YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4515
KARAR NO : 2023/180
KARAR TARİHİ : 19.01.2023
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2016/153 E., 2019/185 K.
KARAR : Asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı – birleşen dosya davacıları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sırasında, İstanbul ili …. ilçesi … Mahallesi çalışma alanında bulunan 1658 ada 1 parsel sayılı taşınmaz, malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edildikten sonra, 23.03.2000 tarihinde imar – ıslah uygulaması nedeniyle 10091 ada 22 parsel numarasıyla 104,74 metrekare yüzölçümlü olarak, arsa niteliği ile davalılar olarak tescil edilmiştir.
2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; taşınmazın malik hanesinin boş olduğunu ileri sürerek, Hazine adına tapuya tescilini istemiştir.
3. Davalı – karşı davacı … ve arkadaşları dava dilekçesinde; miras yolu ile gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, taşınmazın adlarına tescilini istemişlerdir.
II. CEVAP
Davalı … ve dahili davalılar vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmaz muris … mirasçılarına ait olduğunu, taşınmazın müvekkili olan davalı ve eşi …’ın mirasçıları tarafından yaklaşık 50 yıldan bu bu yana söz konusu kadastro alanında zilyet olunduğunu, emlak vergisini ve elektrik, su ve doğalgaz faturalarını yatırdığına dair belgelerinde bulunduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 20.11.2014 tarih ve 2011/259 Esas 2014/144 Karar sayılı önceki kararı ile, davacı Hazine yönünden davanın kabulüne, dava konusu 10091 ada 22 parsel sayılı taşınmazın açık olan malik hanesinin davacı Hazine adına doldurulmasına ve taşınmazın Hazine adına tapuya tesciline, dava konusu taşınmaz üzerindeki binanın …. mirasçılarına ait olduğunun tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmiş; 19.12.2014 tarihli ek karar ile de, davalı – davacı … ve arkadaşları yönünden davanın görev nedeniyle reddine, karar kesinleştiğinde dosyanın İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 20.11.2014 tarih ve 2011/259 Esas 2014/144 Karar sayılı önceki kararı, birleşen 2011/486 Esas sayılı dava dosyasının davacısı … ve arkadaşları tarafından temyiz edilmiştir.
2. Temyiz incelemesi neticesinde, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 02.06.2016 tarih ve 2015/3855 Esas, 2016/6233 Karar sayılı ilamıyla; “davacı Hazinenin, tapu kaydında malik hanesi açık bulunan çekişmeli 10091 ada 22 parsel sayılı taşınmazın Hazine adına tescili istemiyle taşınmaz üzerindeki muhdesat sahiplerine karşı dava açtığı, davalılar … ve arkadaşlarının ise, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazın kendi adlarına tescili istemiyle karşı dava açtıkları halde İlk Derece Mahkemesince, karşı dava hakkında kısa kararda olumlu veya olumsuz bir karar verilmediği, kısa kararın açıklandığı 20.11.2014 tarihinden uzun bir süre sonra ve 19.12.2014 tarihinde ek kararla, karşı davanın görev yönünden reddine karar verilmesinin isabetsiz olup davalı karşı davacı … ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazlarının bu nedenle yerinde görüldüğü” açıklanarak, sair temyiz itirazları incelenmeksizin, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava konusu parselin malik hanesinin açık bırakılmış olmasına göre, imar parselinin kesinleşmemiş olduğu dolayısıyla 1658 ada 1 parselin kadastro tutanağı ile malik hanesinin açık bırakılmasına neden olan dava dosyalarının birleştirilmesi ve davaların taraflarının bu davaya dahil edilmesi gerektiği, ancak tüm davalar Hazine veya işgalciler tarafından açılmış olup, 1954 yılında yapılan kadastro tespitleri sırasında, 1658 ada 1 parselin dayanak tapu kayıtlarında malik olarak adları geçen kişilerin kim oldukları ve mirasçıları tespit edilemediği, dava konusu parselin tek başına … Mahallesinin büyük bir bölümünü kapsaması nedeniyle davaların birleştirilmesi halinde, birbiriyle ilgisi bulunmayan, her biri, 1658 ada 1 parselin küçük bir bölümünü işgal etmiş kişilerin, gereksiz yere aynı davada taraf durumuna getirilmesi söz konusu olacağı belirtilerek davalar birleştirilmeksizin yargılama yapıldığı, taşınmazın geldi kayıtlarında adları geçen tapu malikleri tanınmıyor olması nedeniyle eldeki davanın işgalci davalılara karşı açılıp görülmesinde, usul ekonomisi yönünden zorunluluk bulunduğu, taşınmazların yasal mirasçı olan ve aynı zamanda tapusuz bütün taşınmazların hukuken sahibi bulunan Hazine adına tescilinde zorunluluk bulunduğunun kabul edildiği açıklanarak, üstün hak iddiasında olanların bu güne kadar bir hak talebinde bulunmamaları ve diğer iddialar ilişkin olarak da önceden verilen hükümler dikkate alınarak davacı