YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/16717
KARAR NO : 2023/5037
KARAR TARİHİ : 20.06.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/882 E. 2020/28 K.
SUÇ : İftira
HÜKÜM : İftira ve hakaret suçlarından verilen beraat kararlarının kaldırılarak iftira suçundan mahkumiyetine
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 21.03.2018 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında iftira ve hakaret suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin birinci, ikinci fıkraları, üçüncü fıkrasının (a) bendi ve dördüncü fıkrası; 267 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava açılmıştır.
2. Küçükçekmece 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.02.2019 tarihli kararı ile sanık hakkında iftira ve hakaret suçlarından 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri uyarınca iki kez beraat kararı verilmiştir.
3. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 09.01.2020 tarihli kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılanın istinaf talebinin kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca 7.300,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiilerinin temyiz isteği;
1. Haberin somut olaya uygun olması nedeniyle hukuka aykırı olmadığına,
2. Katılan hakkındaki soruşturmanın haber öncesi başladığına ve yapılan haber ile bir ilgisinin olmadığına,
3. İftira kastıyla hareket edilmediğinden suçun yasal unsurlarının oluşmadığına,
4. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının ve takdiri indirim nedenlerinin uygulanmamasının haksız olduğuna, ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
1. Dava konusu olay, gazeteci olan sanığın yaptığı haberde yer alan ifadelerin katılana yönelik iftira suçunu oluşturup oluşturmadığına ilişkindir.
2. 27.05.2016 tarihli içerik sağlayıcısı sanık olan Star ve Akşam gazetelerinin internet sitelerinde çıkan haberlerde;
“Bingöl’de masum! Van’da terörist
Bingöl’de yakalanan canlı bombanın paralel yapının savcısı tarafından serbest bırakıldığı ortaya çıktı. 2 yılda gözaltına alınan 700 kişiden, 600’ü savcının talimatıyla serbest bırakılmış.Bingöl polisinin yakaladığı canlı bomba … Ö.’yü paralel savcı U.M. gece 02.00’da emniyete gelerek serbes bıraktı. Ö. Van’da polis memurunu şehit etti. … Ö. çıkan çatışmada ölü ele geçirildi. Paralel savcının eline şehit kanu bulaştı. İşte akıllara durgunluk veren o ihanetin detayları:
PKK’NIN YDG-H SORUMLUSU
Güvenlik güçlerine Türkiye genelinde PKK’nın organize ettiği 6-7 Ekim olaylarının tecrübesiyle Kandil’e yapılan hava harekâtının şehirlerde bir yansımasının olmaması için şehir yapılanmasını tetikleyecek kişilerin gözaltına alınması talimatı verildi. Bu talimat doğrultusunda Bingöl’de eylem hazırlığına girdi. … Ö. ile beraberindeki 11 kişiyle birliktegöz altına alındı. 24 Temmuz 2015 tarihinde, yasal azami gözaltı süresi olan 4 gün tutmak üzere aldı.
Polis, şahısların gözaltı işlemlerini gerçekleştirdiği sırada Bingöl Cumhuriyet Savcısı U.M. gece 02.00 sıralarında, Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ne geldi. Gözaltı işlemlerini bizzat kendisi sonuçlandırıp 24 saatlik gözaltı süres bile dolmadan şahısları serbest bıraktı. … Ö. Diyarbakır’da terör örgütünün yeni yapılanması olan DEM-Genç toplantısına katıldı.
YAKIN YIKIN TALİMATINI ALDI
Bu toplantıda terör örgütü PKK elinizde hangi imkân varsa şehirleri yakın yıkın talimatı verdi. Talimatı alan … Ö’nün Bingöl’de eylem yapacağı bilgisi üzerine, polis tarafından gözaltına alındı. … Ö. bu arada kaçmayı başardı. Israrlı takip sonucu … Ö. yeniden yakalandı. İki gözaltında da … Ö. adliye görmeden savcılık talimatıyla serbest kaldı.
VAN’DA SAHNEYE ÇIKTI
Örgüt … Ö’nün Bingöl’de deşifre olduğunu ve bölgede rahat rahat edemeyeceğini anladı. Bu kez … Ö’yü Van’ı karıştırması için gönderdi. Van Emniyet Müdürlüğü … Ö. ve PKK’yı takibe aldı. Paralel savcı U.M.’nin gece yarısı serbest bıraktığı terörist Van’da Milli Egemenlik Caddesi üzerinde bulunan eski Askerli Şubesi yakınlarında sahneye çıktı.
