YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5843
KARAR NO : 2023/512
KARAR TARİHİ : 25.01.2023
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/310 Değişik İş-2021/310 Karar
HÜKÜM : Kararın saklanmasına
SAYISI : 2021/İHK-8254
KARAR : Kısmen kabul
Taraflar arasındaki rücu davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İtiraz Hakem Heyeti Kararı davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı … arasında İşveren Mali Mesuliyet Sigorta poliçesi ve İnşaat All Risk Sigorta poliçesi düzenlendiğini, sigortalı olan müvekkili Sigma şirketinin alt yüklenicisi olan…’in Podyium AVM inşaatında çalışan işçisi…’in 21.08.2015 tarihinde iş kazası sonucu vefat ettiğini, müteveffanın yakınları tarafından açılan maddi-manevi tazminat davası sonucunda mahkemece verilen kararın kesinleştiğini, bu kararda Sigma şirketine %30 kusur izafe edildiğini, müvekkilinin kusuruna denk gelen meblağın ödenmesi için sigorta şirketine yapılan müracatın kabul edilmediğini ileri sürerek 274.787,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının ileri sürdüğü rizikonun taraflar arasında düzenlenen her iki sigorta poliçesi kapsamında olmadığını, talebin zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetinin 23.02.2021 tarihli, K-2021/18827 sayılı kararıyla; davacı Sigma firmasının alt yüklenicisi-taşeron…’in Podyium AVM sinema salonu inşaatında çalışanı olan…’in 21.08.2015 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu vefat ettiği, müteveffa işçinin yakınları tarafından açılan maddi ve manevi tazminat davasının 09.03.2020 tarihinde karara çıktığı ve kesinleştiği, kararda Sigma şirketine %30 kusur izafe edildiği, taraflar arasında işveren mali mesuliyet sigorta poliçesi ve inşaat all risk sigorta poliçesi düzenlendiğini, işveren mali mesuliyet sigorta poliçesinin notlar kısmında “taşeron tali müteahhit teminat haricidir” ibaresi yer alsa da bu ibarede muğlaklık bulunduğu, Sigortacılık Kanunu’nun 11 inci maddesi gereğince teminat dışında kalan hallerin açıkça yazılması gerektiği, bu durumda sigortalı lehine yorum yapılması gerektiği, söz konusu ibarenin rizikonun gerçekleşmesi durumunda sadece taşeron şirketin sorumluluğunu teminat dışı saydığına kanaat getirildiği, inşaat all risk sigorta poliçesinin son sayfasında “Sigma Mimarlık ile ilgili tüm alt müteahhit ve taşeronların faaliyetleri bu poliçe kapsamında teminat altındadır” ibaresi yer almakla sigortalı tarafların belirtildiği ve buna göre taşeron firmanın işçilerinin 3 üncü şahıs kabul edilerek teminat kapsamında sayılmalarının doğru olacağı gerekçesiyle başvurunun kısmen kabulüne, 121.251,82 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiş, bu karara davalı vekili tarafından süresi içinde itiraz edilmiştir.
