YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/2888
KARAR NO : 2023/3406
KARAR TARİHİ : 31.05.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/667 Esas, 2019/605 Karar
HÜKÜM : Ret
Taraflar arasındaki marka devir sözleşmesinin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın reddine verilmiştir.
Kararın davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine, Dairemizce yapılan inceleme sonunda bozulmuş, mahkeme tarafından Dairemiz ilamına karşı direnilmiştir.
Direnme kararının davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizce bozma kararı yerinde bulunarak direnme kararı incelenmek üzere dosya Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 04.10.2022 tarih, 2022/11-641E. 2022/1219 K. sayılı ilâmı ile mahkeme kararının eylemli uyma kararı olduğuna karar verilerek davacı vekilinin temyiz itirazlarına ilişkin inceleme yapılmak üzere dosya Dairemize gönderilmiş olmakla Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ortağı olduğu Baranlar Gıda ve İhtiyaç Maddeleri San. ve Tic. Ltd. Şti. adına kayıtlı “Şömine” ibareli markasının 08.02.2011 tarihinde davalı … Ltd. Şti.’ne devredildiğini, ancak Baranlar Gıda ve İhtiyaç Maddeleri San. ve Tic. Ltd. Şti. hakkında 18.11.2009 tarihi itibariyle bir yıllığına iflas erteleme kararı verildiğini, şirketin durumunu düzeltememesi neticesinde 31.12.2010 tarihinde iflasının açıklandığını, bu süreçte şirketin idaresinin İflas İdaresine geçtiğini, buna rağmen anılan şirketin diğer ortağı tarafından marka devri sözleşmesi yapıldığını, markayı devretme yetkisinin iflas idaresine ait olması nedeniyle yapılan devrin geçersiz olduğunu ileri sürerek söz konusu marka devir sözleşmesinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı … Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; davaya ilişkin zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin dolduğunu, dava şartlarının gerçekleşmediğini, böyle bir dava açma yetkisinin iflas idaresinde olduğunu, marka devrinin de yasaya uygun yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı İflas İdaresi davaya cevap vermemiş ancak katıldığı celsede, marka devrinin geçersiz olduğunu ve masayı zarara uğratacak bir işlem olduğunu ileri sürerek devrin iptalini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A.Mahkemece Verilen ilk Karar
Mahkemece 29.01.2015 tarih, 2014/335 E. ve 2015/24 K. sayılı kararıyla marka devrinin yasaya aykırılık iddiasının iflas idaresi tarafından değerlendirilmesi gerektiği ve bu konuda dava açma yetkisinin iflas idaresine ait olduğu, bu itibarla dava şartı bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 02.03.2016 tarih, 2015/7914 E., 2016/2291 K. sayılı ilamı ile “Davacı, Baranlar Gıda ve İhtiyaç Maddeleri San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin ortaklarından olup, şirketin 31.10.2012 (doğrusu 31.12.2010) tarihinde iflası açıklanmış ve şirketin idaresi iflas idaresine geçmiştir. Ancak 08.02.2011 tarihinde şirketin diğer ortağı tarafından şirket varlığı içinde yer alan tescilli “şömine” markası davalı … Ltd. Şti.’ye devredilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 557 nci maddesinin birinci fıkrasına göre, davacı da ortak olarak şirket borçlarından alacaklılara karşı sorumlu olduğundan, şirketin malvarlığında yer alan markanın elden çıkarılması davacıyı zarara uğratacak bir işlem olup, davacı 6102 sayılı Kanunun 55 inci maddesinin birinci fıkrası gereği şirketin uğradığı zararın tazminini isteyebilecektir. Her ne kadar şirketin idaresi İflas İdaresine geçmiş olduğundan 6102 sayılı Kanunun 556 ncı maddesi uyarınca zarara uğrayanlar adına İflas İdaresince taleplerin ileri sürülmesi ve dava açılması gerekli ise de; İflas İdaresi tarafından dava açılmayan hallerde her pay sahibine de davayı ikame etme hakkı tanınmıştır. Bu açıklamalar doğrultusunda somut olaya bakıldığında; davacı, iflas dairesinin devir işlemi karşısında kayıtsız kaldığını ileri sürerek dava açma yoluna gitmiş ve 29.01.2015 tarihli ilk celsede de İflas İdaresi temsilcisi devir işleminin masayı zarara uğratacak bir işlem olduğu ve iptali gerektiği yönünde beyanda bulunmuştur. Ancak, mahkemece, iflas idaresinin beyanları ve 6102 sayılı Kanunun 555, 556 ve 557 nci madde hükümleri tartışılmaksızın ve gerekçeden yoksun olarak davacının dava açma ehliyeti bulunmadığından davanın reddi yönünde kurulan hüküm hatalı olduğu gibi, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (6103 sayılı Kanun) 2 nci maddesi gereği dava tarihi itibariyle uyuşmazlığa hangi Kanun’un hangi hükümlerinin uygulanması gerektiğine dair de bir değerlendirme yapılmamış olup, eksik ve hatalı değerlendirme nedeniyle yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir…” gerekçesiyle bozulmuştur. Davalı vekilinin karar düzeltme istemi Dairemizin 28.06.2018 tarih, 2016/10007 E. 2018/4908 K. sayılı ilamı ile reddedilmiştir.
