YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/6743
KARAR NO : 2023/4397
KARAR TARİHİ : 25.04.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : Davalının davası esastan red, davacının davası kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ: … 13. İş Mahkemesi
Taraflar arasındaki sigortalının iş kazasında vefatı nedeniyle hak sahiplerinin maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar ve davalılardan …tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden esas hakkında kısmen kabul ve kısmen redde dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi asıl kararı davacılar vekili, temyiz isteminden vazgeçmiş sayılmasına ilişkin ek karar ise davalı … Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmiş olmakla; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi müteveffa …’ın 2004-2008 yılları arasında davalı … Şirketi nezdinde işçi olarak çalıştığını, davalı işverenin müteveffa ile diğer 2 işçisini … ilindeki işler için görevlendirdiğini, dönüş yolunda davalı işveren tarafından personellere tahsis edilen … plakalı araç ile kaza yaparak, yoldan çıkıp, taklalar attığını, … ile bir diğer işçinin hayatını kaybettiğini, yapılan incelemeler sonucu olayın iş kazası olduğuna hükmedildiğini, işbu kazada davalı işverenin davaya konu kazanın meydana gelmesinde ciddi oranda kusurunun bulunduğunu, kazaya karışan … plakalı aracın kaza tarihi itibarıyla diğer davalı …ye zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesiyle sigortalı olduğunu, poliçedeki limitle sorumlu olduğunu beyan ederek anne … için 1.000 TL, baba … için 1.000 TL maddi tazminatın ve … için 30.000 TL, … için 30.000 TL, … için 15.000 TL, … için 15.000 TL, … için 15.000 TL, … için 15.000 TL ve … için 15.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsili ile davacılara ödenmesini talep etmiş, yargılamanın devamında maddi tazminat istemini anne … için 49.753,96 TL’ye, baba … için 65.521,74 TL’ye artırmıştır.
II. CEVAP
1.Davalı … Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; müteveffanın 2008 yılı Nisan ayında … ili sınırları içindeki fabrikaya müvekkili şirketin satımını yaptığı taşıma bandının pazarlamasını yaptığını, pazarlaması yapılan ürünün montajı için ise müvekkili şirketin teknik iki personelinin müteveffanın yanında görevlendirildiğini, iş akışını tamamen müteveffanın belirlediğini ve gece 04.00 sularında yola çıkma hadisesinin de müteveffa tarafından gerçekleştirildiğini, vakıanın gerçekleştiği zaman ve mekan gereğince müvekkili şirketin emir ve hakimiyeti altında bulunmadığını, çalışma düzeninin ve saatlerini müteveffanın belirlediğini, serbest zamanlı çalışan müteveffanın gece 04.00’te kendi sevk ve idaresindeki araç ile yola çıkmasının kendi tutum ve fiili ile gerçekleştiğini, işbu kazadan sonrada müvekkilinin hiçbir sorumluluğu olmamasına rağmen müteveffanın ailesine maddi ve manevi yardımda bulunduğunu, ayrıca … ile …’ında trafik kazasından sonra uzun yıllar müvekkili şirkette çalıştığını, bu davacılar işten ayrıldıktan sonra bu davayı açma yoluna gittiklerini, dava konusu kazada müvekkilinin bir kusurunun bulunmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı …Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; kaza tarihinden itibaren 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davacıların murisinin kazada şoför olduğunu ve takması gereken emniyet kemerini takmadığını, davacıların talebinin yerinde olmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; Düzenlenen 16.02.2016 tarihli ilk kusur raporunda davalı işverenin %75 ve kazalı müteveffanın %25 oranında kusurlu oldukları, Davalı … Sigortanın ise kusursuz olduğu belirtilmiştir. Bilirkişi raporuna itiraz edildiğinden 3 kişilik bilirkişi heyetinden kusur raporu alınmış olup, düzenlenen bilirkişi kurulu raporunda da davalı işverenin %75 ve kazalı müteveffanın ise %25 oranında kusurlu oldukları, davalı … Sigortanın ise kusursuz olduğunun belirtildiği görülmüştür. Bilirkişi Kurulu raporu ayrıntılı ve gerekçeli olup, denetime imkan verecek şekilde kaleme alındığından Mahkememizce de yeterli görülüp kabul edilmiştir. Her ne kadar davacılar vekili tarafından davacılar … ve … için destekten yoksun kalma tazminatı talep dilmiş ise de, SGK tarafından bu davacılara bir gelir bağlanmadığı, davacılar tarfından da kendilerine gelir bağlanması için Kurum aleyhine bir dava açılmadığı anlaşılmıştır. Destekten yoksun kalma tazminatı davasının temel nedeni murisin vefat ettiği tarihte