YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/9502
KARAR NO : 2023/3235
KARAR TARİHİ : 16.05.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.06.2017 tarih ve 2017/11 Esas ve 2017/34 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesi, 5327 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının son cümlesi, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesinin birinci, ikici ve üçüncü fıkraları uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 28.06.2018 tarihli ve 2017/556 Esas, 2018/404 sayılı Kararı ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün CMK’nın 280 inci maddesi 2 nci fıkrası uyarınca kaldırılmasına ve sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5327 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 3 yıl 1 ay 15 … hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca; CMK’nın 302/1 inci maddesine göre temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün ONANMASI görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık ve müdafiinin temyiz istemleri özetle;
*Öncelikle beraat kararı verilmesi gerektiğine, aksi kanaatte ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerektiğine, aksi halde ise etkin pişmanlık indiriminin en üst hadden yapılması gerektiğine ve sair hususlara ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olduğu iddiasıyla hazırlanan iddianame kapsamında mahkemece yapılan yargılama sonucunda “…Yukarıda özetlendiği üzere oluşumu, yapısı, şümülü, hedef ve nihayetinde kalkışma eylemi anlatılan terör örgütü ile ilgili olarak;
En son … ilinde Komiser olarak görev yapan ve FETÖ/PDY iltisakı nedeniyle görevinden çıkarılan sanık …’in dosya kapsamı ve toplanan deliller muvahanecesinde örgütle ilk defa 2003 yılında Kayseride görev yaparken sohbet adı verilen ev toplantılarına gitmesi ile tanıştığı, sohbetlerde dini konular yanında asıl önemlisi örgüt başı … videoları izleme, kitapları okunma faaliyetininde icra edildiği, … ilçesine tayin olunca H. (K) isimli örgüt mensubunun kendisine ulaşarak örgütsel bağlantının sağlandığı ( ki bu durum benzer pek çok olaydan anlaşıldığı üzere, özellikle kamu görevlisi olan örgüt mensubu çalışanlar için bir rutin halini almıştır, tayini çıkan memura yeni gittiği yerde örgütsel iletişim sayesinde onu yeni görev yerindeki bağlantıları ile tanıştıran veya kendi grubuna dahil eden bir örgüt mensubu muhakkak vardır), sanık …’in bu H. (K) ile aynı şekilde ev sohbetlerine devam ettiği, yine sohbetlerde örgüt başı … videoları izleme, kitapları okunma faaliyetinin devam ettiği. 2014 yılından itibaren sonra örgüt mensuplarının gizliğe daha çok önem vererek tedbirleri arttırdıkları bu kapsamda süreçte haberleşme için kriptolu yazışma programı ByLock kullanmaya başladıkları, sanık …’in … 94 30 nolu hattı üzerinden tespit tarihi 01.01.2014 olan ByLock programını kullandığı(Bilgi Teknolojileri Kurumundan gelen kayıtlar, ByLock tespit raporundaki telefona ait … numarasının sanık tarafından kullanıldığını doğruladığı), akabinde … isimli programı kullandığı, örgütte bulunğu süre içinde himmet adı altında bağışlar yaptığı, …’de iken kızını FETÖ iltisaklı … okuluna gönderdiği böylece yakalandığı zamana kadar silahlı terör örgütüne üyelik için gerekli olan amaç-hedef doğrultusunda ki süreklilik, yoğunluk ve çeşitlilik unsurunun gerçekleştiği eylemlerini suç tarihine kadar da kesintisiz devam ettirdiği, eylemlerinin yoğunluğu, çeşitliliği ve sürekliliği gözetildiğinde; bu örgütle organik bağının bulunduğu, bu nedenle üzerlerine atılı FETÖ/PDY terör örgütüne üye olma suçunu işlediği;
