YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1112
KARAR NO : 2023/2663
KARAR TARİHİ : 17.05.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tahsisten kaynaklanan şahsi hakka dayalı ecrimisil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; bozma ilamı öncesinde 2020/194 Esas, 2020/436 Karar sayılı dosya ile davanın kısmen kabulüne yönelik verilen karara ilişkin olarak Yargıtay tarafından verilmiş bozma kararı bulunmadığından bu hususta yeniden karar verilmesine yer olmadığına, yargılama giderlerine ilişkin Yargıtay ilamı doğrultusunda değerlendirme yapılmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; Hazine adına tapuda kayıtlı 4294 ada 3 parsel sayılı taşınmazın 1100 metrekarelik kısmının Milli Emlak Genel Müdürlüğü tarafından müvekkiline tahsis edildiğini, ancak davalı Vakfın bu taşınmaza haksız olarak müdahale ettiğini ileri sürerek el atmanın önlenmesini ve 30.01.2004 tarihinden dava tarihine kadar olmak üzere şimdilik 15.000,00 TL ecrimisilin davalıdan tahsilini talep etmiş; 03.06.2009 tarihli ıslah dilekçesiyle de ecrimisil talebini 972.000,00 TL arttırarak 987.000,00TL’ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; dava konusu taşınmazın müvekkili Vakıf tarafından 21.11.1990 tarihi itibariyle İstanbul Milli Emlak Müdürlüğünden boş olarak kiralandığını, üzerindeki tüm tesislerin müvekkili tarafından yapıldığını, akabinde arsanın Marmara Üniversitesine tahsis edildiğini öğrendiklerini, ancak ilgililerce bir yanlışlık olduğu ve düzeltileceğinin söylendiğini, ecrimisil bedellerinin de müvekkilince Hazine’ye ödendiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; el atmanın önlenmesi isteminin kabulüne, ecrimisil istemine ilişkin davanın ise tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydedilmesine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A.Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Bozma Kararı
1. Kapatılan Yargıtay 14. Hukuk Dairesince; hükmün onanmasına, davalı vekilinin karar düzeltme isteminin reddine karar verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesince; tefrik edilen ecrimisil talepli davada yapılan yargılama sonucunda, tapu kayıt malikinin Hazine olduğu ve ecrimisil bedellerinin de taşınmaz malikine ödendiği gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiştir.
3. Kapatılan Yargıtay 14. Hukuk Dairesince: “…dava konusu 4294 ada 3 parsel sayılı taşınmazın arsa niteliğinde olup, 27.02.1989 tarihinde yenileme edinme sebebine dayalı olarak Maliye Hazinesi adına tescil edildiği, 1100 m²’lik kısmının ise Maliye Bakanlığı makamının 07.01.2004 tarihli ve 7 sayılı oluru ile davacı … Rektörlüğüne tahsis edildiği; öte yandan, 10.06.1998 tarihli kira kontratosuyla, dava konusu taşınmazın 1100 m²’lik kısmının Milli Emlak Dairesince, 18.03.1998-18.03.2001 yılları arası için (üç yıllığına) davalı Vakfa kiralandığı, kira süresinin bitiminde yeniden kiraya verilmeyeceğinin bildirildiği, ancak davalı Vakfın taşınmazı kullanmaya devam ettiği, ecrimisil bedellerinin ise 07.05.2007 tarihine kadar Hazinece tahsil edildiğinin anlaşıldığı; bu durumda mahkemece dava konusu taşınmazın, davacıya tahsis tarihi olan 07.01.2004 tarihinden davalının Hazine’ye ecrimisil ödediği 07.05.2007 tarihine kadarki dönem için davacının ecrimisil talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yok ise de, 07.05.2007 tarihinden dava tarihi olan 11.06.2008 tarihine kadarki dönem için davacı lehine ecrimisile hükmedilmemiş olmasının doğru olmadığı…” gerekçesiyle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına; bozma nedenine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiş, davalı Vakıf vekilinin karar düzeltme talebi ise reddedilmiştir.