IV. İTİRAZ HAKEM HEYETİ KARARI:
İtiraz Hakem Heyeti 30.04.2021 tarihli ve 2021/İHK-8254 sayılı kararında; Uyuşmazlık Hakem Heyetince taşeron işçinin vefatı nedeniyle oluşan rizikonun poliçe teminatı kapsamında olduğuna yönelik tespitin yerinde olduğu, ancak davalı vekilinin vekâlet ücretine yönelik itirazında haklı olduğu gerekçesiyle Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının 3 üncü maddesindeki başvuran lehine vekâlet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 17 nci ve 13 üncü maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun (5684 sayılı Kanun) 30/17 nci maddesi uyarınca 3.093,79 TL olarak düzeltilmesine, diğer hükümlerin ise aynı şekilde infazına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
1. İş kazası sonucu vefat eden işçi…’in Aslan Kardeşler Vinç İşletmeciliği İş Makinaları adlı taşeronun işçisi olduğunu, İşveren Sorumluluk Sigorta Poliçesi kapsamında değerlendirme yapıldığında, poliçenin “notlar” kısmında yer alan “taşeron tali müteahhit teminat haricidir” klozunda belirtildiği üzere, taşeron işçilerin uğrayacağı zararların poliçe teminatı kapsamında bulunmadığını, eğer poliçeye taşeron çalışanları dahil edilse idi alınacak prim miktarının da riziko ile orantılı olacağını,
2. İnşaat All Risk Poliçesi kapsamında değerlendirme yapıldığında ise poliçenin inşaat sigortaları ile iş kazalarına ilişkin herhangi bir teminat sağlanmadığını, başvuranın iddialarına dayanak olarak gösterdiği poliçenin “üçüncü şahıs mali sorumluluk” klozunda yer alan ifadelerin sigorta konusu inşaatta çalışan işçileri kastetmediğini, yapılan inşaat sırasında, inşaattan kaynaklı sebepler ile sigortalının tazminle yükümlü olacağı şekilde bir üçüncü kişi zarar gördüğü takdirde yapılacak ödemelerden bahsedildiğini, sigorta konusu inşaatta çalışan -taşeron olsun ya da olmasın- işçilerin üçüncü şahıs olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle meydana gelen kazanın tanzim edilen hiçbir poliçenin kapsamına girmediğini,
3. Talebin Türk Borçlar Kanunu’nun 73 üncü maddesi uyarınca zamanaşımına uğradığını,
4. Teminat limitini aşacak şekilde hüküm kurulduğunu,
5. Hakem Heyetince rücuya dayanak yapılan iş mahkemesinde alınan bilirkişi raporuna göre karar verildiğini, oysa iş mahkemesinde alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, Hakem Heyetince yeni bir bilirkişi raporu alınmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu,
6. Kaldı ki, sigortalı başvuran tarafın iş mahkemesindeki yargılama sonucunda verilen karara karşı hiçbir kanun yoluna başvurulmadığını, itiraz prosedürlerini işletmediğini, dosyayı kesinleştirerek yükümlülüklerini özenle yerine getirmeyerek genel şartlara aykırı davrandığını kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, iş kazası nedeniyle yapılan ödemenin işveren sorumluluk sigorta poliçesi ve inşaat all risk sigorta poliçesi kapsamında davalı … şirketinden rücuen tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun (5684 sayılı Kanun) 11/4 ve 30 uncu maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 1409/1 ve 1473 üncü maddeleri.
3. Değerlendirme
Dava, işveren Mali Mesuliyet ve İnşaat All Risk Sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Sigorta ilişkisi tam iki tarafa borç yükleyen başka bir değişle sinallagmatik bir sözleşme olan Sigorta Sözleşmesinin kurulmasıyla meydana gelir. Bu sebeple, sigorta sözleşmesinden doğan borçlar ve haklar sözleşmesel nitelik taşır.
Türk Ticaret Kanunu (TTK) madde (m) 1409/1’de yer alan; “Sigortacı, sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan ve bedelden sorumludur.” hükmünden anlaşılacağı üzere sigortacının teminat borcunun kapsamı, sigorta sözleşmesi hükümlerine göre tayin edilir. Sayılan riskler prensibi dolayısıyla TTK’da sigorta teminatının kapsamının, sözleşme ile belirlenmesi esası benimsenmiştir. O halde hükmün mefhumu muhalifinden, sözleşmede yer almayan rizikolar bakımından sigortacının teminat borcundan söz edilemeyeceği neticesi doğmaktadır. Ancak Sigortacılık Kanunu (SK) m. 11/4’te yer alan; “Sigorta Sözleşmelerinde kapsam dahiline alınmış olan riskler haricinde, kapsam dışı bırakılmış riskler de açıkça belirtilir. Belirtilmemiş olan riskler teminat kapsamında sayılır.” hükmü ile Türk Ticaret Kanunu’ndan farklı bir esasın benimsendiği görülmektedir.
