Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2022/11890 E. 2023/4348 K. 20.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/11890
KARAR NO : 2023/4348
KARAR TARİHİ : 20.06.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/2380 (E) ve 2022/1868 (K)
SUÇ : Alacaklıyı zarara uğratmak için mevcudu eksiltmek
HÜKÜM : Esastan Ret

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Müştekinin 18.08.2016 havale tarihli dilekçesi ile; Ankara 32.İcra Müdürlüğünün 2015/25027 Esas sayılı dosyası ile borçlular hakkında takip başlatıldığını, borçluların tüm adreslerine hacze gidildiğinde borcu karşılayacak menkul ve gayrimenkul malların bulunmadığını, borçlu sanık …’nun suça konu ….., İli, ….., İlçesi, ….., 1.Mahalle, 13679 ada, 13 parsel, 2 nolu bağımsız bölüm taşınmazın 1/2 hissesini 18.08.2015 tarihinde 210.000,00 TL bedelle sanık …’na, yine ….., İli, ……,İlçesi, Aşağı ….., Mahallesi, 2956 Ada, 3 parsel, 10 nolu bağımsız bölümdeki taşınmazın tam hissesini ise diğer sanık …’a 25.08.2015 tarihinde 80.000,00 TL bedelle devrettiğini, şikayete konu tasarruf işleminin, borçlular hakkında takibe geçilmeden yaklaşık üç ay önce yapıldığını, …’nun borçlu …’nun eşi olduğunu, karı-koca arasında yapılan bu satış işleminin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, alıcı ve satıcının halen aynı evde birlikte yaşadıklarını, ortada gerçek bir satış olmadığını ve borçlu ile alıcının alacaklıları zarara uğratmak kastıyla hareket ettiklerinin açıkça göstergesi olduğunu, alıcı …’a yapılan taşınmaz bakımından da, tapudaki satış değeri ile gerçek piyasa değerinin, tapuda gösterilen devir bedelinden çok daha fazla olması sebebiyle, bu devir işleminin de alacaklıları zarara sokmak kastıyla yapıldığını, yapılan bu devirlerin alacaklılardan özellikle de alacaklı bankadan mal kaçırmak kastıyla, kötü niyetle ve muvazaalı olarak yapıldığını belirterek, sanıkların alacaklıyı zarara uğratmak için mevcudu eksiltmek suçundan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun ( 2004 sayılı Kanun) 331/1 inci maddesi gereğince cezalandırılmaları için dava açılmıştır.

2.Ankara 4. İcra Ceza Mahkemesinin 24.01.2019 tarihli kararı ile, sanıklar … İle … hakkında atılı suçtan ayrı ayrı beraatlerine,sanık … hakkında alacaklıyı zarara uğratmak kastıyla mevcudunu eksiltmek suçundan neticeten 3.000,00 TL ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiştir.

3.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesinin, 26.05.2022 tarihli ve 2019/2380 Esas, 2022/1868 Karar sayılı kararı ile,sanık … hakkında, CMK’nun 279/1-b maddesi uyarınca şikayetçi vekilinin istinaf başvurusunun reddine,sanık … hakkında, CMK’nun 280/1-a maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine, karar verilmiştir.

4.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesinin, 04.07.2022 tarihli ve 2019/2380 Esas, 2022/1868 Karar sayılı ek kararı ile, dairenin 2019/2380 Esas, 2022/1868 Karar sayılı alacaklıyı zarara uğratmak için mevcudu eksiltmek suçuna ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının CMK’nun 286/1-a ıncı maddesi uyarınca kesin olduğu gerekçesi ile, CMK’nun 296/1 inci maddesi uyarınca şikayetçi vekilinin temyiz isteminin reddine, karar verilmiştir.