POLİS MEMURUNU O ŞEHİT ETTİ
… Ö. ve beraberindeki bir terörist polis ile çatışmaya girdi. Polis memuru … şehit düştü. … Ö. çatışmada etkisiz hale getirildi. Yapılan kriminal incelemede Diri’yi şehit eden silahın …. Ö. tarafından ateşlendiği ortaya çıktı. Böylece terörist … Ö.’yü serbest bırakan savcı U.M.’nin eline şehit Diri’nin kanı bulaşmış oldu. Savcı U.M. halen. Bingöl Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapıyor.” şeklinde ifadelerin yer aldığı belirlenmiştir.
3. a) Sanık hakkında Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 14.11.2016 tarihli kararı ile, aynı konuda Sabah ve Takvim gazetelerinde sorumlu yazı işleri müdürleri olarak görev yapan Y.B. ve Ş.Ç. hakkındaki İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.04.2016 tarihli kararı ile verilen beraat kararlarını da göz önünde bulundurularak “Müşteki ve şüpheli müdafii tarafından dosyaya sunulan bahse konu gazete suretleri ve internet sitesi sayfa çıktılarının soruşturma dosyası arasında bulunduğu, habere konu olayda PKK terör örgütü mensubu H.Ö.’nün Bingöl’de savcılık talimatıyla serbest bırakıldıktan sonra Van İli Milli Egemenlik Caddesi üzerinde bulunan eski Askerlik Şubesi yakınlarında polisle çatışmaya girerek polis memuru …’yi şehit ettiği, teröristin çatışmada etkisiz hale getirildiği iddialarının açık kaynaklara da yansıdığı, Haber içerikleri incelendiğinde müştekinin açık ismi yerine “U.M.” şeklindeki kısaltmanın kullanıldığı, yine haberde yer alan ve müştekiye ait olduğu iddia edilen fotoğrafların yüz kısmının buzlanarak kullanıldığının tespit edildiği, şikayete konu haber içeriğinde müştekiyi eleştiren unsurlar bulunduğu, ancak bunların ağır eleştiri olarak değerlendirilebileceği, haber içeriğine konu olayın önemi, daha sonrasında gelişen olaylar ve haberin veriliş şekli birlikte değerlendirildiğinde Yargıtay ve AHİM içtihatlarında “Ağır Eleştiri” teşkil eden sınırlar içerisinde kaldığı, hakaret suçunun yasal unsurlarını oluşturacak nitelikte olmadığı, yine aynı sebeple haber içeriğinin terörle mücadelede görev almış kişi olan müştekiyi hedef gösterme niteliğinde olmadığı” belirtilerek suçun yasal unsurları oluşmadığından kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, katılanın itirazı üzerine Bakırköy 5. Sulh Ceza Hakimliği tarafından kamu davası açmaya yeter delil elde edildiği belirtilerek itirazın kabulüne karar verilerek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılmasına karar verildiği belirlenmiştir.
b) Sanık hakkında Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 29.01.2018 tarihli kararı ile “…şikayete konu haberlerin içeriklerinde doğrudan hakaret niteliğinde söz ve bu anlama gelebilecek yorum bulunmadığı, haberlerin eleştiri ve yorumlardan ibaret olduğu, bu hali ile şikayet konusu yazı ve haberlerin T.C. Anayasası’nın 25. Maddesinde düzenlenen, ‘Düşünce ve kanaat özgürlüğü’, 26. Maddesinde düzenlenen, ‘Düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü ile 28. Maddesinde ve 5187 Sayılı Basın Kanunun 3. Maddesinde düzenlenen, ‘Basın özgürlüğü’ kapsamında, düşünce açıklama, bilgi verme ve eleştiri sınırları içerisinde kaldığı, açıklanış şekliyle konusu arasında düşünsel bir bağ bulunduğu ve nesnel bir açıklama ile desteklendiği, eleştiri ve değer yargılarının sert ve çarpıcı bir üslupla dile getirilmiş olsa bile belirtilen özgürlükler kapsamında hukuka aykırı kabul edilmesinin mümkün olmadığı, bu hali ile hakaret ve iftira suçlarının unsurları bakımından oluşmadığı” belirtilerek kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, katılanın itirazı üzerine Bakırköy 1. Sulh Ceza Hakimliği tarafından Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulu 3. Dairesinin katılan hakkındaki gerekçeleri de nazara alınarak dosyadaki deliller kapsamında kamu davası açılması gerektiği belirtilerek itirazın kabulüne karar verilmiş ve kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılmasına karar verildiği belirlenmiştir.
