Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/943 E. 2023/1486 K. 21.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/943
KARAR NO : 2023/1486
KARAR TARİHİ : 21.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/261 E., 2022/412 K.


KARAR : Kısmen Kabul

Taraflar arasındaki sigortalının iş kazasından sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece Dairemizce verilen bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabul ve kısmen reddine birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davalı … vekili, tarafından temyiz edildiği anlaşıldıktan; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı işverene bağlı olarak davalı …’a ait adresteki inşaatta çalışmaktayken 21.11.2008 tarihinde iş kazasına maruz kaldığını, iş kazasının davalıların gerekli ve yeterli işçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirlerini almaması sonucu meydana geldiğini, iş kazası sonucu müvekkilinin beline 10 adet platin takıldığını, davacının hiçbir eğitimden geçirilmeden ve gerekli ve yeterli işçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirleri alınmadan çalıştırılarak iş kazasına maruz kaldığını, bütün kusurun davalı işverenlere ait olduğunu, davacının aylık 1.500,00 TL net ücret ile çalıştığını, davacının en son sürekli iş göremezlik oranının %63 olarak tespit edildiğini beyanla 1.000,00 TL maddi 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren bankalarca uygulanan en yüksek faizle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Yargılama sırasında maddi tazminat istemini davalılardan … yönünden 135.330,10 TL’ye artırmıştır.

II. CEVAP
Davalılar usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen herhangi bir yazılı cevap dilekçesi sunmamışlardır.

III. BOZMA ÖNCESİ VE BOZMA KARARLARI
1.İlk Derece Mahkemesinin 21.02.2019 tarihli ilk kararında; itibar edilen 22.02.2015 tarihli kusur bilirkişisinin raporunda da belirtildiği üzere davalı …’nın inşaatta çalışan olması ve işçinin gözetim ve yönetim yönünden bir yükümlülüğü olmaması sebebiyle kusurunun olmadığı, davalı …’un ise olaydan önce iş sağlığı ve güvenliği yönünden gerekli önlemleri almadığı, gerekli eğitimleri vermediği, davacıya baret gibi korucuyu malzeme sağlanmadığı, duvarın devrildiği yerde bir ağ veya başka bir düzenek sağlamadığı, böylece %85 oranında kusurlu olduğu, davacının ise olayda inşaat sahası içerisinde baret giymesi gerektiğinden bunu talep etmediği, gerekli dikkat ve özeni göstermediği böylece %15 oranında kusurlu olduğu anlaşıldığından davalı …’a karşı açılan dava nedeniyle 135.330,10 TL maddi tazminat ile 7.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı …’den alınarak davacıya verilmesine, davalı …’nın olayda kusuru olmaması sebebiyle bu davalı yönünden davacının maddi ve manevi tazminat davasının ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.

2. Kararın davalı … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 08.01.2020 tarihli kararında; somut olayda; 21.05.2014 tarihli inceleme raporunda müfettiş … tarafından olayın iş kazası olarak tespit edildiği, iş güvenliği önlemlerini almama ve eğitimini vermeme nedeniyle işverenin kusurlu olduğunun belirtildiği, olayın iş kazası olarak tespiti neticesinde davaya bakmanın İş Mahkemelerinin görevinde olduğu, davalı tarafından işe giriş bildirgesinin verildiği, mahkeme tarafından husumet hususunun gerekçeli kararda tartışıldığı üzere davalı …’un söz konusu inşaatta, SGK’ya verdiği ifadeye göre daire sahibi olduğu ve inşaatı bizzat yaptırarak işveren sıfatının bulunduğu, SGK sağlık raporuna göre davacının %46 oranında maluliyetinin bulunduğu, kontrol kaydının bulunmadığı, söz konusu maluliyet raporuna yargılama aşamasında davalı tarafından itiraz edilmediği, istinaf aşamasında yapılan itirazların somut gerekçeye dayanmadığı, yerel mahkemece 22.02.2015 tarihinde dava konusu olaya ilişkin kusur raporunun alındığı, söz konusu kusur raporunda davalı …’in %85, davacı işçinin %15 oranında kusurlu bulunduğunun tespit edildiği, işverenin kusurunun gerekli güvenlik önlemlerini almaması, denetim yapmaması, gerekli eğitimi vermemesi, güvenliğe yönelik baret taktırmaması, ağ bulundurmaması sebebine dayandığı, ayrıca iş sağlığı ve güvenliği konusunda uzman ehil bilirkişiden alınan ve dava konusu kazayı yukarıda açıklandığı biçimde irdeleyen hükme esas alınan kusur raporunun usul ve yasa ile dosya içeriğine uygun olduğu, hesaplanan maddi tazminattan yasaya ve Yargıtay yerleşmiş içtihatlarına uygun olduğu, davalı tarafın bu yöndeki istinaflarının yerinde olmadığı belirtilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

