Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2021/12614 E. 2023/19882 K. 14.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/12614
KARAR NO : 2023/19882
KARAR TARİHİ : 14.06.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/674 E., 2016/155 K.
SUÇ : Hakaret
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararı ile sanık hakkında hakaret suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 nci maddesinin birinci, ikinci fıkralarıyla üçüncü fıkrasının (a) bendi, 62 nci, 52 nci maddeleri uyarınca neticeten 6.080,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ve 24 eşit taksitlendirmeye karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği, sanığın gönderdiği maildeki sözün katılanın şeref ve haysiyetini zedeleyecek şekilde bir hitap olmadığına, katılan vekalet sözleşmesiyle taahhüt ettiği edimleri yerine getirmeyince sanığın bizzat Amerika’ya giderek yaptığı görüşme neticesinde haberleri kaldırttığına, katılanın Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/775 Esas sayılı dosyasına sanığın vekili olarak bakmaya başladığına, bu dosyanın karşılığı olarak talep ettiği ücretin ödenmesi konusunda sanıktan ısrarcı olarak sanığın oğlunun ağır hastalık geçirdiği dönemde senetleri icraya koyduğuna, sanığın haciz baskısıyla 6.000,00 TL ödemek durumunda kaldığına, sanığın başka hukukçularla yaptığı görüşmede katılanın dolandırıcılık ve görevi kötüye kullanma suçunu işlediğini belirttiklerine, sanığın mail içeriğinde kastettiğinin katılan hakkında şikayetçi olacağı ve şikayet hakkını kullanacağı hususu olduğuna, doğrudan doğruya katılana dolandırıcı denilmediğine, hakaret kastının olmadığına, beraatine karar verilmesi gerektiğine, Yargıtay kararlarının da aynı doğrultuda olduğuna, suçu kabul anlamına gelmemekle birlikte ceza verilecekse sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 129 uncu maddesinin birinci fıkrasının gözetilmesine, resen gözetilecek nedenlerle hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Sanıkla katılan arasında vekalet ilişkisi bulunduğu, katılanın sanığın avukatı olarak bir takım davalarını takip ettiği, ancak bu davaların sanığın istediği yönde gitmemesi ve vekalet ücreti nedeniyle icra takipleri yaşanması nedeniyle, olay tarihinde katılanın takip ettiği bir dosyadan sanıktan bir takım belgeler istemesi üzerine, sanığın katılana, “… bey hem beni dolandırıp hem de bu maillerinize cevap vereceğimi nasıl düşünürsünüz, zaten avukatım olarak beni kandırdınız…” şeklinde hakaret içerir mail göndererek hakaret suçunu işlediği Yerel Mahkemece kabul olunmuştur.
2. Sanığın, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği yönünde savunma yaptığı anlaşılmıştır.
3. Katılanın her aşamada oluşa ilişkin istikrarlı ve birbiriyle uyumlu anlatımlarının bulunduğu tespit edilmiştir.
4. Sanığa ait adlî sicil kaydı dava dosyasında mevcuttur.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1.Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye yönelik olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref, ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir. Yargılamaya konu somut olayda; sanığın katılana yönelttiği sözlerin, olayın bütünselliği içinde değerlendirildiğinde, muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı hitap tarzı niteliğinde olduğu ve hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, yasal olmayan ve yerinde görülmeyen gerekçeyle mahkumiyet kararı verilmesi,
2.Kabule göre ise;
a.Sanık savunmaları, olayın çıkış nedeni ve gelişimi dikkate alınıp tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 129 uncu maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
b.17.10.2019 gün ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanun’a 7188 sayılı Kanun’la eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren suç yönünden; Anayasa’nın 38 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 7 ve 5271 sayılı Kanun’un 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunduğu belirlendiğinden karar bu yönleriyle,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanık müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden HÜKMÜN, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.06.2023 tarihinde karar verildi.