TEŞDİT GEREKÇESİ
Temel cezanın ne suretle belirleneceğini tayin eden TCK’nın 61 inci maddesinin koyduğu ölçütlerden birisi de meydana gelen zararın ve tehlikenin ağırlığıdır. Zararın ne olduğu madde metninde tanımlanmış değildir. Zarar bazen mamelik hukukuna ilişkin ölçülebilir bir kavramken bazende yarattığı tahribat itibariyle insanın iç dünyasında meydana gelen bir olgudur. Her ülkede yaşayan insanlar (vatandaş olsun olmasın) içinde bulunduğu Devletin kurumlarına ve dolayısı ile kurumları yöneten, faaliyetlerini icra eden kamu görevlilerine güvenmek ister. Onların sadece meşru yollardan yürürlüğe girmiş önceden belirli kuralları uygulayan tarafsız görevliler olduğuna, bunun dışında bir bağları olmadığına inanır. Ancak eldeki bu dava ve benzerleri göstermiştir ki, devleti dışında hiçbir hiyerarşıye tabi olmaması gereken kimi kamu görevlileri yasadışı bir oluşumun parçası-üyesi olmuşlardır. Bunun toplum algısında yarattığı tahribatın boyutları büyüktür ve akşamdan sabaha düzeltilebilecek bir husus değildir. Aynı hususun Milletin ayrılmaz cüzü olan Devletin geleceği için de ne denli büyük bir tehlike oluşturduğu ise izahtan varestedir. Bu zararın ve tehlikenin büyüklüğünden her bir örgüt üyesi kendi payı ölçüsünde sorumludur. Bu sebeple ortaya çıkan zarar ve tehlikenin ağırlığı ve dahi örgüt içinde geçen süre özellikle suç kastının yoğunluğunu tayin noktasında önem arz ettiğinden bu durumlar gözetilerek suç tarihlerinde kamu görevlisi olan … hakkında ceza teşdiden uygulanmıştır. Her ne kadar iddianamede sanık hakkında 3713 sayılı Kanun’un 8/A uyarınca arttırım talep edilmiş ise de atılı suçun kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlendiğine dair bir delil olmadığından bu artırım uygulanmamıştır…” şeklinde gerekçeyle mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince, “…Soruşturma ve kovuşturma süreçlerini yansıtan tutanak ve belgeler, Dairemiz tarafından istinaf kanun yolu aşamasında yapılan işlemler ile icra edilen duruşmalar, sanığın ikrar içeren savunmaları, araştırma tutanakları, … … Şube Müdürlüğü raporları, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığı …, … kayıtları ve tüm dosya içeriği dikkate alındığında,
Sanık …’in adına kayıtlı ve kullandığı … 94 30 numaralı GSM hattı ile; 01.10.2014 ve 23.05.2015 tarihleri arasında 59 farklı günde 2241 kez ByLock sunucuları/sistemine ait 46.166.164.177, 46.166.164.181 nolu IP numaraları ile iletişim kurduğu belirlenmiş, sanığın örgüt talimatı ile bu ağa dahil olduğu ve gizliliği sağlamak amacıyla kullandığı her türlü şüpheden uzak, kesin kanaata ulaştıracak teknik verilerle ispatlanmıştır. Sanık teknik verilerle de kanıtlandığı üzere, belirtilen numara ile ByLock sistemine dahil olduğunu ve kullandığını kabul etmiştir.
İkrarı ile sabit olduğu üzere FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün fikir ve ideolojilerin anlatıldığı örgütsel toplantılara, katılımcı düzeyinde dahil olan sanığın … 94 30 numaralı GSM hattı ile ByLock ağına dahil olduğu ve ayrıca örgütün diğer bir haberleşme aracı olan … programını kullandığı anlaşılmıştır.