murisin desteğinden yararlanıyor olmaktır. Bu davacılar murisin vefat ettiği tarihte murisin desteğinden yararlanıyor olduklarını ispat edememişlerdir. Zaten murisin desteğinden yararlanıyor olsalardı SGK tarafından kendilerine gelir bağlanması da gerekirdi. Davacılar … ve …’nın destekten yoksun kalma tazminat talepleri bu nedenle reddedilmiştir. Yine her ne kadar Davalı … Şirketi hakkında destekten yoksun kalma tazminatı davası açılmış ise de, sigorta şirketleri poliçe gereği vefat edenlerin desteğinden mahrum kalanlara tazminat ödemek zorunda olup, Davacılar … ve … vefat tarihinde Murisin desteğinden yararlandıklarını ispat edemediklerinden Davalı … hakkındaki davanın da reddine karar verilmiştir. Olay nedeniyle davacıların elem ve ızdırap duyduğu muhakkak olup, davacıların duymuş olduğu bu elem ve ızdırabı hafifletmek amacıyla, olay tarihindeki tarafların mali ve sosyal durumları, kusur oranı dikkate alınarak davacı baba … için 20.000 TL, davacı anne … için 20.000 TL, murisin kardeşi olan diğer favacıların her biri için 6.000 TL manevi tazminat takdir edilip, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalılardan … Sanayi Ticaret Ltd. Şti. vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde, müvekkilleri lehine hükmolunan manevi tazminat miktarlarının düşük miktarda tayin edildiğini; maddi tazminat taleplerinin reddine karar verirken gerekçe olarak ölenin murisleri için SGK tarafından herhangi bir gelir bağlanmamış olmasının gösterildiğini, halbuki davacılardan … için ölüm aylığı bağlanmış olduğunu ve halen almaya devam ettiğini, dolayısıyla bu taleplerinin reddinin de hatalı olduğunu ileri sürüp davanın talepleri doğrultusunda kabulüne karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı … Ltd. Şti. yaşanan kazada müvekkili şirkete kusur izafe eden raporların olaya uygun düşmediğini, ayrıca davacılar lehine hükmolunan manevi tazminat miktarlarının da fahiş oranda tayin edildiğini ileri sürüp davanın reddine karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; davalı şirket vekilinin kusura ilişkin istinaf itirazı kapsamında dosyaya bakıldığında, hem tek kişilik iş güvenliği ve trafik uzmanının düzenlediği raporda hem de üç kişilik iş güvenliği ve işçi sağlığı uzmanı bilirkişilerden oluşan heyet tarafından düzenlenen birbirine uyumlu raporlarda, alması gereken işgüvenliği tedbirlerindeki ihmali nedeniyle davalı şirketin %75 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği görülmekle bu kusur raporlarının gerekçeli, açıklayıcı ve olaya uygun olduğundan hükme esas kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. ölenin anne-babası ve kardeşleri olan davacılar yararına ayrı ayrı hükmedilen manevi tazminatların dosya kapsamına uygun görülmekle davacılar vekili ve davalı vekilinin bu konudaki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Davacı anne- babaya 5510 sayılı Kanun çerçevesinde hak sahibi niteliği taşımadığı gerekçesi ile Sosyal Güvenlik Kurumunca ölüm geliri bağlanmadığı açıktır. Her ne kadar davacılar vekili istinaf dilekçesine eklediği aylık yazısına göre anneye gelir bağlandığını belirtmişse de ölümün akabindeki aydan itibaren anneye bağlanan aylık, uzun vadeli sigorta sigorta hükümlerince bağlanan ölüm aylığı olup iş kazasından kaynaklanan ve kısa vadeli sigorta sigorta hükümlerince bağlanan ölüm geliri değildir. Kısa vadeli sigorta sigorta hükümlerince bağlanan ölüm gelirinin rücuya tabi olması nedeniyle peşin sermaye değerinin hükmolunacak destekten yoksun kalma tazminatından mahsup edilmesi söz konusu olmasına rağmen ölüm aylığının bu tazminattan mahsubu söz konusu değildir. Ayrıca somut uyuşmazlıkta her ne kadar maddi zarara ilişkin hesap raporu alınmışsa da Türk Borçlar Kanunu’nun 50 inci maddesi hükmüne göre; ölen sigortalının gelirinden sürekli destekte bulunduğu ileri sürülüp, Türk Borçlar Kanunu’nun 55 inci maddesine göre maddi delillerle hesaplanabilir sürekli ve düzenli fiili bir desteğin varlığı kanıtlanmamıştır. Bu durumda; yukarda belirtildiği üzere farazi desteğin karine olduğu kabul edilerek, Türk Borçlar Kanunu’nun 50 ve 51 inci maddeleri uyarınca, somut olayın özelliğine göre davacı anne ve baba lehine maddi tazminata hükmedilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince bu talebin reddi hatalı olmuştur. Somut dosya verileri ve davacı anne-babanın birbirlerine desteği ile diğer beş çocuğundan alabilecekleri destek de dikkate alınarak davacı baba için 20.000,00TL, davacı anne için ise kazadan sonra almaya başladığı ölüm aylığı da gözetilerek 10.000,00 TL maddi tazminata hükmedilmesi makul ve hakkaniyete uygun olacaktır. Gerekçeleriyle; Davalı … Ltd. Şti. nin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, Davacılar vekilinin davacılar … ve … lehine yaptıkları istinaf başvurusunun kabulü ile Bakırköy13. İş Mahkemesinin 05.04.2018 tarih ve 2015/214 Esas 2018/150 Karar sayılı kararının kaldırılmasına:
1.Maddi tazminat (destekten yoksun kalma tazminatı) yönünden açılan davanın kısmen kabulü ve kısmen reddi ile Davacı … için 20.000,00 TL, Davacı … için 10.000,00 TL maddi tazminatın (destekten yoksun kalma tazminatı) 01.05.2008 olan kaza tarihinden itibaren yasal faizleriyle birlikte davalı … Ltd. Şti. den alınarak davacılara verilmesine, fazla istemin reddine, davalı … Şirketi aleyhine açılan maddi tazminat davasının reddine,
2- Manevi tazminat yönünden açılan davanın kısmen kabulü ve kısmen reddi ile; davacı … için 20.000,00 TL, Davacı … için 20.000,00 TL, Davacı … için 6.000,00 TL, davacı … için 6.000,00 TL, davacı … için 6.000,00 TL, davacı … için 6.000,00TL, Davacı … için 6.000,00TL olmak üzere toplam 70.000,00 TL manevi tazminatın 01.05.2008 olan kaza tarihinden itibaren yasal faizleriyle birlikte davalı … Şirketinden alınarak davacılara verilmesine, fazla istemin reddine, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen asıl kararına karşı süresi içinde davacılar vekili, 28.01.2020 tarihli temyiz isteminden vazgeçmiş sayılmasına ilişkin ek kararına karşı davalı …vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; Hesap raporunda belirtilen maddi tazminatın tamamına hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu maddi tazminatın kısmen reddedilmesinin yasal dayanağı olmadığını, güneş sigorta hakkında maddi tazminatın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, yerel mahkeme maddi tazminat talebini reddettiği için, davalı …Ş. yönünden davanın reddine karar verdiğini, oysa ki Bölge Adliye Mahkemesince davacı anne ve baba için maddi tazminata hükmedildiği halde, Güneş Sigorta A.Ş. yönünden davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, kaza tarihi itibariyle davalı sigortanın maddi tazminattan sorumlu olduğunun tartışmadan vareste olduğunu, Mahkemenin, maddi tazminatı kısmen kabul ettiğine göre, poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere davalı … yönünden davanın reddine karar vermesinin, manevi tazminatların da kısmen kabulüne karar verilmesinin yasaya uygun olmadığını beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı … Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde özetle; ek karara yönelik; istinafa başvururken harç yatırıldığını temyize giderken yeniden harç alınması gereğinin olmadığını, bu hususta yasal bir düzenleme olmadığını, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, maktu harcın ödetilmesi ile yetinilmesi gerektiğini, asıl karara yönelik temyizinde; kusurlarının olmadığını, kazalının aracı hızlı, uykusuz olarak kullandığından asli kusurlu olduğunu, kendisinin sürücü ehliyetine sahip olduğunu, anne ve babanın desteklik olgusunun ispat edilemediğinden maddi tazminatın reddi gerektiğini, sigorta şirketinin sorumlu tutulmamasının hatalı olduğunu, hükmedilen manevi tazminatların fazla olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ek karar yönünden davalının temyiz isteminin reddinin yerinde olup olmadığı, asıl karar yönünden ise iş kazası neticesinde vefat eden sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi tazminata hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ve 110 uncu maddesi, ek karar yönünden; 6100 sayılı HMK’nun 366 ıncı maddesi yollamasıyla 344 üncü maddesi ile 10.05.1965 gün ve 1/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, asıl karar yönünden; 22.06.2018 tarih 2016/5 E – 2018/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, 5510 sayılı Kanun’un 13, 16, 20 ve21 maddeleri, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun 2 inci maddesi gereğince uygulanma olanağı bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun’un 55 inci maddesi ve iş kazası tarihi itibariyle yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alındığında 818 sayılı Borçlar Kanun’un 332 ve 98 inci maddeleri ile uygulanma imkanı bulunan aynı kanunun 41, 42, 43, 44, 45 ve 47 inci maddeleri, 4857 sayılı İş Kanun’un 77 inci maddesi ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanun’un 85,89,90 ve 91 inci maddeleridir.