4. a) Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Üçüncü Dairesinin 26.11.2015 tarihli kararı ile katılan hakkında; Sabah gazetesinin 04.08.2015 tarihli sayısında çıkan habere göre “terörle mücadele ekiplerinin 14 Temmuzda YDG-H (Yurtsever Devrimci Gençlik Hareketi) Bingöl il sorumlusu H.Ö.’nün de aralarında bulunduğu 13 kişiyi eş zamanlı operasyonda gözaltına aldıkları, şahıslar sorgudayken ilgili Cumhuriyet savcılarının devreye girdikleri ve gözaltındakilerin hepsini serbest bıraktıkları, ancak polisin şüphelilerin peşini bırakmadığı, takibe alınan H.Ö.’nün Diyarbakır’a giderek örgüt toplantılarına katıldığı ve 26 Temmuzda Bingöl’e dönen H.Ö.’nün, canlı bomba adayı Y.K.’yı KCK il sorumludu C.S.’ye elleriyle teslim ettiği, 30 Temmuzda ikinci kez gözaltına alınan H.Ö.’nün yine ilgili Cumhuriyet savcıları tarafından serbest bırakıldığı iddiasına ilişkin olarak haberde belirtildiğinin aksine, bu soruşturmaların farklı Cumhuriyet savcıları tarafından yürütülerek arama, elkoyma, gözaltına alma ve salıverme işlemlerinin yapıldığı, Cumhuriyet savcısı katılanın ilk yapılan soruşturmada görev alarak adli işlemlerin ardından şüphelilerin salıverilmesi talimatını verdiği, habere konu diğer terör soruşturmalarının başka bir Cumhuriyet savcısının talimatıyla yapıldığı ve şüphelilerin haklarında yapılan adli işlemlerin ardından serbest bırakıldıkları, söz konusu serbest bırakma işlemlerinde hukuka aykırı bir durumun da tespit olunamadığı, dosya içerisinde gazete yazısında belirtildiği şekilde şüpheli H.Ö.’nün canlı bomba olduğu iddia edilen Y.K. İsimli kişiyle görüştüğüne, canlı bomba adayı Y.K.’yı, KCK il sorumlusu C.S.’ye elleriyle teslim ettiğine dair herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, bu hususların ilgililerin savunmaları alınırken sorulmadığı ve bu soruşturmaların farklı olaylar olması nedeniyle de farklı fezlekeler halinde hazırlanarak Bingöl Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilerek, farklı soruşturma numaralarına kaydedildiği hususları nazara alındığında, katılan hakkında inceleme konusu iddiaların sübut bulmadığı gibi hukuk dışı bir işlem yaptıklarının da tespit edilemediği, bu nedenle iddianın doğrulanmadığı gerekçesi ile soruşturma izni verilmesine yer olmadığına dair teklifte bulunulduğu,
b) Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Üçüncü Dairesinin 23.06.2016 tarihli kararı ile katılan hakkında; “Akşam Gazetesinin 27.05.2016 tarihli internet sitesinde “Bingöl’de masum! Van’da terörist” isimli haber içeriğine göre,
A) Bingöl İl Emniyet Müdürlüğü görevlilerince 24.07.2015 tarihinde yakalanan canlı bomba H.Ö.’yü gece saat 02.00’da Emniyet Müdürlüğüne giderek gözaltı süresi dolmadan serbest bıraktığı,
B) H.Ö. isimli canlı bombanın tekrar yakalanması üzerine kolluk kuvvetlerine verdiği talimatla serbest bırakılmasını sağladığı ve akabinde bu şahsın Van ilinde güvenlik kuvvetleri ile girdiği çatışmada bir polis memurunu şehit etmesine sebebiyet verdiği,
C) 2 yılda gözaltına alınan 700 kişiden 600’ünü verdiği talimatla serbest bıraktığı iddia edilmiştir.
(B) ve (C) bentlerinde öne sürülen iddiaların soyut ve genel mahiyet taşıdığı, iddiaları doğrulayan somut bir delil ileri sürülmediği, (A) bendi yönünden ise şikayet edilen hakkındaki aynı mahiyetteki ihbarın 03.05.2016 tarihli oybirliği ile verilen kararı ile işleme konulmadığı, bu defaki şikayetin de daha önce incelenip sonuçlanan hususlara ilişkin olduğu, yeni bir delil de gösterilmediği anlaşıldığından katılan hakkındaki ihbarın 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 97 nci maddesinin (a) ve (c) bendi uyarınca işleme konulmaması hususunda teklifte bulunulmasına” karar verildiği belirlenmiştir.
5. Sanık savunmasında, kendisinin yaptığı haberden yaklaşık bir yıl önce yazılı basında katılanın serbest bıraktığı teröriste ilişkin haberlerin olduğunu, yaptığı haberde katılanın resmini buzladığını, ismini de baş harflerini kodlayarak verdiğini, katılana “paralel savcı” şeklinde sıfat kullanmasının elindeki herhangi bir bilgiye dayanmadığını, önceki haberlerden alıntı yaparak bu şekilde ibareler kullandığını, katılanın paralel örgüt ile bağlantısının olduğuna dair bir bilgisinin olmadığını ifade ettiği belirlenmiştir.
