Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2021/8710 E. 2023/1984 K. 12.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/8710
KARAR NO : 2023/1984
KARAR TARİHİ : 12.04.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/419 E., 2016/609 K.
SUÇLAR : Hırsızlık, mala zarar verme
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 19.04.2016 tarihli ve 2016/9590 Esas numaralı iddianamesi ile sanık hakkında, hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/2-h, 151/1, 53/1, 58. maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. Bursa 13. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.07.2016 tarihli ve 2016/419 Esas, 2016/609 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hırsızlık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h, 53 ve 58. maddeleri gereğince 5 yıl hapis, mala zarar verme suçundan 5237 sayılı Kanun’un 151/1, 53 ve 58. maddeleri gereğince 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, her iki hüküm yönünden hak yoksunluklarına ve cezaların mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; verilen cezayı hak etmediğine, cezanın çok olduğuna, beraat kararı verilmesinin gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Mahkemece; sanığın suç tarihinde yanında bir kişi daha olduğu halde saat 04.30 sıralarında şikâyetçinin evinin önünde zincirle doğalgaz borusuna kilitli olarak bağladığı motosikleti alarak kaçtıkları, aynı gün bir yağma olayında kullandıkları ve 2 gün sonra da motosikletin terk edilmiş vaziyette ele geçirildiği, sanık suçlamaları kabul etmeyerek motosikleti B.T. isimli arkadaşı vasıtasıyla tanıdığı bir kişiden gündüz vakitlerinde satın aldığını savunmuş ise de, 11.04.2016 günü muhtemelen 04.30 saatlerinde çalınan motosikletin aynı gün 07.30 sıralarında bir başka suçta kullanıldığı, bu haliyle sanığın motosikleti satın aldığı yönündeki savunmasının doğru olmadığı anlaşıldığından hırsızlık suçundan cezalandırılmasının gerektiği, her ne kadar yaklaşık 04.30 sıralarında motosikletin çalındığı anlaşılmış ise de, kesin saati belirlenemediğinden gece nedeniyle cezada artırım yoluna gidilmediği kabul edilmiştir.
2. Sanık kovuşturma aşamasında alınan savunmasında, atılı suçu inkâr etmiş, suça konu motosikleti B.T. isimli arkadaşı vasıtasıyla tanıdığı bir kişiden öğle vakti satın aldığını, daha sonra motosikleti başka hırsızlık suçunda kullandığını savunmuştur.
3. Şikâyetçinin aşamalarda alınan ifadeleri dosyada mevcut olup, 11.04.2016 günü saat 04.30 sıralarında motosikletinin çalışma sesine uyandığını, bir kişinin motosikletini götürdüğünü, başka kişinin de ilerde beklediğini gördüğünü, peşlerinden koştuğunu, ancak yetişemediğini beyan ettiği anlaşılmıştır.
4. … Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğünün 14.04.2016 tarihli uzmanlık raporu dosya içerisindedir.
5. Sanığın 11.04.2016 günü saat 07.45 sıralarında suça konu motosiklet ile bir başka yağma olayına karıştığına ilişkin kolluk görevlilerince düzenlenen tutanaklar ve Bursa 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/391 Esas sayılı dava dosyası sureti dosya içerisindedir.
IV. GEREKÇE
Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinde öngörülen hak yoksunlukları uygulanırken, 15.04.2020 tarihli ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinde yapılan değişikliğin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş; sanığın parmak izlerinin suça konu motosikletin ön konsolunda tespit edildiğine dair uzmanlık raporu, motosikletin olay günü saat 04.30 sıralarında çalındıktan sonra aynı gün saat 07.45 sıralarında sanık tarafından yağma olayında kullanılması, sanığın savunmasında kimlik bilgilerini de bildirmeden motosikleti bir başka kişiden öğle vakti satın aldığına dair savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğunun anlaşılması nedeniyle sanığın üzerine atılı suçu işlediğinin sabit olduğu, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın diğer temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. Ancak;
1. Güneşin doğuş ve batış zamanlarını gösteren çizelgeye göre, yaz saati uygulaması da dikkate alınarak, suç tarihinde güneşin doğuş saatinin 06.28 olduğu, 5237 sayılı Kanun’un 6/1-e. maddesine göre gecenin saat 05.28’de sona erdiği, şikâyetçinin aşamalardaki ifadelerinde, olay günü saat 04.30 sıralarında motosikletinin çalışma sesine uyandığı, bir şahsın motosikletini götürdüğünü gördüğüne dair görgüye dayalı beyanları nedeniyle, eylemin suç tarihinde saat 04.30 sıralarında gece vakti işlendiğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 143/1. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
2. 5237 sayılı Kanun’un 142. maddesinde 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik yapılmasına Dair Kanun’un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanığa yüklenen 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.10.2021 tarihli ve 2021/35 Esas, 2021/473 Karar sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun’un 150/3. maddesi uyarınca sanığa zorunlu müdafi atanması gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilerek aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-e maddelerine aykırı davranılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması, hukuka aykırı bulunmuştur.
3. Sanık hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hüküm yönünden, şikâyetçinin soruşturma aşamasında alınan ifadesinde motosikletinin bağlı bulunduğu zincirin kopartılarak çalındığını beyan ettiği, dosya içerisindeki 11.04.2016 tarihli olay yeri inceleme ve tespit tutanağında, olay yerinde doğalgaz borusuna bağlı olmayan, yerde serili halde yaklaşık 2 metre zincir olduğunun belirtildiği, zincirde herhangi bir hasara ilişkin tespitin bulunmadığının anlaşılması karşısında, mala zarar verme suçu yönünden zarar oluşup oluşmadığı ve oluştu ise ne şekilde oluştuğu hususunda şikâyetçi …’nın beyanı alınıp gerekirse uzman bilirkişiden rapor alınması ve yapılacak araştırma sonucunda, zararın ne şekilde oluştuğunun denetime olanak verecek şekilde karar yerinde açıklanması gerekirken, gerekçesiz ve eksik incelemeyle yazılı şekilde mala zarar verme suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bursa 13. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.07.2016 tarihli ve 2016/419 Esas, 2016/609 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, BOZULMASINA, bozma sonrası hırsızlık suçundan kurulacak hükümde ceza miktarı yönünden 1412 sayılı Kanun’un 326/son maddesinin gözetilmesine, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.