Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2023/2192 E. 2023/3671 K. 06.07.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/2192
KARAR NO : 2023/3671
KARAR TARİHİ : 06.07.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/55 E., 2022/148 K.
KARAR : Davanın vasiyetnamenin iptali yönünden reddine, tenkis alacağının kabulüne

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen vasiyetnamenin iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 3. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın vasiyetnamenin iptali yönünden reddine, tenkis alacağının kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; tarafların ortak murisleri olan anneleri …’ın Giresun….. Noterliğinde 09.03.2011 tarihli …. yevmiye numaralı vasiyetnameyi düzenlediğini, vasiyetnamenin Giresun 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 06.11.2014 tarih ve 2014/800 Esas 2014/917 Karar sayılı kararı ile açılıp okunduğunu, murise ait vasiyetnamenin kanuni şartları taşımadığını, murisin düzenleme tarihinde fiil ehliyetinin bulunmadığını, vasiyetname yapmasını gerektirir durumu olmadığını, yaşı ve hasta oluşundan faydalanıldığını, murisin vasiyetname konusu taşınmazdan başka üzerine kayıtlı bir malvarlığı bulunmadığını, vasiyetnamenin bu haliyle kabulü durumunda davacılar ve diğer mirasçılarının miras haklarının zedeleneceğini belirterek vasiyetnamenin iptalini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; vasiyetnamenin şekil şartlarını taşıdığını, davalının murisin bakımıyla ilgilendiğini, vasiyetname düzenlenirken murisin akıl sağlığının yerinde olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 11/11/2015 tarihli ve 2014/318 Esas, 2015/816 Karar sayılı kararıyla; vasiyetnamenin yapıldığı tarihi de kapsayan ve vasiyetçinin akli dengesinin yerinde olduğuna ve vasiyetname düzenleyebileceğine dair sağlık raporunun vasiyetin ekinde olduğu, vasiyetnamenin tüm geçerlilik şartlarına haiz olduğu, vasiyet düzenleyenin 6 yıl yatalak kaldığı ve bu süreçte kendisiyle sadece vasiyet alacaklısı davalının ilgilendiği ve vasiyete konu teşkil eden taşınmazların değerinin çok yüksek olmayıp vasiyet alacağıyla da örtüştüğü gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 12.10.2017 tarihli 2016/3521 Esas, 2017/13840 Karar sayılı kararı ile; vasiyetname tarihinde murisin tasarruf ehliyetinin bulunup bulunmadığı konusunda delillerin toplanarak, ehliyetsiz olduğu iddia edilen kişiye ait doktor raporları, tıbbi belge, film grafilerinin getirtilerek Adli Tıp Kurumundan rapor alınıp, davacı tarafın iddiaları değerlendirilerek sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerektiği ve davacıların dilekçelerinde saklı paylarının ihlal edildiğini belirtmiş olmalarının tenkis talebini içerdiği de dikkate alınarak, vasiyetnamenin kanunda öngörülen şekillere uyulmadan yapıldığı yönündeki iddia, bu iddia kabul görmediği takdirde ise tenkis iddiasının usulünce incelenmek ve sonucuna göre bir karar vermek gerektiği belirtilerek bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ATK 1. Üst Kurulu raporunda …’ın vasiyetnamenin düzenlendiği 09.03.2011 tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğu tespit edildiğinden vasiyetnamenin iptali talebinin reddine, davacı tarafça saklı payının ihlal edildiği bildirildiğinden tenkis hesabı yaptırılarak her bir davacı yönünden 17.443,54’er TL tenkis alacağının davalıdan alınarak davacılara ödenmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Vasiyetnamenin iptali talebine yönelik ret kararına itiraz etmediklerini, seçimlik hakkı bedel yönünden kullandıklarını, murisin saklı payı ihlal kastı olmadığını, tenkis talebinin de reddi gerektiğini, vasiyetnamenin iptali talebi reddedildiğinden lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, tüm yargılama giderlerinden davalı tarafın sorumlu tutulmasının doğru olmadığını, davacılar tek vekille temsil edildiği halde ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirtmek suretiyle temyiz etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, vasiyetnamenin iptali ve tenkis talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 436 ncı ve 437 nci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 557 nci ve 560 ıncı maddeleri

3. Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun’un 437 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince inceleme yapılarak hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve bozmanın şümulü dışında kalarak kesinleşen cihetlere ait temyiz itirazlarının incelenmesinin artık mümkün olmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

3. Somut olayda; davacı tarafların yargılama süresince ortak vekille temsil edildikleri, davadaki talebin Giresun 1. Noterliğinde düzenlenen 09.03.2011 tarihli -1529 yevmiye numaralı vasiyetnamenin iptali, bozma kararı sonrası ise aynı vasiyetname nedeniyle ihlal edilen saklı payın tenkisi talebine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Birden fazla davacının birlikte dava açması ve tek vekille temsil edilmeleri halinde, dava sebebi ortak ise, davacılar aleyhine tüm değer üzerinden tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekecektir. Mahkemece her bir davacı için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değildir. Açıklanan nedenlerle kararın bozulması gerekir ise de, yapılan bu yanlışlığın giderilmesi, yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, HUMK’un 438/VII. maddesi gereğince, mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı vekilinin 2. bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının REDDİNE,

2.Davalı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazının kabulü ile, yerel mahkeme kararının hüküm bölümünün 4. ve 5. fıkraları hükümden çıkarılarak yerine ‘‘Davacı taraf vekille temsil edildiğinden, yürürlükteki A.A.Ü.Tarifesi uyarınca hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,” cümlesinin yazılmasına, hükmün değiştirilmiş bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,

06.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.