduğunu, bu süre boyunca ürünleri hangi şartlarda muhafaza ettiğinin belli olmadığını, elinde kalan ürünler için kötü niyetli hamle yaptığını, zira satılan çoğu mala ilişkin bir sorun çıkmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, itirazın iptali; karşı dava, alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı-karşı davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
31.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.