YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/943
KARAR NO : 2023/3150
KARAR TARİHİ : 07.06.2023
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Tomarza Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki mera olarak sınırlandırılan yerin zilyetliğe dayalı tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; Kayseri ili, …. ilçesi, …. Mahallesi, 281 ada 341 parsel sayılı taşınmazda 19.000 m²’lik alanın kadastro çalışmalarında mera olarak tespit edildiğini, aslında mera olmayan bu yerin 50 yılı aşkın süredir zilyet ve tasarrufu altında olduğunu, halen bu taşınmazı kullandığını, 11/11/2015 tarihinde mera komisyonu tarafından 3091 sayılı Kanun gereğince tarafına gönderilen karar doğrultusunda bu alanın mera olarak yazıldığını öğrendiğini, dava konusu yerin mera kayıtlı tapusunun iptali ile kendi adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı … vekili cevap dilekçesinde; zaman aşımı itirazlarının olduğunu, dava konusu taşınmazın mahalinde yapılacak inceleme sonucunda bu yerin mera vasfında olduğunun anlaşılacağını, ayrıca davacının taşınmazın kendisine hangi suretle kaldığını ispat edemediğini, bu nedenle davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “Davacının davasının davalı … ve Hazine açısından kısmen kabul, kısmen reddi ile; Kayseri ili, …. ilçesi, …. mahallesi, 281 ada 341 No.lu mera parseli içerisinde kalan 17/05/2017 havale tarihli fen bilirkişisi ….. tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda sarı renkle boyalı ve A harfi ile gösterilen 16.740,15 m² yüz ölçümüne sahip alanın tapusunu iptali ile davacı adına tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalılar Akdere Mahallesi Muhtarlığı ve İlçe Tarım Müdürlüğü yönünden davanın taraf sıfatı yokluğu nedeniyle usulden reddine” karar verilmiştir
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar temyiz etmiştir.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davalı Hazine vekili, dava konusu yerin mera olduğunun tespit edildiğini, zilyetlik ile edinilemiyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir.
2. Davalı … da, dört tarafı mera olan yerin zilyetlikle edinilemeyeceğini bildirmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı … vekili ile davalı Hazinenin istinaf başvurusunun kabulü ile Tomarza Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.07.2018 tarih, 2015/245 Esas, 2018/119 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, HMK’nın 353 üncü maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin 2 nci maddesi uyarınca yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla; davanın reddine karar verilmiştir.
2. Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde; ”…Mahalli bilirkişilerin beyanlarında taşınmazdan kitre yapılarak tasarruf edildiği belirtilmektedir. Kitre, geven (keven) bitkisinin gövdesinin çizilmesi sonucu elde edilir. Geven bitkisi ise kendiliğinden yetişen otsu ve küçük çalıların ortak adıdır. Bu durumda davacının taşınmazda imar ihya yoluyla tasarruf ettiği ya da zilyet olduğundan söz edilemeyecektir. Bunun yanında, jeodezi mühendisi bilirkişinin raporunda taşınmazın 1992 tarihli hava fotoğraflarında mera parseli ile bütünlük oluşturduğu belirtilmiş olması nedeniyle taşınmazda tasarrufun bulunmadığı da anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, davacının taşınmazda zilyetliğin kazanım koşullarını sağlayacak bir dönemi kapsamadığı anlaşılmaktadır. Başka bir anlatımla, TMK’nın 713 ile Kadastro Kanunu’nun 14 üncü ve 17 inci maddelerinde açıklanan kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yolu ile mülk edinim koşullarının oluştuğundan söz edilemeyecektir. Bu nedenle, davacının isteminin reddi gerekirken yazılı gerekçeyle kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir” şeklinde olduğu belirtilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı, mahalli bilirkişi ve tanık beyanları ile zilyetliğinin ispatlandığını, TMK’nın 713 üncü maddesi şartları oluştuğundan davanın kabulü gerektiğini belirterek hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, mera olarak sınırlandırılan yerin zilyetliğe dayalı tescili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
Türk Medeni Kanunu’nun 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 üncü ve 17 inci maddeleri, 4342 sayılı Mera Kanun’u.
3. Değerlendirme
1. Dava konusu 341 parsel sayılı taşınmaz 01.09.2005 tarihinde kadastro tespitinde mera olarak sınırlandırılmış ve 03.06.2011 tarihili Mera Komisyonu kararı ile mera tahsisi yapılmıştır.
2. Mahkemece mahallinde yapılan keşif sonucu alınan raporlar ve alınan mahalli bilirkişi, tanık beyanlarından; jeodezi mühendisi bilirkişinin raporunda taşınmazın 1992 tarihli hava fotoğraflarında mera parseli ile bütünlük oluşturduğu, taşınmazda tasarrufun bulunmadığı, davacının süreklilik arz eden bir zilyetliğinin bulunmadığı, taşınmazın mera vasfında olduğundan zilyetlikle iktisabının da mümkün olmadığı anlaşıldığından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.