Bu durumda SK m.11/4 hükmü ile TTK. m. 1409/1 hükmünün çeliştiği aşikârdır. SK’ya göre; Sigorta Sözleşmesinde teminat kapsamında sayılan rizikoların yanı sıra TTK’dan farklı olarak teminat kapsamında olmayan rizikoların da belirtilmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Belirtmek gerekirse böylece Sigortacılık Kanunu ile aksi ispat edilemeyen bir kanun karineye yer verilmiştir. Bu durum karşısında TTK hükümlerine üstünlük tanınırsa, teminat kapsamında sayılmayan bir rizikonun gerçekleşmesinden dolayı sigortacının sorumlu olmayacağı sonucuna varılır. Sigortacılık Kanunu’na üstünlük tanındığı halde ise sigortacının, sözleşmede öngörülmeyen bir riziko sebebi ile sigortalanan olayın meydana gelmesinden de sorumlu olacağı ortaya çıkacaktır. Zira Sigortacılık Kanunu uyarınca teminat dışında olan rizikoların da tek tek sayılması gerekir ve teminat dışında sayılmayan bir riziko teminat kapsamında kabul edilir. Böylece ortaya çıkan çelişkili durumun çözüme kavuşturulmasında, normlar çatışması halinde uygulanacak ilkeler yol gösterici olabilir. Ancak her ne kadar Türk Ticaret Kanunu, Sigortacılık Kanunu’na nazaran genel kanun niteliğinde olsa da özel kanun olan Sigortacılık Kanunu’ndaki bir husus, yeni tarihli olan genel kanunda özel hüküm ile yeniden düzenlendiğinden sonraki tarihli olan TTK. m.1409 hükmünün önceki tarihli özel kanun niteliğindeki SK. m. 11 hükmünden üstün tutulması gerekir. (Ortaç, Nurdan Orbay / Ölmez, Belin Köroğlu, Sigorta Hukuku Uygulama Kitabı, Ankara 2022, s 21 vd). Ayrıca SK. m.11/4, sigorta koruması kapsamında olmayan hallerin sigorta sözleşmesinde “açıkça” belirtilmiş olması gerektiğini öngörmektedir. Bunun “sayım yöntemiyle” yapılabilirliği bulunmamaktadır. Kaldı ki, bir şey ismiyle belirtildiği takdirde, aynı zamanda olmayan her şeyde belirtilmiş olur. Kısaca yalnızca teminata giren hususların belirtilmesi aynı zamanda teminata girmeyen hususlarında belirtilmiş olması anlamını taşır. Böylece TTK. m.1409 sadece sözleşmede kararlaştırılan rizikoların teminata dahil olacağını belirtmiş olmakla, SK. m.11/4 uygulama yeteneğinin kalmadığı ve hiç dikkate alınmaması gerekir. (Ünal, Samim, Sigorta Hukuku Cilt-1 s 97-98)
Bu durumda, teminat kapsamına alınan rizikoların belirlenmesinde TTK. m. 1409 esas alınacağı sonucuna varılmaktadır. Bu açıklamalar sonucunda somut olaya gelindiğinde, davacı ile davalı … arasında düzenlenen işveren Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi ile İnşaat All Risk Sigorta poliçesinde, TTK. m.1409 uyarınca sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zararlardan ve bedelden sorumlu olacağı, Sigortacılık Kanunu’nun 11/4 maddesine göre değerlendirilme olanağı bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Tüm bu nedenler karşısında davacının dayandığı Sigorta Sözleşmelerinin taşeron firma elemanının kazaya uğraması ve vefat etmesi şeklindeki rizikoyu teminat kapsamına almadığı anlaşılmakla davacının isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin temyiz itirazlarının KABULÜNE,
Temyiz olunan Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
25.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.