Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/5921 E. 2023/2693 K. 04.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5921
KARAR NO : 2023/2693
KARAR TARİHİ : 04.05.2023

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/712 Esas, 2020/1022 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Samandağ 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI : 2016/105 E., 2018/76 K.

Taraflar arasındaki bonoya dayalı menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 02.05.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacılar vekili Av. … ile davalılardan … vekili Av. ….. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
1.Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkilleri tarafından davalılara teminat olarak verilen üç adet bono sebebiyle müvekkillerinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

2. Davacılar vekili istinaf aşamasında, davacı … tarafından davalılardan …e karşı açtıkları davadan feragat ettiklerini beyan etmiştir.

II. CEVAP
1. Davalılar … ve … vekili cevap dilekçesinde; senetlerin teminat senedi olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı … vekili cevap dilekçesinde; senedin teminat senedi olmadığını, davacı tarafından sunulan protokolün amacının müvekkiline ait hisseyi devralan kişi tarafından müvekkilinin şirket işlerinden kaynaklı şahsi borçlarının kaldırılmaması halinde bu borçlardan davacıların sorumluluğunu sağlamak olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla protokolde davaya konu senedin verileceğinin değil hisse satış bedeli olarak verilmiş olduğunun belirtildiğini, senedin teminat olarak verildiğinden bahsedilmediğini, davacıların istekleri doğrultusunda noterde hisse devri sözleşmesi ile hissesini devrettiğini, davacılar tarafından müvekkiline bu senet verilmiş olduğundan devralandan başkaca bir bedel almaksızın tüm hisselerini devrettiğini, gerek bu sebeple gerekse senedin bedelinin nakden ahzolunduğunun yazılı olması sebebiyle senedin mücerret bir borç ikrarını içerdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu senetlerin incelenmesinde “bedeli nakden ahzolunmuştur” kaydının bulunduğu, senetlerin teminat olarak verildiğine dair herhangi bir ibarenin bulunmadığı, senetlerin teminat olarak verildiğini ispat yükünün davacılarda olduğu, bu iddianın da yazılı delille ispatlanması gerektiği, davalı … lehine tanzim edilen senedin düzenleme tarihinin bulunmadığı, bu haliyle kanunda belirtilen şekil şartlarından yoksun olduğu ve kambiyo senedi vasfında olmadığı, senedin borçlu tarafından düzenlenen adi yazılı borç ikrarı niteliğinde belge olduğu, yine bu senette de bedeli nakden ahzolunmuştur kaydının bulunduğu, bu belgede yer alan bedel dikkate alındığında borcun ödendiğini ve belgenin teminat niteliğinde olduğunu ispat yükünün davacı borçlularda olduğu, senette borcun nedeni mal ya da nakit olarak belirtilmişse tarafların yazılı borç sebebine dayanmaya hakkının olacağı, ispat yükünün bunun aksini ileri süren tarafa ait olacağı, eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa lehine olan senet karinesi çürümüş sayılacağı, bunun sonucu olarak da iddiası paralelinde ispat yükünü de üstleneceği, senedin teminat olarak verildiğine ilişkin davacılar tarafından yazılı belge sunulmadığı, taraflar arasında imzalanan protokolün dava konusu senet için düzenlendiğinin davacı tarafından ispatlanamadığı, belgede teminat ibaresinin bulunmadığı gibi bedeli nakden ahzolunmuştur ibaresinin mevcut olduğu, dava dilekçesinde yemin deliline dayanıldığı, davacı vekilinin yemin deliline dayanılmayacağını beyan ettiği, dava konusu senetlerin ödendiği ya da teminat olarak verildiğini ispat yükünün davacılarda olduğu, dava konusu senetlerin ödendiği ya da neyin teminatı olarak verildiği ya da temeldeki hukuki ilişkinin ispatlanamadığı gerekçeleriyle davalılar …, … ve …’a açılan menfi tespit davalarının ayrı ayrı reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; ispat kuralları ve ispat yükünün tespitinde hataya düşüldüğünü, davalıların temel ilişkiyi açıklamadıklarını, ispat yükünün davalılarda olduğunu, dava konusu bonoların bedelsiz olduğunu, davalılardan …’ın bononun, hissesinin satışı halinde borçların ödenmesinden sonra bakiye bedel kalması halinde bu bedelde hissesine düşecek olan miktara karşı teminat olmak üzere verildiğini ikrar ettiğini, 29.12.2015 tarihli protokolün göz ardı edildiğini, delillerin toplanmadığını, tanıklar dinlenmeden ve isticvap talepleri dikkate alınmadan karar verildiğini, ispat yükü davalılarda olmasına rağmen ters çevrilerek müvekkillerine yemin deliline dayanıp dayanmadığının sorulamayacağını, bu ihtarın davalılara yapılması gereken isticvap talebi ile ilgili hüküm kurulmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf incelemesi