C. Mahkemece Verilen Direnme Kararı
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu marka devir sözleşmesinin 6102 sayılı Kanununun yürürlüğe girmesinden önce 08.02.2011 tarihinde yapıldığı, bu itibarla somut olaya 6103 sayılı Kanunun 2 nci maddesi gereğince 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6762 sayılı Kanun) uygulanması gerektiği, 6762 sayılı Kanunun 309 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince şirketin iflası hâlinde pay sahiplerinin ve şirket alacaklılarının haiz oldukları hakların iflas idaresine ait olduğu, 6102 sayılı Kanunun 556 ncı maddesinin ikinci fıkra hükmünün karşılığının 6762 sayılı Kanunda bulunmadığı, eldeki davayı açma yetkisinin iflas idaresinde olduğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; iflas idaresinin açılan davaya onay verdiğini, 6102 sayılı Kanun hükmünün uygulanması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C.Dairemizin İnceleme Kararı
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince Dairemizce yapılan incelemede, Daire kararının yerinde olduğu belirtilerek temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.
D.Hukuk Genel Kurulu Kararı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 04.10.2022 tarih, 2022/11-641 E. 2022/1219 K. sayılı ilâmı ile mahkeme kararının direnme niteliğinde değil eylemli uyma niteliğinde bir karar olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir.
E. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka devri sözleşmesinin iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6102 sayılı Kanun’un 555, 556 ve 557 nci maddeleri,
2.6103 sayılı Kanun’un 2 nci maddesi,
3.6100 sayılı Kanun’un 373 üncü maddesi,
4.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 255 inci maddesi.
3. Değerlendirme ve Sonuç
6102 sayılı Kanun’un 556 ncı maddesi (6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 309 uncu maddesi), “(1) Zarara uğrayan şirketin iflası hâlinde, tazminatın şirkete ödenmesini isteme hakkını şirket alacaklıları da haizdir. Ancak, pay sahiplerinin ve şirket alacaklılarının istemleri önce iflas idaresince ileri sürülür.
(2) İflas idaresi birinci fıkrada öngörülen davayı açmadığı takdirde, her pay sahibi veya şirket alacaklısı mezkûr davayı ikame edebilir. Elde edilen hasıla, İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre, önce dava açan alacaklıların alacaklarının ödenmesine tahsis olunur; bakiye, sermaye payları oranında davacı pay sahiplerine ödenir; artan iflas masasına verilir.
(3) Şirketin istemlerinin devrine ilişkin İcra ve İflas Kanunu’nun 245 inci maddesi hükmü saklıdır.” hükümlerini haiz olup bu hüküm uyarınca zarara uğrayan şirketin iflası ve iflas idaresince dava açılmadığı durumlarda pay sahiplerinin şirket zararının tazmini için dava açma hakkı bulunmaktadır.
Mahkemenin 11.07.2019 tarihli kararından sonra Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 11.03.2020 tarihli kararı ile iflasın kapatılmasına karar verildiği, iflasın kapatıldığı ve şirketin ticaret sicilinden terkin edildiği anlaşılmaktadır. İflas kapandıktan sonra tasfiyeden hariç kalmış bir mal bulunduğunu iflas idaresi haber alırsa bu mal veya haklarla ilgili ne gibi yol izleyeceği 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 255 inci maddesinde düzenlenmiştir. İflasın kapanmasından sonra ortaya çıkan mal veya hakkın masaya ait olup olmadığı hususu ihtilaflı ise bu durumda izlenecek usul ise aynı maddenin üçüncü fıkrasında yer almaktadır.
Somut olayda dava, müflis şirket ortağı tarafından, şirketin iflasından sonra şirketin eski temsilcisinin şirkete ait markanın devrini yaptığı, markayı devretme yetkisinin iflas idaresine ait olduğu, şirketin zarara uğradığı, marka devrinin iptali gerektiği, davacı ortak hakkında alacaklılarca icra takibine girişildiği ileri sürülerek açılmış olup, anılan zarar her iki kanun döneminde de ortağın dolaylı zararının şirket lehine giderilmesi anlamına gelmektedir. Bu durumda, zarara uğrayan şirketin iflası nedeniyle iflas idaresince dava açılmadığı ve davaya iflas idaresince de celse beyanı ile icazet verilerek marka devrinin iptaline karar verilmesi istendiği gözetilerek davacı ortağın dava açma yetkisi bulunduğu kabul edilerek işin esasına girilmesi ve yukarıda belirtilen 2004 sayılı Kanunun 255 inci madde hükümlerinin değerlendirilmesi gerekirken davacının dava açma yetkisinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
31.05.2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.