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü;
İlk derece mahkemesince, “Habere konu olayda PKK terör örgütü mensubu … Ö. nün Bingölde savcılık talimatıyla serbest bırakıldıktan sonra Van İli Milli Egemenlik Caddesi üzerinde bulunan eski Askerlik Şubesi yakınlarında polisle çatışmaya girerek polis memuru …’yi şehit ettiği, teröristin çatışmada etkisiz hale getirildiği iddialarının açık kaynaklara da yansıdığı, Haber içerikleri incelendiğinde katılanın açık ismi yerine “U.M.” şeklindeki kısaltmanın kullanıldığı, yine haberde yer alan ve katılana ait olduğu iddia edilen fotoğrafların yüz kısmının buzlanarak kullanıldığının tespit edildiği, şikayete konu haber içeriğinde katılanı eleştiren unsurlar bulunduğu, ancak bunların ağır eleştiri olarak değerlendirilebileceği, haber içeriğine konu olayın önemi, daha sonrasında gelişen olaylar ve haberin veriliş şekli birlikte değerlendirildiğinde Yargıtay 19. Ceza Dairesi’nin 2017/5932 E., 2018/5568 K. sayılı ilamı göz önünde bulunduruldurularak haberde eleştiriye yer verildiği, ifadelerin basın özgürlüğü sınırları içinde kaldığı,“paralel savcının kurtardığı pkk lı polisi şehit etti” sözünün ağır eleştiri içerdiği; “Bingöl’de masum Van’da terörist” şeklindeki ifadenin hakaret unsuru içermediği, Bingöl’de serbest bırakılan kişinin Van’da polisi şehit etmesi olayının vurgulandığı, haber içeriğinin terörle mücadelede görev almış kişi olan katılanı hedef gösterme niteliğinde olmadığı, hakaret ve iftira suçlarının yasal unsurlarının oluşmadığı” gerekçesiyle sanık hakkında iftira ve hakaret suçlarından 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri uyarınca iki kez beraat kararı verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü;
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince, katılanın istinaf talebinin kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde, “Her ne kadar ilk derece mahkemesince vaki haberin basın özgürlüğü sınırları içinde kaldığından bahisle sanığın beraatine karar verilmiş ise de; “Bingöl’de Masum, Van’da Terörist” ve “Paralel Savcının Kurtardığı PKK’lı Polisi Şehit Etti” başlıklı haberde katılanın isminin baş harflerini yazıp yüzünün bir kısmını vermek sureti ile katılan haberin katılana yönelik olduğunun açıkça anlaşıldığı ve katılanın Fetö/Pdy terör örgütü ile ilişkilendirir nitelikte olduğu ve katılanın hakkında bu nedenle HSK tarafından soruşturma yapıldığı dikkate alındığında vaki haberin ifade ve basın özgürlüğü sınırları içinde kalmadığı TCK maddesi kapsamında katılan hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını sağlamak için basın ya da yayın yolu ile iftira suçunu oluşturduğu, … aynı anda tek bir fiil ile söylendiği anlaşılan sözlerin TCK 44 maddesi kapsamında iftira suçunu oluşturduğu” belirtilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında iftira suçundan mahkumiyet kararı verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Halen Cumhuriyet savcısı olarak görevine devam eden katılanın Hakimler ve Savcılar Kurulu nezdinde bir soruşturma açılmadığı dikkate alındığında, tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Basın yoluyla işlenen suçlarda hukuka uygunluk nedenleri arasında yer alan ve kaynağını Anayasanın 28 ve devamı maddeleri olan “hakkın kullanılması” kapsamındaki haber verme ve eleştiri hakkının söz konusu olabilmesi için yapılan basın açıklamasının gerçek ve güncel olması, verilişinde kamu ilgi ve yararının bulunması ve olay ile olayın anlatılışı arasında fikri bağ bulunması gerekmektedir. Eleştiri, basının haber verme hakkı kapsamında kalmakla birlikte bu hakkın kullanılması sırasında seçilen ifadelerin haber verme amacını aşması, haber içeriği ile bağlantısı olmayan onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte isnatlarda bulunulması, değerlendirmeler içermesi durumunda, bu haber ve yazılarda haber verme hakkından söz edilemeyeceği dikkate alınarak, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 09.01.2020 tarihli kararında sanık müdafiince ileri sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Küçükçekmece 17. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.06.2023 tarihinde karar verildi.