Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/13560 E. 2023/912 K. 22.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/13560
KARAR NO : 2023/912
KARAR TARİHİ : 22.02.2023

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2013/40 E., 2019/16 K.
KARAR : Davanın reddine

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; çekişmeli 529 parsel sayılı taşınmaz yönünden karar verilmesine yer olmadığına, davacılar ve asli müdahil davacının davasının reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı … ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Van ili Gürpınar ilçesi Erkaldı Köyünde, 1985 yılında yapılan afet kadastrosu sırasında, 1 ada 1 ila 4 parsel sayısı ile tespit edilen taşınmazlar, parsel numaraları değiştirilerek 610 ila 629 parsel olarak arsa vasfı ile Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.

2. Davacı … ve arkadaşları Asliye Hukuk Mahkemesine ibraz ettikleri dava dilekçesinde; … ilçesi … Köyü … Mevkiisinde kain cilt 1 sayfa 30 C evvel 1282 tarihli tapu kaydı ile murisleri … oğlu … ve … adlarına kayıtlı bulunan taşınmazlarının kadastro tespiti sonucunda 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22 ve 23 parsel numarasıyla Hazine adına yazıldığını beyan ederek, kadastro tespitlerinin iptali ile taşınmazların kendi adlarına tescilini talep etmişlerdir.

3. Asli müdahil … müdahale dilekçesinde; cilt 1 sayfa 30 C evvel 1282 tarihli tapu kaydı ile murisleri … oğlu … ve … adlarına tapuda kayıtlı bulunan taşınmazda miras hakkı olduğunu ileri sürerek, Hazineye ait tapu kayıtlarının iptali ile adına tescilini istemiştir.

II. CEVAP
Bir kısım davalılar cevap dilekçesinde; davacının dayandığı tapunun taşınmaza uymadığını, Hazine adına tespit edilen taşınmazlara afet konutları yapılacağını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Gürpınar Asliye Hukuk Mahkemesinin 28.12.1995 tarih ve 1995/99 Esas, 1995/118 Karar sayılı görevsizlik kararı ile dava dosyası Gürpınar Kadastro Mahkemesine gönderilmiş olup, bu mahkemenin 11.09.2000 tarih ve 1996/1 Esas, 2000/6 Karar sayılı ilk kararı ile, davanın kısmen kabulüne, davacıların dayandığı tapu kapsamında kalan çekişmeli 614 ila 629 parsel sayılı taşınmazlara ait kadastro tutanaklarının iptaline tapu kaydı sahipleri … oğlu … ve … mirasçıları adına payları oranında tapuya tesciline, çekişmeli 610 ila 613 parsel sayılı taşınmazlar tapu kapsamı dışında kaldığından reddine, katılanlar , …, … ve …’ın kanıtlanamayan davalarının reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 11.09.2000 tarih ve 1996/1 Esas, 2000/6 Karar sayılı ilk kararı, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.

2. Temyiz incelemesi neticesinde, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 12.11.2001 tarih ve 2001/8144 Esas, 2001/8227 Karar sayılı ilamıyla; “mahkemece 8 pafta 610 ila 629 sayılı parsellerin kadastro tutanaklarının iptaline ve davanın reddine şeklinde hüküm kurulmuşsa da sözü edilen bu parsellere ait kadastro tutanaklarının bulunmadığı, bulunmayan tutanaklar hakkında hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu belirtilerek, bu parsellerin afet kadastrosu sonucu oluşan 1 ada 4 ila 23 parsellere tekabül ettiği ve tutanakların arkasındaki şerhten afet kadastrosuna ait tutanakların 1985 yılında kesinleştiği anlaşıldığına göre, bu parsellerin tapu sicil kütüğüne devredilip devredilmediğinin ve Hazinece şahıslara dağıtılıp dağıtılmadığının araştırılması, dağıtım yapılmış ise, tapu sahiplerinin davada taraf olacağının düşünülmesi; ayrıca dosyada bulunan 1 ölçeğin kaç dönüme karşılık geldiğine ilişkin yazı cevaplarından hangisinin doğru olduğunun da araştırılması ve sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilerek, ilk derece mahkemesi kararı bozulmuştur.

3. Bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesinin 20.11.2011 tarihli ve 2004/2 Esas, 2011/1 Karar sayılı ikinci kararı ile, çekişmeli 610 ila 629 parsel sayılı taşınmazlar ile 529 parsel sayılı taşınmazın, fen bilirkişisinin 20.09.2010 tarihli raporunda (A), (B) ve (C) harfleri ile gösterilen bölümlerinin davacılar …, , …, …, …, … ile … adlarına tesciline, 529 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün 9,911,700 m2 olarak belirlenmesine ve mera siciline bu şekilde yazılmasına karar verilmiştir.

4. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 20.11.2011 tarihli ve 2004/2 Esas, 2011/1 Karar sayılı ikinci kararı, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.

5. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince yapılan temyiz incelemesi sonucunda, 15.10.2012 tarihli ve 2012/91 Esas, 2012/7990 Karar sayılı ilamla, “Kadastro sırasında çekişmeli 529 parsel numarası ile mera olarak tespit edilen taşınmaz hakkında açılmış usulüne uygun bir dava bulunmadığı gibi, bu taşınmaz hakkında genel mahkemeden aktarılan bir dava da bulunmadığı, Mahkemece, dava konusu olmayan 529 parsel sayılı taşınmazın (A), (B) ve (C) harfi ile gösterilen bölümleri yönünden “karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde karar verilmesi gerektiği, çekişmeli 610 ila 629 parsel sayılı taşınmazlar yönünden ise; sözü edilen taşınmazlar yönünden kadastro tutanağı düzenlenmediği, genel kadastro uygulamasına tabii tutulmadıkları halde; mahkemeye gönderilen harita üzerinde 1985 yılında kesinleşen afet kadastrosu sonucu oluşmuş dava konusu 1 ada 4 ila 23 parsel sayılı taşınmazların parsel numaralarının değiştirilmesi nedeniyle, dava konusu 1 ada 4 ila 23 parsel sayılı taşınmazlar hakkında kadastro tutanağı düzenlendiği zannedilerek; Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.12.1994 tarihli ve 1994/58-203 sayılı hükmünün taşınmazlar hakkında kadastro tutanağı düzenlenmiş olması nedeniyle davanın kadastro mahkemesinde görülmesi gereğine değinilerek 1. Hukuk Dairesinin 31.05.1995 tarihli ve 1995/7392-7995 sayılı ilamı ile bozulduğu ve bozma ilamına uyularak aktarılan dava hakkında Kadastro Mahkemesince yargılamaya devam olunduğu dosyanın incelenmesinden anlaşıldığı, sonuç itibariyle davanın görev yönü Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği ve bu aşamada görev yönünün uyuşmazlık dışı kaldığı, davanın esasının incelenmesine gelince; Mahkemece, davacının dayanağı, 7 ölçek miktarındaki Şevval 282 tarih D:13 V:91 sayılı tapu kaydı mahalline yeterli şekilde uygulanıp kapsamı belirlenmesi, tapu kaydının sınırlarının zeminde gösterilmesi, bilirkişiden denetime elverişli rapor alınması, davacılar ile tapu kayıt maliki arasındaki akdi ve irsi ilişkinin de araştırılması, tapu kaydının miktarı hususundaki çelişkilerin giderilmesi, taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin sürdürülüş biçimi ve süresinin yöntemince araştırılması ve sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilerek, hüküm bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozma ilamına Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen son kararıyla; davacılar ve asli müdahilin dayandıkları tapu kaydında ilgili tapu kaydı hudutlarının sabit hudutlar olmaması, davacıların ve asli müdahilin iddia ettikleri dava konusu yerleri tapu kaydının kapsamaması, dava konusu edilen yerler için dinlenilen mahalli bilirkişilerden …, …, …’ın beyanları ile fen bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere taşınmazın büyük bir alanı kapsayan 529 nolu parselin 3 yönlü sınır komşusu olduğu, hava fotoğrafında da tarım arazisi niteliğinde olmadığı belirtildiği, davacıların, mahalli bilirkişi beyanlarına göre yaklaşık 9 yıllık zilyetliklerinin ise 529 ile sınır komşusu olan afet kadastro parsellerinin meradan açma yapmak suretiyle olduğu, bu yerlerin de zilyetlikle kazanılmaya elverişli olmayıp, zilyetlik koşulları da oluşmadığı gerekçesiyle davacıların ve asli müdahilin davalarının reddine, afet kadastro parselleri olan 607(1), 608(2), 609(3), 610(4), 611(5), 612(6), 613(7), 614(8), 615(9), 616(10), 617(11), 618(12), 619(13), 620(14), 621(15), 622(16), 623(17), 624(18), 625(19), 626(20), 627(21), 628(22), 629(23) nolu parsellerin tespit gibi tesciline, 529 nolu parsel hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davacı … ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiştir.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı … ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde özetle; Gürpınar Asliye Hukuk Mahkemesince 26.12.1994 tarihli ve 1994/58 Esas-203 Karar sayılı kararı ile davacıların sunduğu tapu kaydının zemine uyduğu aynı zamanda da davacıların bu yeri kullandıklarının anlaşıldığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verildiğini, asıl olanın buradaki keşif ve tespit ile tanık beyanları olduğunu, 30 yıl sonra değişen sınırlara ve alınan yeni fotoğraflara göre karar verilemeyeceğini, zira fotoğrafların 10-15 yıl öncesine ait olduğunu, bu fotoğrafların bile tapu kayıtları ile eski tanık beyanlarını doğrulamasına rağmen İlk Derece Mahkemesinin yorum yolu ile değerlendirme yaparak davayı reddettiğini, İlk Derece Mahkemesine müdahil davalılarının tanık sıfatı ile dinlendiğini, mahalli bilirkişilerin tapu kaydının bu yere ait olduğunu beyan ettiklerini, mahalli bilirkişilerden Abdulaziz, okunan sınırların dava konusu yere uymadığını beyan etmiş ise de dava konusu yerin üzerinde kendisine tahsis edilen afet evinin mevcut olduğunu bu sebeble beyanlarının karara esasa alınamayacağını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, afet kadastrosuna tabi taşınmazlar yönünden tapu kaydına dayanarak tapu iptal ve tescil isteminin usul ve kanuna uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası,

3. Değerlendirme
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, davacı … ve arkadaşları vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Ancak; dava, 1985 yılında kesinleşen afet kadastrosuna tabi taşınmazlar yönünden tapu kaydına dayanılarak açılan tapu iptal ve tescil istemine ilişkin olup, taşınmazlar hakkında, genel kadastro uyarınca düzenlenmiş kadastro tutanağı bulunmadığından, İlk Derece Mahkemesince reddedilen davada, tespit gibi tescil hükmü kurulmuş olması isabetsiz ve bozmayı gerektirmekte ise de, bu yanlışlığında düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Kanun’un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca İlk derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı … ve arkadaşları vekilinin sair temyiz itirazlarının (V.C.3.1) no.lu bentte yazılı nedenlerle REDDİNE,

Davacı … ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazının (V.C.3.2) no.lu bentte yazılı nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinin son cümlesinde yer alana “ilgili parsellerin tespit gibi tescillerine,” ibaresinin hükümden çıkartılmasına ve hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine,

1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,22.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.