Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/4954 E. 2023/4997 K. 08.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/4954
KARAR NO : 2023/4997
KARAR TARİHİ : 08.05.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ: Kırşehir 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Taraflar arasındaki kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 4/a kapsamında yurt dışı borçlanması yaparak 13.08.2020 tarihinde emekli aylığının bağlanmasını talep ettiğini, davalı Kurum tarafından verilen cevabi yazıda emeklilik şartlarının taşımadığından bahsedildiğini, davacının 4/a kapsamında yurtdışı borçlanması yaptığını, davacının ev kadınlığı süresinin 3201 sayılı Kanun uyarınca yurt dışında ikamet ettiği tarih olan 28.04.1999 tarihinde başladığını, yurt dışında ilk sigortalı çalışmasının 28.04.1999 olduğunu, bu nedenle işe başlangıç tarihinin 30.04.1999 tarihi olması gerektiğini, sigortalılık başlangıç tarihine göre de 15 yıllık sigorta süresi 50 yaş ve 3600 prim günü ile emekli olması gerektiğini, ancak 4/a kapsamında talebi reddedilen davacının 4/b kapsamında ek borçlanma yaparak fazladan ödeme yapmak zorunda kaldığını, 4/b kapsamında emekli olan davacının maaşının 4 aya göre çok daha düşük kaldığını beyanla sigortalılık başlangıç tarihinin 3201 sayılı Kanun uyarınca 30.04.1999 tarihi olduğunun tespiti ile 4/a kapsamında hak etmiş olduğu yaşlılık aylıklarının davalı Kuruma başvuru tarihini takip eden aybaşı itibariyle bağlanması, davacının 4/b kapsamında ödemek zorunda kaldığı 4/b yurt dışı borçlanmasına ait tutarın yasal faiziyle birlikte davacıya iadesi ve 4/a kapsamında ödenmeyen yaşlılık aylıklarının 4/b kapsamında ödenen aylıklar düşülmek suretiyle farkının yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davacının Kurumca yapılan dosya tetkikinde 16.11.2018 – 20.11.2018 tarihleri arasında 4/a sigortalı çalışmasının 5 gün ve 4/a yurt dışı borçlanmasının 3600 gün dahil toplam 3605 gün prim ödenen gün sayısı olarak tespit edildiğini, 06.11.2018 tarihli 2018/38 sayılı genelgenin ikinci kısım altıncı bölüm 1.3 “ev kadınlığı sürelerinin borçlandırılmasında sigortalılık başlangıcı” başlığında ev kadınlığı süreleri akit ülke mevzuatına göre sigortalık süresi olarak kabul edilmediğinden bu süreleri borçlananların sözleşmeli ülkelerdeki ikamet başlangıç tarihlerinin Türkiye’de ilk işe giriş tarihi olarak kabul edilmeyeceği, ev kadınlığı sürelerini borçlananların sigortalılık başlangıcının 3201 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin 2 ve 3 üncü fıkraları gereğince tespit edileceğinin belirtildiğini, bu nedenle davacının Türkiyedeki ilk işe giriş tarihinden borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülmesi şeklinde uygulanarak ilk işe giriş tarihi 16.11.2018 tarihinden geriye doğru 3600 gün gidilmek suretiyle 16.11.2008 olarak belirlendiğini, tespit edilen tarihin Almanyadaki ilk işe giriş tarihinden daha sonra olduğundan ilk işe giriş tarihi olarak Almanyadaki sigorta başlangıç tarihi olan 01.03.2000 tarihinin esas alındığını beyanla davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “Davanın kabulüne;
1.-a)Davacının Sigortalılık Başlangıç tarihinin 30.04.1999 tarihi olduğunun ve 13.08.2020 tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine,
b)13.08.2020 tarihini takip eden ay başı olan 01.09.2020 tarihi itibariyle davacıya yaşlılık aylığı bağlanmasına,
c)4-a kapsamında ödenmeyen aylıkların 4-b kapsamında ödenen aylıklar düşülmek suretiyle maaş farkına 01.12.2020 tarihinden itibaren faiz işletilmek suretiyle davacıya iadesine,
d)Davalı kuruma davacının 4-b kapsamında ödediği borçlanma tutarının (69.084,00. TL) davalı kurumdan alınarak yasal faizi ile birlikte davacıya ödemesine” karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde, davacının Türkiye’de 16.11.2018 tarihinde çalışmaya başladığını, Almanya’da geçen 28.04.1999-29.04.2009 tarihleri arasındaki sigortalılık süresinden 3600 gün ev kadınlığı ve çalışma süresinin borçlanıldığını, ayrıca Türkiye’deki sigortalılığın başlangıcından önceki bir süre olan 28.04.1999 tarihinde ev kadınlığı süresiyle başlayan borçlanma sebebiyle, sigortalılığın başlangıç tarihinin Türkiye’deki ilk işe giriş tarihinden borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülmesi şeklinde uygulanması gerektiğini, ilk işe giriş tarihi 16.11.2018 tarihinden geriye 3600 gün gidilmek suretiyle 16.11.2008 olarak belirlendiğini, tespit edilen bu tarih Almanya’daki ilk işe giriş tarihinden daha sonra olduğundan ilk işe giriş tarihi olarak Almanya’daki sigorta başlangıç tarihi olan 01.03.2000 tarihinin esas alınması gerektiğini, mahkemece hatalı bilirkişi raporuna itibarla karar verildiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının Alman Rant sigortasına tabi sürelerinin 01.03.2000 tarihinde başlaması, 28.04.1999 tarihi ile 01.03.2000 tarihi arasında borçlandığı sürelerin ev hanımlığı süreleri olduğu, davacının Alman Rant Sigorta belgesindeki kayıtları dikkate alındığında 28.04.1999 tarihinin sigorta başlangıç tarihi olarak kabul edilmemesi ve yaşlılık aylığının reddine dair kurum işleminin yerinde olduğu, davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmiş olmasının yasaya aykırı bulunduğu anlaşıldığından “Davalı kurum vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.3 maddesi gereğince kabulüne, Kırşehir 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinin 2020/339 E., 2021/106 K. sayılı kararının kaldırılmasına, davanın reddine” karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, davacının yurtdışında ev kadınlığında geçen sürelerinin göz önüne alınarak sigortalılık başlangıç tarihinin 30.04.1999 tarihi olması gerektiğini, sigortalılık başlangıç tarihine göre de 15 yıllık sigorta süresi 50 yaş ve 3600 prim günü ile emekli olması gerektiğini, buna göre fazladan ödemek zorunda kaldığı 4/b statüsündeki primlerin de iadesi gerektiğini, normlar hiyerarşisine göre 3201 sayılı Kanun hükümleri uygulandığında davacının sigortalılık başlangıcının 30.04.1999 olduğu, bu nedenle davacının emeklilik şartlarının normlar hiyerarşisi dikkate alınmaksızın genelge ile değiştirilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu beyanla kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının yurt dışı borçlanması nedeniyle sigortalılık başlangıcının 30.04.1999 tarihi olduğunun tespiti ile aksine kurum işlemlerinin iptaline ve davacıya eksik ödenen yaşlılık aylıklarının yasal faizi ile ödenmesi ile hatalı Kurum işlemi sebebiyle davacının Kuruma fazladan ödemek zorunda kaldığı prim bedelinin iadesi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 3201 sayılı Kanun’un ilgili maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.