Hazine, davalı … ve arkadaşları olan asıl davanın kabulüne; Yargıtay bozma ilamında belirtilen eksiklik olan birleşen dava hakkında bir hüküm verilmemesi yönündeki bozma ilamına uyularak, davacıları …, … ve arkadaşları, davalısı Hazinede olan eski 2011/486 Esas sayılı karşılık davanın ise, dava konusu yerin Büyükşehir statüsünde bulunması, tapuya kayıtlı olup sadece malik hanesinin boş olmasının dava konusu yeri tapuda kayıtlı olmayan yer haline dönüştürmeyeceği ve dolayısıyla tapuda kayıtlı ve fakat maliki belli olmayan taşınmaz yönünden zilyedliğe dayalı olarak yapılan tescil talebinde bulunulan yer yönünden geçen sürelerden kadastro tutanağı düzenlendiği tarihten bu yana ihtilaflı oluşu dikkate alındığında, zilyetlikle kazanım şartlarının oluşmadığı, kadastro tespit tarihi öncesinde geçen sürenin ise zilyedlikle kazanıma yetmediği gibi bu hususun ispat da edilemediği gerekçesiyle bu davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davalı – birleşen dosya davacıları … ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı – birleşen dosya davacıları vekili temyiz dilekçesinde; yargılama sırasında bilirkişi raporu alınması yönündeki ara karardan rücu edilmesi nedeniyle eksik araştırma ve inceleme ile karar verildiğini, dava konusu taşınmaz usulüne uygun şekilde bedeli ödenerek satın alınmış olup, nizasız ve fasılasız olarak 50 yıldır kullanılmakta olduğundan taşınmazın mülkiyetini kazanmış olduğunu, 10091 ada 22 parsel sayılı taşınmazın boş olan malik hanesinin davalılar adına tesciline karar verilerek doldurulması gerekirken davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’ nun 14 ve 17 nci maddeleri,
3. Değerlendirme
1. Davacı Hazine, dava konusu taşınmazın malik hanesinin boş olduğunu ileri sürerek, taşınmazın adına tapuya tescili istemiyle dava açmış; davalı – karşı davacı … ve arkadaşları ise, miras yolu ile gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, çekişmeli taşınmazın adlarına tescili istemiyle dava açmışlardır.
İlk Derece Mahkemesince, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak, asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli değildir.
Şöyle ki; aynı taşınmaza ilişkin olarak (Kadastro Mahkemesi sıfatıyla) Şişli Asliye Hukuk Mahkemesinde, farklı kullanıcıların taşınmazın bir kısmına ilişkin açtıkları davada, mülkiyete yönelik taleplerinin reddi ile taşınmazın malik hanesinin Hazine adına doldurulmasına ve davacılar adına kullanım şerhi verilmesine hükmedilmiştir. Bu kararın, davacılar tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince verilen 30.04.2012 tarihli ve 2011/2251 Esas, 2012/3589 Karar sayılı ikinci bozma ilamında; “1658 ada1 parsel sayılı taşınmazın Asliye Hukuk Mahkemelerinde derdest davaların konusu olduğu belirtilerek yüzölçümü ve malik hanesi boş bırakılmak suretiyle tespit edildiği, Kadastro Hakiminin 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 30/2 nci maddesine göre re’sen araştırma yapmak zorunda olduğu belirtilerek, kadastro paftası ile imar planı çakıştırılarak dava konusu taşınmazın 1658 ada 1 sayılı parsel içerisinde kaldığının belirlenmesi durumunda 05.01.1955 tarihli komisyon kararında belirtilen tapu kayıtları ile Asliye 8. Hukuk Mahkemesinin 1955/450, Asliye 15. Hukuk Mahkemesinin 1953/265, 1954/9, 1954/10, 1954/114, 1954/25, 1954/26, 1954/27, 1954/1260, 1954/257 ve 1955/165 Esas sayılı dava dosyaları getirtilip, çekişmeli parsel tutanağı ile dava dosyalarının birleştirilmesi suretiyle, Asliye Hukuk Mahkemesindeki davaların taraflarının bu davaya dahil edilerek taraf teşkili tamamlanması, bundan sonra tarafların bildirdikleri tüm deliller toplanarak işin esasına girilip sonucuna göre bir karar verilmesi” gerektiği belirtilmiştir.
2. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, eldeki davada, 3402 sayılı Kanun’un 30/2 nci maddesi uyarınca re’sen araştırma yapılmasının zorunlu olduğu gözetilerek, çekişmeli taşınmazla ilgili 05.01.1955 tarihli komisyon kararında belirtilen tapu kayıtları ile dava dosyalarının tamamı getirtilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın tutanağı ile komisyon kararında sözü edilen dava dosyaları birleştirildikten sonra, aktarılan davaların tarafları da bu davaya dahil edilerek taraf koşulu sağlanmalı, bu şekilde taraf teşkili sağlandıktan sonra tarafların bildirdiği tüm deliller toplanarak sonucuna göre karar verilmelidir.
3. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar dikkate alınmaksızın, eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
İstek halinde peşin harcın temyiz eden davalılara iadesine,
1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,19.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.