YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/7330
KARAR NO : 2023/2662
KARAR TARİHİ : 17.05.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen el atmanın önlenmesi ve kâl davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin dava konusu 7133 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, bitişikte bulunan 7136 parsel sayılı taşınmazın davalılara ait olduğunu, davalılar tarafından taşınmazlarına söğüt ağacı dikildiğini ve tuvalet olarak kullanılan yapı yapıldığını, müvekkilinin taşınmazına ektiği ürünlerin ağaçların gölgesinde kaldıkları için verim alamadığını ileri sürerek, davalıların el atmasının önlenmesine, ağaçların sökülmesine ve tuvaletin yıkılmasına karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı …; ağaçların babası tarafından dikildiğini, yapının kendisi tarafından inşa edildiğini, iki taşınmaz arasındaki duvarın kadastro çalışmalarından önce yapıldığını, davacının taşınmazına müdahalede bulunmadığını; davalı …, taşınmaz üzerindeki ağaçların ….. tarafından dikildiğini; davalı …., 7136 parsel sayılı taşınmazın diğer davalılara ait olduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davalılar …. ve …. yönünden davanın husumet nedeniyle reddine, yargılama esnasında davalı … tarafından taşınmaz üzerindeki yapının yıkıldığı anlaşıldığından yıkım isteği yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. 1. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesince: “…davacının çekişme konusu 7133 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğu, bitişikte bulunan 7136 parsel sayılı taşınmazın da davalı …’in mirasbırakanı … adına kayıtlı olduğu, 16.07.2014 tanzim tarihli fen raporunda A harfi ile gösterilen ağaçların bulunduğu 16.98 m²’lik kısmın davalının taşınmazında kaldığı, tuvalet olarak kullanılan yapının ise davacının taşınmazında bulunduğu, davalının yargılama sırasında bu yapıyı yıktığını bildirdiği, kadastral yöntemlere uygun biçimde yapılan ölçüm sonucu davacının taşınmazında kaldığı anlaşılan tuvaletin yargılama sırasında davalı tarafından yıkıldığı ve davacının bu hususa ilişkin bir itirazı olmadığı gözetildiğinde yıkım isteği yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı, davalı …’in temyiz itirazının yerinde olmadığı; davacının, davalının sınıra ağaç dikmek suretiyle mahsullerinin güneş almasını engellediğini ve gölgede kalan ürünlerin veriminin azaldığını da ileri sürerek eldeki davayı açtığı, hal böyle olunca; uzman bilirkişi heyeti ile birlikte yerinde yeniden keşif yapılarak komşuluk hukuku ilkeleri çerçevesinde taraf taşınmazlarının konumu, nitelikleri gözetilmek suretiyle davacının iddiasının değerlendirilmesi, ağaçların ekili mahsule zarar verip vermediğinin araştırılması, davacı bakımından bir zararın varlığının tespiti halinde, ağaçların kesilmesi dışında (örneğin seyrekleştirme, budama gibi…) başkaca önlemlerle zararın giderilip giderilmeyeceğinin duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmesi, hak ve zarar dengesi de gözetilmek suretiyle adil olanın seçilip, ona hükmedilmesi gerekirken, eksik soruşturma ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı…” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince 1. Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda; ağaçlara yönelik talep bakımından; davalılardan … ve … yönünden davanın kabulü ile 243 ada 18 parsel sayılı taşınmaz ve 243 ada 24 parsel sayılı taşınmazda bulunan ağaçlar ile 243 ada 17 parsel sayılı taşınmazın içinde kalan ağaçların 25.06.2018 tarihli teknik bilirkişi raporunda belirtildiği şekilde 243 ada 17 parsel sayılı taşınmazın içinde kalan kısımlarının duvardan itibaren dallarının budanmak sureti ile el atmasının önlenmesine ve kâl’ine, 243 ada 17 parsel sayılı taşınmaz içinde kalan ağaçlar için de aynı şekilde budanmak sureti ile el atmasının önlenmesine ve kâl’ine, tuvalete yönelik talep bakımından karar verilmesine yer olmadığına, davalılardan … yönünden davanın husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiştir.
C. 2. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalılardan İbrahim vekili ve Emine vasisi temyiz başvurusunda bulunmuşlardır.