II.TEMYİZ SEBEPLERİ
Müşteki vekilinin temyiz istemi, yerel mahkemece borçlu …’nun cezalandırılmasına, devralan şahıslar … ve …’ın ise borçlu olmadıkları için beraatlerine dair karar verildiği, … hakkında verilen beraat kararının usul ve yasaya aykırı olduğu, İİK’nun 331 inci maddesinde borçludan söz edilse de Türk Ceza Kanununun 37 ila 41 inci maddelerinde düzenlenen suça iştirak hükümlerinin uygulanması gerektiği, borçlular ile suça konu eylemi gerçekleştiren diğer şüpheli gerçek kişilerin de iş bu suç nedeniyle cezalandırılmalarının talep olunduğu, konuya ilişkin Yargıtay kararlarında bu duruma işaret edilerek İİK’nun 331 inci maddesindeki suçun borçlu ile eylemde bulunan diğer tarafın iştiraki ile gerçekleştiği ve sanık sıfatına satıcı borçlu ile birlikte alıcının da dahil edilmesi gerektiğinin kabul edildiği, sanık …’ın beraatine karar verilmesinin hatalı olduğundan bahisle kararın temyiz incelemesi sonucu bozulmasına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Dava konusu olay, borçlu-sanık … adına kayıtlı …., İli, ….., İlçesi,….., Mahallesi, 2956 Ada, 3 Parsel, 1. Kat, 10 numaralı bağımsız bölümde kayıtlı taşınmazın alacaklıyı zarara uğratmak kastı ile sanık …’a devredildiği iddiasına ilişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Borçlu sanık …’nun 4.150.024,09 TL tutarındaki takibe 16.11.2015 tarihinde borçlandığı, bu borcun doğumundan sonra kendisine ait taşınmazları diğer sanıklara satarak satış bedellerinin bir kısımını elden aldığı, şirketin işlerinin yürütülmesi ve daha önce elden borç aldığı kişilere borcunu ödediğinin iddia edildiği, bu miktar paranın elden alınması ve borçlu olduğu kişiler ile şirket işlerinin yürütülmesinde kullandığına ilişkin herhangi bir belge ve kanıt sunulmadığı, …’nun sanık …’nun eşi olması nedeniyle savunmasının inandırıcı olmadığı, bu ödemelerin belgeye dayanmaksızın ve resmi kurumlar aracılığı olmaksızın yapılmış olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, bu yöndeki savunmaların samimi bulunmadığı, her ne kadar sanık … tarafından yapılan ödemenin banka kanalı ile yapıldığı bildirilmiş ise de, buna ilişkin herhangi bir belge ve bilgi de sunulmadığı anlaşıldığından, satış işleminin alacaklısını zarara uğratmak kastıyla mevcudunu eksiltmeye yönelik olduğu değerlendirilerek sanık …’nun atılı suçtan mahkumiyetine, şikayete konu dosyada … ve …’ın takip borçlusu olmadığı ve bu nedenle aleyhlerine yüklenen suçun unsurları oluşmadığından ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Sanık … hakkında; ilk derece mahkemesince, sanık hakkında, alacaklısını zarara uğratmak kastıyla mevcudu eksiltmek suçundan beraat kararının verildiği, kararın şikayetçi vekili tarafından istinaf edildiği, şikayetçi vekilinin, ilk derece mahkemesince hüküm verildikten ve hükme yönelik istinaf talebinden sonra 25.03.2022 tarihli dilekçesi ile, vekaletnamesindeki yetkiye dayanarak, sanık hakkındaki şikayetlerinden vazgeçtiklerini bildirdiği, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesi gözetildiğinde hükme karşı istinaf kanun yoluna başvurma yetkisini yitirdiği anlaşılmakla, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 279/1-b inci maddesi uyarınca şikayetçi vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verildiği, sanık … hakkında yapılan incelemede; sanık hakkında, takip borçlusu olan ve hakkındaki mahkumiyet hükmü kesinleşen …’ndan …..,, ……, Mahallesi, 2956 Ada, 3 parsel, 1. Kat, 10 numaralı bağımsız bölümü muvazaalı bir şekilde satın almak suretiyle alacaklısını zarara uğratmak kastı ile mevcudu eksiltmek suçunu işlediği iddiasıyla dava açıldığı, sanığın savunmalarında üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği, suça konu taşınmazın devrine ilişkin Ankara 19. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2016/489 Esas sayılı dosyasında görülen tasarrufun iptali davasında alınan bilirkişi raporu ve dinlenen tanık beyanı karşısında taşınmazın tapuda gösterilen satış değerinin, keşifte belirlenen değeri arasındaki orantısızlığın muvazaa olgusu için yeterli görülmemesi nedeniyle davanın reddine karar verildiği, tüm bu deliller karşısında sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair mahkumiyetine elverişli her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut delilin elde edilememesi nedeniyle beraatine karar verilmesi gerekirken, takip borçlusu olmadığı şeklinde yasal olmayan gerekçeyle beraat kararının verilmiş olması, verilen kararın sonuç itibariyle doğru olması nedeniyle bu şekilde eleştirilmekle yetinildiği ve yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, uygulamaya göre ilk derece mahkemesinin kararında, belirtilen bu eleştiri dışında, usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığından, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
1.5271 sayılı CMK’nun, temyiz edilemeyecek kararları düzenleyen, 286/2-d maddesinin Anayasa Mahkemesinin 27/12/2018 tarihli ve 2018/71 E. 2018/118 K. sayılı kararıyla iptal edilmeden önceki hali;
“…d) (Değişik : 6545 – 18.6.2014 / m.78) İlk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı

iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adli para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları,…temyiz edilemez.” şeklinde iken, 15.02.2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 27/12/2018 tarihli ve 2018/71 E. 2018/118 K. sayılı kararıyla; CMK’nun 286/2-d maddesi; Bölge Adliye Mahkemelerince sanık hakkında ilk defa verilecek mahkumiyet kararlarına karşı üst derece yargı denetimi (temyiz) yolunun kapatılmasının, AİHS’ye ek 7. nolu protokole ve Anayasa’nın 36. maddesine aykırı olması gerekçesiyle iptal edilmiştir.