3. Kararın davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 23.02.2021 tarih ve 2020/7087 E- 2021/2010 K sayılı ilamında özetle; İş kazasının gerçekleştiği binaya ait yapı kullanma ruhsatları, inşaat izin belgeleri ve tapu kayıtları ile bu iş kazasına ilişkin … Anadolu 19. İş Mahkemesinin 2008/233 Esasında görülmekte olan SGK tarafından açılan rücu dava dosyası ile Ceza Dava dosyasını dosya arasına getirtilmesi, dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgeler ile beraber inşaat işinin yapılış biçimi, niteliği ve kapsamını da gözeterek, davalı … ile davalı … arasındaki ilişkinin bir asıl – alt işveren ilişkisi mi; yoksa eser akti mi olduğunu belirlemek, buna göre de davacı … ile davalı … arasındaki ilişkinin hizmet akdine mi; eser aktine mi dayandığını değerlendirerek, bu kapsamda inşaat iş kazaları alanında uzman A sınıfı İş Güvenliği Uzmanı heyetten de rapor almak suretiyle tarafların alaması gereken iş güvenliği önlemleri noktasında raporu da göz önünde bulundurarak davalıların tazminattan sorumlulukları noktasında usuli kazanılmış hakları da gözeterek bir karar verilmesine işaretle kararın bozulduğu anlaşılmıştır.