2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesince karar; “…Davalı … yönünden, mahkemece bozma ilamına konu kararda davalı … aleyhine açılan davanın husumetten reddine karar verildiği, davalı aleyhine verilen kararın taraflarca temyiz edilmeksizin kesinleştiği nazara alınmaksızın, uyulmasına karar verilen bozma ilamı uyarınca yapılan yargılama sonunda davalı …’nin dava konusu olmayan taşınmazı üzerinde yer alan ağaçlar yönünden davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı; davalı … öynünden ise uyulan bozma ilamına göre gerekli araştırmalar yapılmadan, dava konusu ağaçların konumlarının denetime ve infaza elverişli krokili rapor ile belirlenmeden, zararın niteliği, kapsamı somut olarak tespit edilmeden, soyut bir şekilde dava konusu ağaçların gölgeleme yaparak zarara yol açtığını bildiren yetersiz bilirkişi raporu hükme esas alınmak sureti ile eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı…” gerekçesiyle bozulmuştur.
D. İlk Derece Mahkemesince 2. Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesince; “…yapılan keşif sonucunda üç kişilik ziraat bilirkişinden yargıtay bozma ilamı doğrultusunda rapor alındığı, dava konusu ağaçların krokili raporda gösterilen taşınmaza göre konumu, ilçenin üretim sezonundaki güneşlenme süreleri, münavebede yer alan bitkilerin ışıklanma ihtiyaçları, meyve ağaçlarının yetiştirilme şartları incelendiğinde ve komşuluk hukuku ilkeleri çerçevesinde değerlendirildiğinde, ekili ve dikili ürünlerde dava tarihi itibarıyla gölgelenmeye bağlı 11,47 TL’lik bir zarara neden olacağı, ağaçların tamamen kesilmesine gerek olmadığı, söğüt ağaçlarının iki parsel arasında bulunan duvarın yüksekliği kadarki kısmına aşan, gövde üstü aksamın aşırı büyümek suretiyle davacının parseline taşmasının engellemek için şu ana kadar yapıldığı şekliyle 3 ile 5 yıllık periyotlarla budama yapılmasının yeterli olacağı…” gerekçesiyle davacının ağaçların kesilmesi yönündeki talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; verilen kararın kısmen kabul-kısmen ret hükmünde olduğunu, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin kendilerine yükletilmesinin hatalı olduğunu savunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, el atmanın önlenmesi ve kâl talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. Hemen belirtilmelidir ki, mülkiyet hakkı gerek Anayasa ve yasalarla gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokolleri ile kabul edilmiş temel haklardandır.
2. Eşyaya bağlı ayni haklardan olan mülkiyet hakkı herkese karşı ileri sürülebileceği gibi, hakka yönelik bir müdahale durumunda ne zaman gerçekleştiğine bakılmaksızın, ileri sürüldüğü andaki hak sahibi tarafından her zaman koruma istenebileceği de kuşkusuzdur. Anılan korumanın istenmesi durumunda da hakkın kötüye kullanıldığından söz edilebilmesine hukuken olanak yoktur.
3. Diğer yandan; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 683 üncü maddesinde; malikin hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, tasarrufta bulunma, yararlanma yetkilerine sahip olduğu, malını haksız olarak elinde bulunduran kişiye karşı her türlü el atmanın önlenmesi davası açabileceği öngörülmüştür.
3. Değerlendirme
Mahkemece dava reddedilmesine karşın, temyiz edenin sıfatına göre, yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılması doğru görülmemiştir. Ancak bu husus hükmün bozulmasını gerektirmiş ise de, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438/7 nci maddesi gereğince hüküm sonucunun aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir
VI. KARAR
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm sonucunun 2 nci fıkrasının hükümden çıkarılmasına yerine, “2- Peşin ve tamamlama harcı ile alınan toplam 97,15 TL’den, alınması gereken 80.70 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 16,45 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep hâlinde yatırana iadesine” cümlesinin yazılmasına; hüküm sonucunun 3 üncü fıkrasının hükümden çıkarılmasına yerine, “3-Davacı tarafından bozma öncesi ve sonrası yapılan başvuru harcı, peşin harç, keşif harcı, tamamlama harcı, bilirkişi ücreti, taksi ücreti ile posta ve tebligat giderlerinden müteşekkil toplam 3.280,65 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına” cümlesinin yazılmasına; hüküm sonucunun 5 inci fıkrasının hükümden çıkarılmasına yerine, “5-Davalı … kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 5.100,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı …’e verilmesine,” cümlesinin yazılmasına, hükmün 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438/7 nci maddesi gereğince DEĞİŞTİRİLMİŞ ve DÜZELTİLMİŞ bu şekliyle ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4 üncü bentleri gereğince ilâma karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
17.05.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.