İptal kararı üzerine, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7165 sayılı Kanunun 7. maddesiyle yeniden düzenlenen CMK’nun 286/2-d maddesinin son hali;
“…d) İlk defa bölge adliye mahkemesince verilen ve 272. maddenin üçüncü fıkrası kapsamı dışında kalan mahkûmiyet kararları hariç olmak üzere, ilk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adlî para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları,…temyiz edilemez.” şeklinde düzenlenmiştir.
5271 sayılı CMK’nun 286/2-e maddesi ise; “…e) Adlî para cezasını gerektiren suçlarda ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları, temyiz edilemez.” hükmünü içermektedir.

Buna göre; 7165 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonrasında 5271 sayılı CMK’nun 286/2-e maddesinde yer alan; adlî para cezasını gerektiren suçlarda ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararlarına karşı temyiz yolunun kapalı olduğuna ilişkin düzenleme; kanunlarda sadece adli para cezası gerektiren suçlarla ilgili olarak ilk derece mahkemelerince kurulan her türlü hükme karşı istinaf yoluna başvurulması sonucu; Bölge Adliye Mahkemelerince sanık hakkında ilk kez mahkumiyet hükmü kurulmaksızın verilecek diğer kararlar (esastan reddi, düzeltilerek esastan reddi vb.) için uygulanma kabiliyeti olan bir hükümdür.

7165 sayılı kanunla yeniden düzenlenen CMK’nun 286/2-d maddesinde yer alan; sanık hakkında İlk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adli para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları,…temyiz edilemez.

Somut olayda; temyiz incelemesine konu edilen suçun 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 331 inci maddesi kapsamında kalan ve kanunda üst sınırı üç yıla kadar hapis ve bin güne kadar adli para cezası öngören, “Alacaklısını zarara sokmak kastıyla mevcudunu eksiltmek” suçunu oluşturduğu gözetildiğinde; 5271 sayılı CMK’nun 286/2-d maddesi uyarınca, ilk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yılın üzerinde hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adli para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararlarının temyizi mümkündür.

Temyize konu edilen hükme esas somut uyuşmazlıkta;
İlk Derece Mahkemesi tarafından, sanığın üzerine atılı alacaklısını zarara uğratmak kastıyla mevcudu azaltmak suçunun unsurlarının oluşmaması nedeniyle beraatine dair karar verildiği, müşteki vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması sonucu; Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince, yapılan istinaf
incelemesi sonucunda,26.05.2022 tarihinde istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine dair kesin olarak karar verildiği, hükmün müşteki vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince bu kez temyiz isteminin reddine karar verildiği ve asıl kararın temyiz edildiği görülmekle, CMK’nun 286/2-d maddesi gereği

temyiz yolunun açık olduğu anlaşılmakla, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesinin, yasal dayanaktan yoksun olan 04.07.2022 tarihli temyiz isteminin reddine dair “ek kararı”nın KALDIRILMASINA oybirliğiyle karar verilerek; aynı dairenin 26.05.2022 tarih ve aynı sayılı asıl kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine geçildi:

2.Somut olayda; şikayete konu edilen Ankara İli, Keçiören İlçesi, Aşağı Eğlence Mahallesi, 2956 Ada, 3 Parsel, 1. Kat, 10 numaralı bağımsız bölümde kayıtlı taşınmazın sanık …’a devrine yönelik alacaklı tarafından tasarrufun iptali amacıyla dava açıldığı, tasarrufun iptaline ilişkin olarak açılan Ankara 19. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2016/489 Esas, 2020/44 Karar sayılı dosyasında 24.01.2020 tarihinde karar verildiği, ancak söz konusu bu kararın kesinleşip kesinleşmediği tespit edilerek ve kararın kesinleşmesi bekletici mesele yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle müşteki vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesinin, 26.05.2022 tarihli ve 2019/2380 Esas, 2022/1868 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara 4. İcra Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

20.06.2023 tarihinde karar verildi.