YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8806
KARAR NO : 2023/2834
KARAR TARİHİ : 09.05.2023
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2018/1929 Esas, 2021/1314Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/107 E., 2018/91 K.
Taraflar arasındaki haksız rekabetin tespiti ve meni ve ticaret unvanının terkini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin İzmir Valiliği ve Çevre Koruma Vakfı önderliğinde çevre koruma ve bu amaca yönelik geri dönüşüm ile ilgili alanlarda faaliyet göstermek üzere mevcut ticaret unvanı ile 2005 yılında kurulduğunu ve o tarihten itibaren faaliyetini sürdüğünü, ‘İZÇEV” ibareli 2009/44582 numaralı ve “‘İZMİR” ibareli 2009/44577 numaralı markaları bulunduğunu, davalı tarafın ise kendileri ile geri dönüşüm yönünden aynı iş kolunda faaliyet göstermek üzere mevcut ticaret unvanı ile 2014 yılında kurularak kendilerinin iştigal konusu ve kuruluş amacı itibarı ile “İzmir” ve “Çevre” kelimelerinin kısaltılmış hali olan “İZÇEV ibaresinin unvanlarında yer aldığını ve bu ibareyi tanıtıcı ve belirleyici bir unsur olarak kullandığını, davalı şirketin “İZÇEV” ibaresini unvanında kullandığını ve tescil ettirmiş olmasının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 39 ila 50 inci maddeleri arasındaki hükümlere aykırı olduğunu, davalı tarafın dürüstlük kurallarına aykırı davranarak ve bu yasal korumayı ihlal ederek iltibas yaptığını ve tescilli ticaret ünvanındaki vurgu kelime olan ‘İZÇEV” kelimesini aynen kullandığını ve ticaret unvanı yaptığını, davalı tarafa unvan tecavüzüne ve iltibasa son verilmesi için 29.09.2014 tarihinde ihtarname gönderdiklerini, ancak davalı tarafın ihtara olumlu cevap vermediğini ileri sürerek, davalının unvanında yer alan “İZÇEV” ibaresinin haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, men’ine, bu ibarenin davalının ticaret unvanından terkinine ve hüküm özetinin ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin mevcut ticaret unvanıyla 30.05.2014 tarihinde ticaret siciline tescil edilerek kurulduğunu, ticaret ünvanının başkası tarafından kullanılıp kullanılmadığını araştırma görevinin Ticaret Sicil Müdürlüğü’ne ait olduğunu, kendilerinin hurda malzemelerinin ayrıştırılması ve geri kazanımı işi ile uğraşmakta olduğunu, davacı şirket ile aralarında farklı ve ayırt edici özellikler mevcut olduğunu, iki unvanın ayırt edici olduğunu, iltibasa sebebiyet vermediğini, kazanılmış hakların hukuken korunduğunu, müvekkilinin mevcut ticaret unvanını marka olarak tescil ettirmek için başvuruda bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirket 07.05.2005 tarihinde kurulmuş olup güvenlik, çevre koruma, temizlik gibi alanlarda faal olduğu ve 2009/44582 numaralı ve “İZÇEV” ibareli tescilli markanın sahibi olduğu, davalı şirket ise 30.05.2014 tarihinde kurulmuş olup geri dönüşüm, metal, nakliye, inşaat, gibi alanlarda iştigal ettiği, davacı tarafın dava dilekçesinde, haksız rekabet ve unvan terkinini talep ettiği ancak davalının markasal kullanımını gündeme getirmediği, ticaret unvanı, tacirleri birbirinden ayırt etmeye yarayan işaret olup kılavuz sözcük ve iştigal alanlarına ilişkin tanımlayıcı sözcükler ve şirket türünü belirten sözcüklerden oluştuğu, 6102 sayılı Kanun’un 45 inci maddesi uyarınca ticaret unvanına sicil dairesinde, daha önce tescil edilmiş olan bir unvandan ayırt edilmesi gerektiği takdirde ekler konmasının lüzumlu olduğu, aynı Kanun’un 50 inci maddesi uyarınca unvanın usulen tescil ve ilan edilmesinden itibaren kullanım hakkı sahibine ait olduğu, tarafların ticaret unvanlarının kılavuz sözcüklerinin çakıştığı, türleri farklı olan iki şirketin ayırt edici unvan sözcüğünün aynı olduğu, davalı şirketin davacıdan sonra kurulması nedeniyle ticaret unvanındaki kılavuz sözcüğün, davacının hem marka hem de unvanı ile çakışmakla iltibas doğurduğu, davacının markadan ve ticaret unvandan gelen önceliğinin kapsamının, emtia ve iştigal alanı ile sınırlı olduğu, davacı markasının 42. sınıfta bilimsel sınai inceleme araştırma hizmetleri; mühendislik hizmetleri, bilgisayar hizmetleri ve bunların kapsamına girmeyen her türlü tasarım hizmetleri, grafik sanat tasarım hizmetleri, sanat eserleri orijinallik onay hizmetleri konusunda tescillendiği, davalı şirketin inşaat, metal, geri dönüşüm gibi iştigal alanları markanın emtiasıyla örtüşmese de davacı markasında mühendislik hizmetleri bulunması nedeniyle benzer ve bağlantılı olduğu, daha önce kurulmuş olan davacı şirketinin iştigal alanının güvenlik, temizlik, ve destek şeklinde özetlenebildiği, davalı şirketin sonradan tescillediği markaların varlığının ticaret unvanının teminatı niteliğinde olmadığı, davacının önceliğini ortadan kaldırmadığı, 07.01.2005 tarihinde kurularak ticari sicilde kaydedilen davacının “İZÇEV” unvanı bakımından 2014 yılında tescil edilen davalıya göre önceliğe dayalı koruma