3. Değerlendirme
A) Davalı … Ltd Şti vekilinin ek karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle 6100 sayılı HMK’nun 366.maddesi yollamasıyla temyiz aşamasında da uygulanması gereken 344. maddesi kapsamında 10.05.1965 gün ve 1/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince; temyiz başvurusunda daha önce tahsil edilmiş olan harçlardan ayrı olarak temyiz karar ve ilam harcının peşin olan kısmının yatırılması gerektiği, bu husustaki muhtıranın davalı vekiline usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine karşın davalının süresi içerisinde harcı ikmal etmemiş olması nedeniyle Bölge Adliye Mahkemesince temyiz isteminden vazgeçmiş sayılmasına ilişkin verilen karara yönelik davalı vekili tarafından ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemesi nedeniyle ek kararın aşağıdaki şekilde onanmasına karar verilmiştir.
B) Davacılar vekilinin davalı … Ltd Şti yönünden kısmen reddolan maddi ve manevi tazminat istemlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesince verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir. Temyiz dilekçesinin süresinden sonra verilmesi hâlinde anılan Kanun’un 366 ıncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
2. Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362 inci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ıncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.
4. Dosya içeriğine göre davacı vekilinin müvekkillerinden … lehine 49.753,96 TL maddi ve 30.000,00 TL manevi, … lehine 65.521,74 TL maddi ve 30.000,00 TL manevi;…, …, …, … ve … lehlerine 15.000,00 TL’şer manevi tazminat talep ettiği, İlk Derece Mahkemesinin 05.04.2018 tarihli kararıyla … ve …’in maddi tazminat istemlerin reddine, manevi tazminat istemlerinin ise kısmen kabulü ile … ve … lehlerine 20.000,00 TL’şer…, …, …, … ve … lehlerine 6.000,00 TL’şer manevi tazminata hükmedilmiş, Bölge Adliye Mahkemesinin 20.11.2019 tarihli kararıyla davacıların istinaf istemleri kısmen kabul edilerek … lehine 10.000,00 TL, … lehine 20.000,00 TL maddi tazminata hükmedilmişken manevi tazminat olarak İlk Derece Mahkemesince hükmedilen miktarlara hükmedildiği anlaşılmıştır.
5.Bu açıklamalar doğrultusunda her bir tazminat isteminin kısmen reddolan kısmının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 58.800,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davacı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.
C) Davacılar vekilinin davalı … AŞ yönünden reddolan maddi tazminat istemlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, göre davacılar vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanun’un 85/1 incimaddesine göre: “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.
” aynı kanunun 91/1 inci maddesine göre “İşletenlerin, bu Kanun’un 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”
3.Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3 üncü kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
4. Somut olayda, sigortalı …’ın davalı işveren şirket tarafından dava harici şirketten kiralanmış olan ve davalı … AŞ’ne sigortalı bulunan … plakalı aracı sürücü olarak kullanmaktayken davaya konu iş kazasında yaralandığı ve kaldırıldığı hastanede vefat ettiği, davacıların iş bu sürücünün hak sahipleri olup zarara uğrayan üçüncü kişi niteliğinde oldukları kabul edilemeyeceğinden bu sebeple sigorta şirketine karşı açılan maddi tazminat davasının reddine karar verilmesi gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesince esas hakkında verilen kararda bu hususta bir değerlendirmeye yer verilmemesi usul ve kanuna aykırı olmuştur.
5. O halde, davacılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları gözetilere Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar bozulmalıdır.
6. Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının bu kısımları düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
1. Davalı … Ltd. Şti. vekilinin Bölge Adliye Mahkemesinin 28.01.2020 tarihli temyiz başvurusunda bulunmaktan vazgeçmiş sayılmasına ilişkin ek kararına yönelik temyiz itirazlarının reddiyle ONANMASINA
2. Davacılar vekilinin davalı … Ltd. Şti. yönünden kısmen reddolan maddi ve manevi tazminat istemlerine yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE,
3. Davacılar vekilinin davalı …Ş. yönünden reddolan maddi tazminat istemlerine yönelik temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin son paragrafından önce gelmek üzere; ” Somut olayda, davacıların desteği sigortalı …’ın davalı işveren şirket tarafından dava harici şirketten kiralanmış olan ve davalı … AŞ’ne sigortalı bulunan … plakalı aracı sürücü olarak kullanmaktayken davaya konu iş kazasında yaralandığı ve kaldırıldığı hastanede vefat ettiği, davacıların iş bu sürücünün hak sahipleri olup, zarara uğrayan üçüncü kişi niteliğinde oldukları kabul edilemeyeceğinden bu sebeple sigorta şirketine karşı açılan maddi tazminat davasının reddine karar verilmiştir” ibareleri yazılmak suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
4. İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının davacılara iadesine, aşağıda dökümü yapılan harcın davalı … Ltd. Şti.’den tahsiline,
5. Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,25.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.