IV. BOZMA SONRASI YARGILAMA SÜRECİ VE KARAR
Dairemizce verilen Bozma kararına uyan Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararda özetle; itibar edilen 18.02.2022 tarihli kusur bilirkişisinin raporunda da belirtildiği üzere işverenlikçe örülen duvarların rüzgar gibi dış kuvvetlere maruz kalması sonucu yıkılıp yıkılmayacağının kapsamlıca değerlendirilmediği, dolayısıyla örülen duvarların nasıl stabil halde duracağı, örme yönteminin nasıl olması gerektiği, örülen duvarın gerekirse nasıl destekleneceği, ayrıca çalışanların düşen malzemelere karşı nasıl korunacağı, özellikle bina girişi gibi sirkülasyon alanlarında hangi tedbirlerin alınması gerektiği konularında gerekli çalışmalar yapılarak tedbirlerin alınmadığı; bu bağlamda bilinen ve öngörülebilir olmasının yanında meydana gelmesi halinde de ihmal edilemez düzeyde riskler barındıran duvar yıkılma tehlikesinin de göz ardı edildiği, alınması gereken tedbirlerin tamamıyla çalışanların kendi dikkat ve konsantrasyonuna, alışkanlıklarına bırakıldığı; bu şartlar altında gerçekleştirilen bir yapı işi sırasında da örülen tuğla duvarın şiddetli rüzgarın da etkisi ile bina girişine doğru yıkıldığı, tuğla parçalarının o anda öğle yemeği için binaya giren davacı …’ın üzerine isabet ettiği ve kazanın gerçekleştiği bu nedenle davalı işveren …’un % 100 oranında kusurlu olduğu, görevi gereği inşaat işyerinde bulunan ve öğle yemeği saati dolayısıyla bina içerisine girerken üzerine duvar yıkılması sonucu kazalanan davacının davalı işverenlikçe alınıp da kendisince riayet edilmemiş olan bir hususun bulunmadığı, ayrıca ani gelişen olay karşısında kişisel tedbir alarak da kendisini koruması mümkün olmadığı anlaşıldığından kusurunun bulunmadığı, davalı …’nın kendisinin de işçi konumda olduğu anlaşıldığından kusurunun bulunmadığı anlaşıldığından, önceki kararda olduğu gibi davalı …’a karşı açılan dava nedeniyle 135.330,10 TL maddi tazminat ile 7.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı …’den alınarak davacıya verilmesine, davalı …’nın olayda kusuru olmaması sebebiyle bu davalı yönünden davacının maddi ve manevi tazminat davasının ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı … vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece kusur bilirkişiden alınan raporda bozma kararı doğrultusunda inceleme yapılmadığını, diğer davalı …’nın davacıyı işe çağırdığının beyanlarıyla sabit olmasına, davacının müvekkilini tanımadığını SGK müfettişine beyan etmiş olmasına, Ceza Mahkemesindeki beyanlarının da bu durumu doğrulamasına rağmen dikkate alınmamasının hatalı olduğunu, davalı …’ın vergi kaydı olmaması işveren olarak kabul edilmesine engel görülmesine karşın müvekkilinin de olay tarihinde vergi kaydının olmayıp Kargo şirketinde işçi olmasının dikkate alınmadığını, manevi tazminatın önceki karar kapsamında kalarak ödenmiş olduğu gözetilmeden yeniden karar verilmesinin hatalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazası neticesinde sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminata hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun’un 13, 16, 18, 20 ve 21 nci maddeleri, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun 2 nci maddesi gereğince uygulanma olanağı bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 55 inci maddesi ve iş kazasının tarihi itibariyle yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alındığında 818 sayılı Borçlar Kanunun 41, 42, 43, 44, 46 ve 47 nci maddeleri ile 332 nci maddesi, 4857 sayılı İş Kanun’un 77 nci maddesi, manevi tazminatın belirlenmesi yönünden 22.06.1996 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, usuli kazanılmış hak yönünden 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararıdır.

3. Değerlendirme
1.Davanın kusurun tespiti yönünden yasal dayanağını zararlandırıcı sigorta olayının meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan 4857 sayılı İş Kanunu’nun 77 nci maddesi oluşturmaktadır.

2.4857 sayılı Kanun’un 77 nci maddesi uyarınca, işverenler iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler. İşverenler alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumluluklar konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar. Anılan madde ile, işverenlere, işçi sağlığı ve iş güvenliği kavramından kapsamlı olarak, her türlü önlemi almak yanında, bir anlamda objektif özen yükümlülüğü de öngörülmektedir. Bu itibarla işverenin, mevzuatın kendisine yüklediği tedbirleri, işçinin tecrübeli oluşu veya dikkatli çalıştığı takdirde gerekmeyeceği gibi bir düşünce ile almaktan sarfınazar etmesi kabul edilemez.

3.Diğer taraftan, işçilerin beden ve ruh sağlığının korunmasında önemli olan yön, iş güvenliği tedbirlerinin alınmasının hakkaniyet ölçüleri içinde işverenlerden istenip istenemeyeceği değil, aklın, ilmin, fen ve tekniğin, tedbirlerin alınmasını gerekli görüp görmediği hususlarıdır. Bu itibarla işverenler, mevzuatın kendisine yüklediği tedbirleri, işçilerin tecrübeli oluşu veya dikkatli çalıştığı taktirde gerekmeyeceği gibi düşünceler ile almaktan çekinemeyeceklerdir. Çalışma hayatında süre gelen kötü alışkanlık ve geleneklerin varlığı da, işverenlerin önlem alma ödevini etkilemez. İşverenler, çalıştırdığı sigortalıların bedeni ve ruh bütünlüğünü korumak için yararlı her önlemi, amaca uygun biçimde almak, uygulamak ve uygulatmakla yükümlüdürler.