Eğitim düzeyi, yaptığı görev nedeniyle edindiği bilgi, tecrübe ve konumu itibariyle örgütün nihai amacını, Devlet kurumlarında ve silahlı kuvvetlerdeki yapılanmasını ve burada devletin her türden silahını elinde bulunduran örgüt mensuplarının gerektiğinde bu gücü örgütün amacı doğrultusunda kullanacaklarını bilmesi beklenen sanığın; teknik özellikleri, indirilme ve kullanma yöntemi, kullanıcıları ve muhtevası itibariyle sadece FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanması amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgüt mensupları tarafından kullanıldığı tespit edilen ByLock iletişim sistemine, bu özelliğini bilerek (kasten) dahil olması, örgütsel toplantı ve faaliyetlere katılarak himmet vermesi ve aşamalarda değişiklik göstermeyecek biçimde pişmanlığını dile getirdiği savunmaları ile dosya içerisinde bulunan diğer delillerle birlikte, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğu yönünde şüphe olmadığından İlk Derece Mahkemesinin kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı konusunda dairemizce tam bir vicdani kanaat oluşmuştur.
Sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulama koşullarının oluşup oluşmadığı ve oluşmuş ise hangi sınırlar içeresinde uygulanacağı konusunda yapılan değerlendirmede; sanık … hakkında başlatılan soruşturma nedeniyle yakalandıktan sonra aşamalarda tüm ifadelerinde pişmanlığını dile getirerek, örgütün yapısı ve faaliyetleri ile ilgili bilgi verdiği, yapılan örgütsel faaliyetler, irtibatlı olduğu örgüt üyeleri, ByLock ağına dahil olması, ByLock üzerinden irtibat halinde olduğu kişiler, örgütün yapısı ve faaliyetleri, kullanılan gizli haberleşme sistemleri ve örgüt ile ilk temasa geçtiği dönem hakkında bilgiler vermiştir.
Sanığın verdiği bilgilerin örgütteki konumu ve faaliyetleriyle uygun nitelikte ve faydalı olup olmadığının tespiti amacıyla, ifadesinde belirttiği kişi ve olaylar ile ilgili yapılan veya halen devam eden soruşturma ve kovuşturma bulunup bulunmadığı … Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığıyla araştırılmıştır. … Cumhuriyet Başsavcılığının 12.06.2018 tarihli yazıları ve … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin değerlendirmesi ile birlikte sanığın verdiği bilgilerin örgüt içerisinde bulunduğu süre, konumu ve faaliyetlerine uygun nitelikte faydalı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Sanığın örgüt içerisinde bulunduğu süre ile TCK’nın etkin pişmanlığa ilişkin 221 inci maddesinin amaç, kapsam, gerekçesi ve Yargıtayın yerleşik içtihatları birlikte nazara alındığında, silahlı terör örgütü üyesi olan sanığın, yakalandıktan sonra soruşturma ve kovuşturma aşamasında pişmanlığını dile getirip örgütte kaldığı süre ve konumu itibarıyla kendi bilgisi ölçüsünde, örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili yeterli bilgi verdiği, örgüt mensuplarının isimlerini bildirerek üyelerinin tespitine yardımcı olduğu ve bu nedenlerle hakkında, TCK’nın 221/4 üncü maddesi ikinci cümlesinde yazılı etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma koşullarının oluştuğunu kabul eden İlk Derece Mahkemesinin değerlendirmesinde, Dairemizce bir isabetsizlik bulunmadığı görülmüştür.