sırasında davacılardan …’in davalılardan … aleyhine açmış olduğu davadan feragat ettiğini, davalılar … ve … yönünden; ispat külfetinin dava konusu senetlerin teminat senetleri olduğunu iddia eden davacılarda olduğu, davacıların takibe ve davaya konu bonoların teminat senedi olduğu yönündeki iddialarını yazılı belge ile kanıtlayamadıkları, davalıların tanık dinlenmesine muvafakat etmedikleri, davacıların yemin deliline dayandıkları ve mahkemece davacılara yemin deliline başvurup başvurmayacaklarının hatırlatıldığı, davalılara yemin teklif etmeyeceklerini beyan ettikleri, takibe ve davaya konu bono olduğuna göre davalıların isticvab edilmesinin de söz konusu olmadığı, Mahkemece ispat yükünün ters çevrildiği iddiasının da gerçeği yansıtmadığı, bu durumda mahkemece ispat yükü kendilerinde olan anılan davacıların dava konusu senetlerin teminat senedi olduğu yönündeki iddialarını yazılı delille kanıtlayamadıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davalı … yönünden ise senette zorunlu unsur olan tanzim yeri ve tanzim tarihi bulunmadığından bono vasfında olmayıp adi senet niteliğinde olduğu, senede karşı senetle ispat kuralı gereği ve davalı tarafça açıkça muvafakat edilmemesi sebebiyle tanık dinlenemeyeceği, davacıların davaya konu senetlerdeki imzaları inkar etmedikleri, ayrıca ödemeye dair herhangi bir iddiada bulunmadıkları gibi yazılı belge de ibraz etmedikleri, yine yemin teklif etmeyeceklerini beyan ettikleri, bu durumda mahkemece ispat yükü kendilerinde olan davacıların dava konusu senedin teminat senedi olduğu yönündeki iddialarını yazılı delille kanıtlayamadıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin isabetli olduğu, dosya istinaf incelemesinde iken davacılardan …’in davalı … aleyhine açmış olduğu davadan feragat ettiği gerekçesi ile davacı … yönünden istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı … yönünden davalılar … ve … yönünde istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı … yönünden davalı … aleyhine açtığı davadan İstinaf aşamasında feragat ettiği gerekçesiyle kararın kaldırılmasına ve davacı … yönünden davalı … aleyhine açtığı davanın feragat nedeniyle reddine, davacıların, davalılar … ve … aleyhine açılan davanın reddine, davacı …’nün davalı … aleyhine açtığı davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili …’in istinaf aşamasında davalılardan…’e karşı davasından da feragat ettiğini, ancak bu hususun nazara alınmadığını, istinaf incelemesinin duruşmalı yapılması talebi hususunda hiçbir değerlendirme yapılmadığını, duruşma yapılmamış olmasına rağmen duruşma yapılmış gibi davalılar lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedildiğini, davanın davalı … yönünden yazılı delil ile ispat edilmiş olduğu halde bu yazılı delilin nazara alınmadığını, tanık dinletilmesi ve isticvap talebinin dikkate alınmadığını, diğer davalılar yönünden de ispat yükünün tayininde hataya düşüldüğünü, hakimin reddi talebinin reddi kararına karşı istinaf incelemesi talebinin incelenmediğini ileri sürerek arz edilen ve re’sen nazara alınacak sebeplerle kararın bozulması talep edilmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, senede dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 72 nci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 583 üncü maddesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ‘nun (6102 sayılı Kanun) 776 ncı maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi.

3.Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacılar vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Uyuşmazlık konusu 15.04.2016 vade tarihli, 450.000,00 TL meblağlı ve üzerinde “nakden” kaydı bulunan senetlerde, dava tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 6102 sayılı Kanun’un 776 ncı maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi gereği zorunlu unsur olan düzenleme yeri bulunmamakta olup senetler bono vasfı taşımamaktadır; adi senet hükmündedir.

3. Aval, sadece kambiyo senetlerinde söz konusudur. Dava konusu senetlerin adi senet olması sebebiyle davacılardan …’nün avalist olarak kabulü mümkün olmadığı gibi, 6098 sayılı Kanun’un 583 üncü maddesinde kefalet için öngörülen şekil şartlarının da bulunmaması sebebi ile anılan davacı kefil olarak da değerlendirilemeyeceğinden davacı … yönünden davanın açıklanan bu gerekçe ile kabulüne karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile ret kararı verilmesi isabetli olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

4. Yine davacı … istinaf aşamasında davalılardan … aleyhine açtığı davadan da feragat etmiş olup bu husus gözden kaçırılarak hüküm tesisi de doğru olmamış, hükmün bu sebeple de bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacılar vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.