ve bağlı terkin istemlerinin yerinde olduğu, davalı şirketin unvan kullanımının haktan öte zorunluluk da arz ettiğinden unvan terkin edilinceye kadar kullanımının haksız rekabet olarak nitelenemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı şirket adına kayıtlı ticaret unvanından “İZÇEV” ibaresinin terkinine, haksız rekabetin tespit ve önlenmesi davasının reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraf şirketlerin unvanlarının yazım ve karakter bakımından birbirinden farklı olduğu, mal/hizmet benzerliğinde karıştırılma tehlikesinin varlığı için mal veya hizmet benzerliği arandığı, davalı şirketin unvanının Geri Dönüşüm Metal ve Taşımacılık, davacı şirketin ise Çevre Koruma Hizmetleri ve İnşaat Sanayi olduğunu, bu husus da iki ünvan arasında ayırt edici özellik olup iltibasa sebebiyet vermediğini, davacının iştigal alanının mühendislik hizmetleri, grafik sanat tasarım hizmetleri, bilgisayar hizmetleri, her türlü tasarım hizmetleri olduğunu, müvekkili şirketin ise inşaat, metal, geri dönüşüm hizmetleriyle ilgilendiğini, tarafların emtia ve iştigal alanları tamamen farklı olup herhangi bir hizmet benzerliği mevcut olmadığını, Yargıtay kararlarında da marka ve unvan arasında karıştırılma tehlikesinin varlığı için faaliyet sahalarının aynı olması ve sektörel benzerlik arandığı, tanınmışlıktan söz edilebilmesi için haksız yararlanma, tanınmışlığa veya ayırt ediciliğe zarar verme koşullarının da gerçekleşmesinın arandığı, tanınmışlığa karar vermek için tanınırlığın bölge sınırlarını aşarak genele yayılmış olması, ilgili piyasayı kapsaması, pazar payı, kullanımın yoğunluğu, yatırımların kapsamı gibi koşullara bakılması gerektiğini, somut uyuşmazlıkta tanınmışlık kriteri mevcut olmadığını, şirket unvanlarında sadece ‘İzçev’ ibaresi benzer olup, aynı isimden söz edilemeyeceğini, müvekkilinin bu unvanı kötüye kullanmadığını, kendini sadece bu ibare ile tanıtmadığını, bu isimle tanınmak üzere herhangi bir reklam yapmadığını, iltibas kriterlerinin değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin ünvanı tescil edilmiş olup bu ünvanı kullanmaya hak kazandığını, kazanılmış hakların hukuken korunduğunu, müvekkil şirket ile davacı şirket arasında farklı ve ayırt edici özellikler mevcutken, herhangi bir ‘karıştırılma tehlikesi’ söz konusu değilken verilen kısmi kabul kararının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınarak davacı ve davalı şirketin sunduğu hizmetin hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin bir bölümünün dahi karışıklık yaşamayacağını, 14 Şubat 2014 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren Gümrük ve Ticaret Bakanlığının 28913 sayılı Ticaret Ünvanları Hakkındaki Tebliğin İltibas başlıklı 5/III. Hükmüne göre de müvekkil tarafından kullanılan ünvanın iltibasa sebebiyet vermeyeceğini ve ticari unvan olarak kullanılabileceğini, ünvanda bir ibare aynı olsa da tescil yapılabileceğinin belirtildiğini, sadece bir ibarenin aynı olmasının hukuka hiçbir aykırılığı söz konusu olmadığını,Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından verilen tescil belgesinde davacı ve davalı şirketlerin marka sınıflarının ve faaliyet alanlarının tamamen farklı olduğunun belirtildiğini, müvekkili şirketin mevcut ticaret unvanını marka olarak tescil ettirdiğini, bilirkişi raporundan da görüleceği üzere tarafların marka tescil belgesinde yer alan sınıflarının farklı olduğunu, bunun da iki şirketin faaliyet alanlarının tamamen farklı olduğunun göstergesi olduğunu, Türk Patent ve Marka Kurumu’nun (TPMK) bir ibareyi ancak başka bir marka ile iltibas oluşturmaması halinde marka olarak tescil ettiğini, müvekkilinin ticaret unvanının marka olarak tescil edilmesinin hukuka uygun olduğunun ve iltibasa sebebiyet vermediğinin açık bir göstergesi olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
2. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece “İZÇEV” ibaresinin davalı tarafından ticaret ünvanına konulmasının haksız olduğu tespit edilerek terkin kararı verilmesine rağmen haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi talebinin reddine karar verilmesinin kendi içinde çelişki oluşturduğunu, haksızlığın tespiti ve önlenmesi ile terkinin bir bütün oluşturduğunu, bu bütünün kısmen reddinin çelişki oluşturduğunu, bu nedenle haklılığı kanıtlanmasına rağmen davalı lehine vekalet ücretine karar verilmesinin de haksızlık oluşturduğunu, haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi talebinin bu aşamada uygun görülmemesi halinde dahi ticaret ünvanındaki ibarenin davalı tarafından kullanılmasının haklı olmadğı anlaşılmış olmakla davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmesinin haksızlık oluşturduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, haksız rekabetin tespiti ve meni ve ticaret unvanının terkini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.