Yakalandıktan sonra aşamalarda pişman olduğunu bildirip, örgüt içerisindeki konumuyla uyumlu şekilde örgütün yapısı ve faaliyetleri ile ilgili ayrıntılı olarak bilgi veren sanık hakkında TCK’nın 221/4 üncü maddesi ikinci cümlesinde gösterilen alt ve üst sınırlar içerisinde, verilen bilgilerle orantılı, makul ve hakkaniyete uygun bir indirim yapılmaması ile Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 15.01.2018 tarih 2018/103-474 sayılı ilamında belirtildiği üzere “sanığın çocuğunu örgüte müzahir olması nedeniyle kapatılan Özel okula göndermesi” eyleminin örgütsel faaliyetler kapsamında kabül edilemeyeceğinden; İlk Derece Mahkemesinin bu yöndeki kabulünün hukuka aykırı bulunması ile temel hapis cezasının belirlenmesinde dosya içindeki bilgi ve belgeler, sanık savunması, terör örgütü içerisindeki konumu ve yaptığı faaliyetlerdeki çeşitlilik, süreklilik ve yoğunluk gözetildiğinde, TCK’nın 61/1 ve 3/1 inci maddeleri hükümlerine göre temel hapis cezasının teşdiden belirlenmesinin somut olaya uygun olmadığı ve orantılı bulunmadığı, eylemi düzenleyen kanun maddesinindeki alt sınırdan ayrılmayı gerektirir bir neden tespit edilemediğinden, bu yönleri ile hukuka aykırı bulanan … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.06.2017 …, 2017/11 esas ve 2017/34 sayılı hükmünün CMK’nın 280 inci maddesi 2 nci fıkrası uyarınca kaldırılmasına karar verilmiş,
TCK’nın 61 inci maddesi uyarınca suçun işlenmesindeki özellikler, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin güttüğü amaç ve saik, kastı nazara alınarak, aynı Kanun’un 3/1 inci maddesindeki “Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur.” şeklindeki yasal düzenleme, dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar hep birlikte değerlendirilerek sanık hakkındaki temel cezanın tayininde, alt sınırdan ayrılmayı gerektirir bir neden tespit edilemediğinden ceza takdiren alt sınırdan belirlenmiştir.
Sanığın üzerine atılı suçun 3713 sayılı TMK’nın 3 üncü maddesinde sayılan mutlak terör suçlarından olması nedeniyle aynı Kanun’un 5/1 inci maddesi uyarınca yarı oranında artırım yapılmıştır.
Sanığın örgüt içerisinde geçirdiği süre, konumu ile bilgisi dahilinde gerçekleşen faaliyetlerle ilgili verdiği bilgiyle orantılı, kanunda gösterilen miktara uygun makul bir indirim esas alınarak, TCK’nın 221/4 üncü maddesi ikinci cümlesi gereğince cezasından 1/2 oranında indirim yapılmıştır, sanık hakkında TCK’nın 221/5 inci maddesi gereğince denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmiştir.
Sanığın yargılama sürecindeki davranışları ile cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri göz önünde bulundurularak, TCK’nın 62/1 inci maddesi gereğince cezasından takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak atılı suçun kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlendiğine dair bir delil olmadığından 3713 sayılı Kanun’un 8/A maddesi ile arttırım yapılmamasına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur…” şeklindeki gerekçeyle İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm kaldırılarak yeniden mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
a) Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
b)Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespit edilmesi halinde sanığın örgütle bağlantısını gösteren bir delil olarak kabul edilmektedir.
c)… Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından 2017/68532 soruşturma numarasına kayden yürütülen soruşturma kapsamında, gizli tanık …’un, gerek … 25. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/250 Esas saylı dosyasında verdiği 16.02.2018 tarihli, gerekse … Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan 18.04.2017 ve 27.04.2017 tarihli (… Daire Başkanlığında alınan) ifade tutanaklarında belirtildiği gibi, anılan örgütün mahrem yapılanması içerisinde yer alan Emniyet Genel Müdürlüğüne sızmış mensupları ile bunlardan sorumlu mahrem imamlarının örgütle irtibatı, bağlılık derecesi ve örgütsel konumu gibi stratejik önemi haiz bilgilerin kaydedildiği dijital materyallerin, … 5. Sulh Ceza Hakimliği’nden alınan 18.04.2017 tarih ve 2017/2920 Değişik … sayılı karara istinaden incelenmesi neticesinde düzenlenen veri inceleme raporunun, müsnet suç yönünden; gizli tanık beyanına ve gizli tanık tarafından teslim edilen dijital materyallere dayanılarak düzenlenmiş, sanığın örgütle irtibatını ortaya koyan bir belge olarak kabul edilmesi mümkündür.
