YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6627
KARAR NO : 2023/1270
KARAR TARİHİ : 02.03.2023
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/727 Esas, 2021/1046 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Manavgat 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/226 E., 2019/131 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Manavgat Başarı Eğitim Vakfı Yönetim Kurulu’nun 13.09.2012 tarihli kararı ile dava dışı Manavgat Eğitim Yayıncılık Ticaret ve Sanayi A.Ş.’ye temsilci atandığını, vergi borçlusu şirketin 14.09.2012 tarihli kararı ile de yönetim kurulu başkanı olarak seçildiğini, müvekkilinin 20.10.2014 tarihinde istifasından sonra yerine Galip Kaan Yener’in vakıf temsilcisi olarak atandığını, davacının vergi dairesine 158.785,00 TL ödeme yaptığını ileri sürerek ödediği bu tutarın yönetim kurulu üyesi olan diğer davalıların her birinin payına düşen 52.928,00 TL’sinin davalılardan ayrı ayrı faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı … vekili cevap dilekçesinde; davacının ödeme yaptığını ileri sürdüğü vergi borcunun taahhuk ettiği dönemde müvekkilinin şirketi temsil yetkisinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı … vekili cevap dilekçesinde; temsil yetkisinin bulunmadığını, vergi cezalarının muhatabı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kamu alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda kanuni temsilci veya teşekkülü idare edenlerin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahısların kamu alacağının ödenmesinden müteselsil sorumlu oldukları, ancak 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un (6183 sayılı Kanun) 35 inci ve 75 inci maddeleri gereğince şirketin vergi borcunu ödeyen davacının ödediği tutarı şirket temsilcisinden isteyebilmesi için öncelikle temsil edilen şirketten talep edilmesinin ve şirketin ödeme kabiliyetinin bulunmaması halinde şirket hakkında aciz belgesinin düzenlenmesinin gerekli olduğu, Manavgat Başarı ve Eğitim Vakfı ile davalıların ortak olduğu, dava dışı Manavgat Eğitim Yayıncılık A.Ş.’nin ödeme kabiliyetinin olmadığını gösteren belgenin dosyaya sunulmaması nedeniyle davacının kendi hissesinden fazla ödediği bedeli davalı diğer ortaklardan talep ve dava hakkı bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; anonim şirketlerde yönetim kurulu üyelerinin kamu borcundan müteselsilen sorumlu olduklarını, şirketten tahsil edilemeyen kamu borçlarından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 317 inci maddesi uyarınca şirketin yönetim kurulu üyelerinin tamamının, kanuni temsilci sıfatıyla ve müteselsilen sorumluluğunun bulunduğunu, kamu borcundan müteselsiliyetin iç ilişkide eşit sorumluluğu getirdiğini, mahkemece dava dışı şirketin ödeme gücünün bulunup bulunmadığı araştırılmaksızın karar verildiğini, aciz vesikasının şart olmadığını, şirketin ödeme kabiliyeti bulunmadığını bilen ve bilmesi kendisinden beklenebilir olan davacının öncelikle müteselsil borçlu olan diğer temsilcilere başvurabileceğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılması ile davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şirketin temsilcisi olarak yapılan kamu alacağı ödemelerinin yönetim kurulu üyelerinden rücuen tahsil edilip edilemeyeceği hususuna ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 370 inci maddesinin ikinci fıkrası.
2. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 35 inci maddesi.
3.213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
Dava, davacı tarafından ödenen dava dışı şirketin vergi borçlarının, kamu alacağının sorumlusu bulunan davalılardan rücuen tahsili istemine ilişkindir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un (6183 sayılı Kanun 35 inci mükerrer maddesi gereğince tüzel kişi mükelleflerin kamu alacaklarından kaynaklanan yükümlülüklerinin yerine getirilmesinden, kanuni temsilcileri sorumlu tutulmuştur. Anonim şirketlerde, şirketten tahsil edilemeyen kamu borçlarından şirketin yönetim kurulu üyelerinin tamamı, kanuni temsilci sıfatıyla ve müteselsilen sorumludur. Yönetim kurulu üyesi olmayan ortakların ise kamu alacaklarından dolayı sorumlulukları bulunmamaktadır. Temsilcinin bu şekilde ödediği vergi için asıl mükellefe rücu etme hakkı bulunmaktadır (213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10 uncu maddesi). Dolayısıyla yönetim kurulu üyeleri, ödedikleri kamu alacağının tamamını öncelikle asıl mükelleften rücuen talep edebilirler.
Bu aşamada kanuni temsilcilerin ödedikleri kamu alacağını, asıl mükellef olan temsil edilenden değil de diğer sorumlulardan talep etmelerinin mümkün olup olmadığı, mümkün ise rücu oranının ne olacağı konusu incelenmelidir. Kanuni temsilcilerin asıl mükellef dışındaki diğer sorumlulardan talepte bulunabilmesi için öncelikle bu kamu alacağının asıl yükümlüden tahsilinin mümkün olmaması gereklidir. Zira asıl yükümlüsünden tahsili mümkün olduğu halde bu alacağı kamu idaresine ödeyen kanuni temsilcilerin, asıl yükümlü dışındaki diğer sorumlulardan rücuen talepte bulunmaları mümkün değildir.
Somut uyuşmazlıkta davacı, ödediği vergi borcu tutarının davalılardan rücuen tahsilini talep etmektedir. Ancak söz konusu alacağın davalıdan önce asıl mükellef olan şirketten talep edildiği iddia ve ispat olunmadığı gibi, şirketin ödeme gücü de araştırılmamıştır. Bu itibarla, şirketin mali durumu, aktif ve pasifleri, uyuşmazlık konusu borçların asıl muhatabı şirketten tahsil imkanı olup olmadığı, davacının bu borcu hangi koşullarda ödediği, dava hakkı ve rücu koşullarının bulunup bulunmadığının araştırılması, gerektiğinde şirket kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.