Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2022/3168 E. 2023/1340 K. 09.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3168
KARAR NO : 2023/1340
KARAR TARİHİ : 09.03.2023

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/41 E., 2022/17 K.
KARAR : Davanın reddi

Taraflar arasındaki kullanım kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Kadastro sırasında, Sakarya ili …. ilçesi … Mahallesi çalışma alanında bulunan, 122 ada 139 parsel sayılı taşınmaz, beyanlar hanesine, 6831 sayılı Orman Kanunu’nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca orman sınırı dışına çıkarıldığı ve …’un kullanımında olduğu şerhi yazılarak, Hazine adına tespit edilmiştir.
2. Davacı … vekili dava dilekçesinde; Sakarya ili … ilçesi … Mahallesi 122 ada 139 parsel sayılı taşınmazın kullanıcısı olarak her ne kadar … yazılmış ise de bu isimde hiçkimsenin bulunmadığını, taşınmazın kullanıcısının müvekkili olan davacı … olduğunu belirterek, kullanıcı şerhinin iptali ile davacı … şerh verilmesini istemiştir. .

3. Karasu Sulh Hukuk Mahkemesinin 06.10.2015 tarihve 2015/210 Esas, 2015/513 Karar sayılı kararıyla, uyuşmazlığın tapu kaydının düzeltim isteminden kaynaklandığı ve mal varlığına ilişkin olduğu gerekçesiyle, Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi üzerine, Asliye Hukuk Mahkemesince de, tapu kaydı düzeltim davalarının Sulh Hukuk Mahkemesinin görevi kapsamında kaldığı gerekçesiyle, karşı görevsizlik kararı verilmiştir.

4. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi’ nin 10.12.2015 tarih ve 2015/13778 Esas, 2015/12433 Karar sayılı ilamıyla; uyuşmazlığın 6831 saylı Kanun’un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışarısına çıkarılan taşınmazın fiili kullanıcısının yazımında yapılan yanlışlığın giderilmesine ilişkin olduğu ve çekişmesiz yargı işi kapsamında kaldığı gerekçesiyle, Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu belirtilmiştir.

II. CEVAP
Davalı … vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 05.04.2016 tarih ve 2016/111 Esas, 2016/252 Karar sayılı önceki kararı ile, davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 05.04.2016 tarih ve 2016/111 Esas, 2016/252 Karar sayılı önceki kararı, davacı ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.

2. Temyiz incelemesi neticesinde, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 30.09.2020 tarih ve 2016/17107 Esas, 2020/5624 Karar sayılı ilamıyla; “dava konusu taşınmazın kullanıcısının değiştirilmesine yönelik davacının talebi kabul edilmiş ise de, İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırma sonucunda nüfusta … adlı kişinin bulunmadığının belirlendiği ve mahalli bilirkişi beyanlarında, taşınmazın, davacının babası …’dan kaldığının ve davacının babası …’ e halk arasında … dendiğinin beyan edildiği açıklanarak, …’un davacı dışındaki mirasçıların davaya katılımlarının sağlanması suretiyle yargılamaya devam edilmesi ve sonucuna göre taşınmazın zilyetinin tespit edilerek bir karar verilmesi” gereğine değinilerek, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozma ilamına Uyularak Verilen Karar
Bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, “davacının talebinin taşınmaz üzerindeki şerhin kendi adına düzeltilmesine dair olduğu dosyada lehine kullanım şerhi verilen …’un davacının babası … olduğu, taşınmazın …’dan mirasçılarına intikal ettiğinin mahalli bilirkişi beyanlarından anlaşılması karşısında davacı haricindeki mirasçılarının herhangi bir beyanının bulunmadığı, davacının da tereke adına bir talebinin bulunmadığı, bu durumda taşınmaz üzerinde davacı lehine şerh verilmesinin tapuda kayıt düzeltim davalarının amacına aykırı olduğu, mülkiyet nakline sebep olabileceği gerekçesiyle, davanın reddine” karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda tüm mirasçıların davaya dahil edildiğini, hiçbir mirasçının davaya itirazda bulunmadığını, miras paylaşımı sonrası dava konusu taşınmazın davacıya bırakıldığını, dolayısıyla davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kullanım kadastrosu tespitine itiraza ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesi, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’ nun Ek 4 üncü maddesi,

3. Değerlendirme
1. Davacı vekili, dava konusu taşınmaz üzerindeki kullanıcı isminin yanlış yazıldığını, bu isimde kimsenin bulunmadığını, taşınmazın kendisi tarafından kullanıldığını belirterek davacı … şerh verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın, davalılar ve davacının ortak miras bırakanı olan …’a ait olduğu kabul edilerek, yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, taşınmazın ortak muristen intikal edip etmediği ve intikal etmiş ise, mirasçılar arasında miras taksimi yapılıp yapılmadığı hususunda yeterli araştırma yapılmadan karar verilmiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.

2. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, tarafların ortak murisi …’ un 2007 yılında öldüğü ve kullanıcı tespitinin 2010 yılında yapıldığı dikkate alınarak, bozma ilamı doğrultusunda davaya dahil edilen tüm mirasçıların beyanları alındıktan sonra, mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile fen bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşif sırasında, dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, çekişmeli taşınmazın kim tarafından, ne zamandan beri ve ne suretle kullanıldığı, intikal var ise kimden intikal ettiği, muris …’ dan intikal etmiş ise mirasçıları arasında taksim yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise taksim sonrasında taşınmazın kime isabet ettiği, taşınmazın davacının iddia ettiği gibi kendisine kalıp kalmadığı, taşınmaz üzerinde davacının zilyetliğinin bulunup bulunmadığı etraflıca sorulup, maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki doğması halinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkilerin giderilmesine çalışılmalı, çelişkinin giderilememesi halinde hangi beyana ne sebeple üstünlük tanındığı gerekçeli kararda tartışılıp açıklanmalı; bundan sonra, toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.

3. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz oluğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,

Peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,

1086 sayılı Kanun’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna,

Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,09.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.