d)Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, ByLock iletişim sistemini örgütsel iletişim amacıyla kullanan, veri inceleme raporunda A5 vasfında kodlanan, örgütsel toplantılara katılan sanığın, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
e)Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen esasa müessir olabilecek savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu uygulandığı anlaşılmakla, sanık ve müdafinin yukarıda ileri sürdüğü sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. Ancak;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2008 tarih ve 9-18-78 sayılı Kararında açıklandığı üzere; etkin pişmanlık hükümlerinin amacı, bir yandan terör ve örgütlü suçlarla mücadele bakımından stratejik önemi nedeniyle en etkili bilgi edinme ve mücadele araçlarından olan örgütün kendi mensuplarını kullanmak, diğer taraftan da suç işlemeyi önlemek, mensup olduğu kanun dışı örgütün amaçladığı suçun işlenmesine engel olanları ve işlediği suçtan pişmanlık duyanları cezalandırmayarak ya da cezalarında belli oranlarda indirim yaparak yeniden topluma kazandırmaktır.
TCK’nın 221/4 üncü fıkrasının 2 nci cümlesinden yararlanabilmek için; failin yakalandıktan sonra bilgisi ölçüsünde örgüt içerisindeki konumuyla uyumlu şekilde kendisinin ve diğer örgüt üyelerinin eylemleri, örgütün yapısı ve faaliyetleriyle ilgili yeterli ve samimi bilgi vererek suçtan pişmanlığın söz ve davranışlarıyla göstermesi gerekmektedir. Bu bilgi maddenin üçüncü fıkrasında aranan, örgütü çökertecek nitelikteki bilgi değildir. Verilen bilginin önemi cezanın belirlenmesinde dikkate alınmalıdır. (Dairemizin 12.05.2015 tarih, 2015/1426 E. 2015/1292 K. 26.10.2015 tarih, 2015/1565-3464 K.)
TCK’nın 221/4 üncü fıkrasının 2 nci cümlesi kapsamında etkin pişmanlıkta bulunulduğunun kabulü halinde bu suçtan dolayı verilecek cezada 1/3’ten 3/4’e kadar bir indirim yapılacağı öngörülmektedir. Buna göre belirlenen cezada en az 1/3’ten, en fazla 3/4 oranında bir indirim yapılacaktır. Bu iki sınır arasında yapılacak indirim, verilen bilginin niteliği, örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ya da diğer örgüt mensuplarının tespiti ile ilgili olmak üzere elverişlilik derecesi, ceza soruşturması ya da kovuşturmasının hangi aşamasında etkin pişmanlıkta bulunulduğu gibi kıstaslar nazara alınarak mahkeme tarafından takdir ve tayin edilecektir.
Bu açıklamalar ışığında, somut olay yönünden;
Silahlı terör örgütüne üye olduğu ve incelenen dosya kapsamı ve delillere göre yakalandıktan sonra yargılama aşamasında örgütte kaldığı süre ve konumu itibarıyla örgütün yapısı, faaliyetleri ve diğer örgüt mensupları ile ilgili verdiği bilgilerin niteliği ve faydalılık derecesi nazara alındığında TCK’nın 221/4-2 nci cümlesinde öngörülen etkin pişmanlık şartlarını taşıdığı ve mahkeme kabulünde de konumu gereği bilmesi beklenen bilgileri samimiyetle ortaya koymuş olduğu ve bu bağlamda örgüt mensuplarının isimlerini bildirerek üyelerinin tespitine yardımcı olduğu belirtilen sanık hakkında belirlenen cezadan dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun olarak azami hadde yakın adil bir oranda indirim yapılması gerekirken, yeterli ve hukuki olmayan gerekçe ile 1/2 oranında indirim yapılmak suretiyle fazla ceza tayini hukuka aykırıdır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık ve müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 28.06.2018 tarihli ve 2017/556 Esas, 2018/404 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası b bendi uyarınca … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.