Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2022/2855 E. 2023/4232 K. 13.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2855
KARAR NO : 2023/4232
KARAR TARİHİ : 13.06.2023

MAHKEMESİ :İcra Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2019/555 (E) ve 2021/605 (K)
SUÇ : Gerçeğe aykırı beyanda bulunmak
HÜKÜM : Beraat

Davalı 3. kişi hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Müştekinin 19.01.2016 havale tarihli dilekçesi ile; borçlu şirket hakkında İstanbul 36. İcra Müdürlüğünün 2015/36723 Esas sayılı dosyasından yapılan takipte, İstanbul 23. İcra Müdürlüğünün 2015/1092 Talimat sayılı dosyası ile sanık şirket adına 89/1 haciz ihbarnamesi gönderildiğini, sanık şirketin borçlunun kendilerinden herhangi bir hak ve alacakları olmadığından bahisle itiraz ettiğini, borçlunun cari hesap ekstreleri incelendiğinde borçlu şirket ile ticari ilişki içerisinde bulunduklarının anlaşıldığını ve beyanının doğru olmadığını belirterek, sanık hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunmak suçundan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (2004 sayılı Kanun) 338 inci maddesi gereğince cezalandırılması ve tazminata mahkum edilmesi için dava açılmıştır.

2.İstanbul 19. İcra Ceza Mahkemesinin,10.05.2016 tarihli kararı ile şikayet dilekçesinin reddine karar verilmiştir.

3.İstanbul 19. İcra Ceza Mahkemesinin,10.05.2016 tarihli kararının müşteki vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 09.04.2019 tarihli ve 2019/1761 Esas, 2019/5976 Karar sayılı kararı ile “…1- İİK’nın 338. maddesine aykırılık suçundan kurulan hükme yönelik incelemede, şikayet dilekçesinde, kendisine gönderilen haciz ihbarnamesine itiraz eden şirketin yetkilisi olarak …’in gösterilmiş olmasına rağmen, yerel mahkemece ticaret sicilinden ilgili şirketin yetkilisinin … olup olmadığı hususu sorularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırmayla yazılı şekilde şikayet dilekçesinin reddi kararı verilmesi, 2-Tazminat istemi hakkında yapılan incelemede, a-İİK’nın 338. maddesi uyarınca cezalandırma isteği ile birlikte aynı kanunun 89/4. maddesi uyarınca da tazminat talep edildiği, aynı kanunun 89/4. maddesindeki “İcra mahkemesi, tazminat hakkındaki davayı genel hükümlere göre halleder.” hükmü ile Harçlar Kanunu’nun 32. maddesinde yer alan “Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılmaz.” hükmü uyarınca tazminata ilişkin dava ile ilgili olarak yargılamanın yapılabilmesi için harcın yatırılması gerektiği cihetle, şikayetçi vekiline eksik dava harcı yatırması hususunda süre verilerek sonucuna göre hukuki durumun takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması, b-Şikayet dilekçesinde, İİK’nın 89/4. maddesi uyarınca tazminata mahkum edilmesi talep edilmesine rağmen, bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi,…” nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

4.İstanbul 19. İcra Ceza Mahkemesinin,16.11.2021 tarihli kararı ile sanık hakkında unsurları oluşmayan suçtan beraatine, sanık hakkında tazminata hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Müşteki vekilinin temyiz isteği, mahkemece sanık hakkında beraat kararı verildiği, sanık şirket adına gönderilen 89/1 haciz ihbarnamesine, herhangi bir hak ve alacak bulunmadığı yönünde itiraz edildiği, ancak borçlu namına incelenen cari hesap ekstrelerinde sanık ile borçlunun ticari ilişkide bulunduğunun açık ve net olduğu, sanığın beyanının doğru olmadığının açıkça ortaya konulduğu, mahkemece yapılan değerlendirmenin ise fahiş hata niteliğinde olduğu, şirket vekilinin beyanının şirketi bağladığı, dolayısıyla da şirket yetkilisinin cezalandırılması gerekirken, vekille beyanın cezanın şahsiliği ilkesine aykırı olduğu değerlendirmesinin takdire bırakıldığı, yerel mahkemenin değerlendirmesinin açıkça hukuka aykırı olduğundan bahisle kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1.Dava konusu olay; davalıya tebliğ edilen İİK’nın 89/1 haciz ihbarnamesine davalı tarafından takip borçlusuna borcu olmadığından bahisle itiraz edildiği iddiası ile sanığın gerçeğe aykırı beyanda bulunmak suçundan cezalandırılması talebine ilişkindir.

IV. GEREKÇE
Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde; yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre;

Temyiz dilekçesi içeriğine göre, müşteki vekilinin temyiz isteminin İİK’nın 338 inci maddesinde düzenlenen gerçeğe aykırı beyanda bulunmak suçuna yönelik mahkemece kurulan beraat hükmüne
ilişkin olduğu anlaşılmakla, gerçeğe aykırı beyanda bulunmak suçu yönünden verilen karara münhasıran yapılan incelemede;

Yargıtay’ın bozma ilamına uyulmasına karar verildiği takdirde, mahkeme uyma kararı ile bağlı olup, mahkeme, bozma kararına uygun yeni bir karar vermek zorundadır.

Somut uyuşmazlıkta, mahkemece, Dairemizin 09.04.2019 tarihli ve 2019/1761 Esas, 2019/5976 Karar sayılı bozma ilamına uyulmasına dair karar verildiği halde, mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilamı doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken bozmanın gereklerinin yerine getirilmediği anlaşılmakla, Dairemizin 09.04.2019 tarihli ve 2019/1761 Esas, 2019/5976 Karar sayılı önceki bozma ilamında da belirtildiği üzere;

Şikayet dilekçesinde, kendisine gönderilen haciz ihbarnamesine itiraz eden şirketin yetkilisi olarak …’in gösterilmiş olmasına rağmen, yerel mahkemece ticaret sicilinden ilgili şirketin yetkilisinin … olup olmadığı hususu sorularak, şirket yetkilisi olduğu tespit edilen sanığa İİK’nın 349 uncu maddesinde belirtilen duruşmaya gelmediği takdirde yokluğunda karar verileceğinin ihtarını içerir davetiye tebliğ edilmeksizin yokluğunda yargılama yapılmak suretiyle savunma hakkı kısıtlanarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul 19. İcra Ceza Mahkemesinin, 16.11.2021 tarihli ve 2019/555 Esas, 2021/605 Karar sayılı kararına yönelik müşteki vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

13.06.2023 tarihinde karar verildi.