4.Tazminat davalarının özelliği gereği İş Kanunu’nun 77 nci maddesinin öngördüğü koşullar gözönünde tutularak ve özellikle zararlandırıcı olayın niteliğine göre, İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliğinin ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin, zararlandırıcı sigorta olayı yönünden alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelenmek suretiyle işveren ve işçi yönünden kusurun aidiyeti ve oranı, olayın meydana gelmesinde üçüncü kişinin eyleminin bulunup bulunmadığı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalıdır.

5. Somut olayda, önceki bozma kapsamında yapılan yargılama neticesinde davalı …’nın davacının işvereni olmayıp, davacının yanında çalıştığı inşaat kalfası olduğu kanaatine erişilerek iş bu davalı hakkında husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmiş ise de; olayın gerçekleştiği tarihte davalı …’a ait bina inşaatında davacı sigortalının iş bu davalı … ile beraber ördükleri duvarın, rüzgarın etkisiyle yıkılarak davacının iş kazasına uğramasının sebebini oluşturmasına göre, davacı ve davalı …’nın yaptıkları işin olayın gerçekleşmesi üzerinde bir ölçüde etkili olduğu bu kapsamda davalı işveren …’a %100 oranında kusur atfeden raporun olayın gerçekleşme şekline uygun olmadığı anlaşılmaktadır.

6. O halde iş kazasına sebep olan bu duvarın tekniğine uygun örülüp örülmediği, tekniğine uygun örülmesi halinde olay anında etkili olan şiddetli rüzgarın bu duvarın yıkılmasına neden olup olmayacağı, duvarın tekniğine uygun örüldüğünün kabulü halinde dahi, şiddetli rüzgarın bulunduğu hallerde, inşaattan doğacak olası zararların giderilmesi veya azaltılabilmesi açısından inşaat teknikleri ile iş sağlığı güvenliği tedbirlerine göre davacı ve davalı inşaat kalfası …’nın almaları gereken önlemler olup olmadığı, bu kapsamda davacı ile beraber davalı …’nın şahsi kusurlarının bulunup bulunmadığının rapor yerinde değerlendirilerek kusur oran ve aidiyetlerinin tespiti açısından iş kazasının gerçekleştiği inşaat alanında uzman A sınıf iş güvenliği uzmanı bilirkişilerden oluşturulacak üç kişilik heyetinden rapor alınması gerekirken, bu hususta yeterli değerlendirmeler içermeyen rapora itibar edilerek hüküm tesisi hatalı olmuştur.

7. Öte yandan mahkemece verilen bir önceki kararda hükme esas alınan kusur raporuna göre iş kazasının gerçekleşmesinde davalı …’un %85 ve davacının %15 oranında kusurlu olduğu kabul edilmiş, bu karar davacı tarafça temyiz edilmeyip, davalı … vekilinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuş olmasına göre, bozmadan sonra yapılan yargılama neticesinde iş bu temyize konu kararda esas alınan kusur raporunda davalı … lehine oluşan usuli kazanılmış hakkın ihlali sonucunu doğuracak şekilde davalı …’in iş kazasının gerçekleşmesinde %100 oranında kusurlu olduğunun kabulü de usul ve yasaya aykırı olmuştur.

8. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

9. O halde, temyiz eden davalı … vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları gözetilerek, bozma sebebine göre bu aşamada temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının usulden BOZULMASINA,

2.Bozma sebebine göre davalı … vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

3.Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

4. Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

21.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.