4.İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne ve 07/05/2007–11/06/2008 tarihleri arasında toplam 31.728,35 TL ecrimisilin işgal tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ayrıca davalı vekili tarafından vekalet ücretinin 955.271,65 TL üzerinden hesaplanmasına ilişkin talepte bulunulmuş ise de, hem talebin hüküm verildikten sonra yapılması hem de mahkemenin ilk kararında davanın tümden reddedilmesine rağmen maktu ücret verildiği, buna istinaden davalı tarafça herhangi bir itirazda bulunulmadığı ve Yargıtay ilamında da vekalet ücreti ile ilgili karar verilmediği, davacı yanın bu hususta kazanılmış hakkı bulunduğu belirtilerek davalı taraf lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmiş, karara karşı taraf vekilleri ve fer’i müdahil vekili temyiz talebinde bulunmuşlardır.
Dairemizce: “…davacı vekili ve fer’i müdahil vekilinin tüm; davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddiyle; davalı vekilinin, müvekkili lehine hükmedilen vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; bozma kararından sonra bozmaya uyularak verilen hükmün, yeni bir hüküm olduğu, bozma ilamıyla birlikte tamamen tüm fer’ileriyle birlikte hüküm ortadan kalktığından HMK’nın 297 inci maddesine uygun bir hüküm kurularak vekalet ücreti ile harç veya yargılama giderlerinde yeniden hüküm altına alınması gerektiği, davacı vekili tarafından dava açılırken dava değeri 15.000,00 TL olarak gösterilmiş ve bu miktar üzerinden harç yatırılmış olduğu, yargılama sırasında ise 03.06.2009 tarihli ıslah dilekçesi ile ecrimisil talebinin (dava değerinin) 987.000,00 TL’ye yükseltilerek, bu miktar üzerinden harcın tamamlandığı, mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu, davanın kısmen kabulü ile 31.728,35 TL ecrimisil bedeline hükmedilmiş olduğundan, reddedilen 955.271,65 TL tutarındaki kısım üzerinden yargılamada kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, uyulan bozma kararı ile ilk hüküm ifa kabiliyetini yitirmiş olmasına ve davacı lehine herhangi bir usulü müktesep hak doğmamasına rağmen, yanılgılı gerekçe ile davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığı…” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
C. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen karar
İlk Derece Mahkemesince; bozma ilamı öncesinde 2020/194 Esas, 2020/436 Karar sayılı dosya ile davanın kısmen kabulüne yönelik verilen karara ilişkin olarak Yargıtay tarafından verilmiş bozma kararı bulunmadığından bu hususta yeniden karar verilmesine yer olmadığına, yargılama giderlerine ilişkin Yargıtay ilamı doğrultusunda değerlendirme yapılmasına karar verilmiştir.
D. Bozma Sonrası İlk Derece Mahkemesi Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulmuştur.
E. Temyiz Nedenleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararda faiz başlangıç tarihinin gösterilmesi hususundaki tavzih talebinin reddedilmiş olduğunu, bu hususun düzeltilmesi gerektiğini savunmuştur.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; tavzih talebi doğrultusunda düzeltilerek onanmasını kararın ve bozma ilamında belirtildiği üzere lehlerine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini savunmuştur.
F. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ecrimisil istemine ilişkindir.
2.Hukuki Sebep
1. Bozma kararından sonra bozmaya uyularak verilen hüküm, yeni bir hükümdür. Bozma kararı ile ilk hüküm hayatiyetini ve ifa kabiliyetini yitirir. Ayrıca bozma ilamıyla birlikte tamamen tüm fer’ileriyle birlikte ortadan kalktığından HMK’nın 297 nci maddesine uygun bir hüküm kurularak vekalet ücreti ile harç veya yargılama giderlerinde yeniden hüküm altına alınması gerekir.
2. Öte yandan, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında usuli kazanılmış hak kuralına değinilmiştir. Anılan içtihadı birleştirme kararında tarif edildiği üzere mahkemenin, bozma kararına uymasıyla meydana gelen bozma gereğince işlem yapma ve hüküm verme durumu, taraflardan birisi lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durumdur. Buna da usul hukukunda “usuli müktesep hak” denilmektedir. Mahkeme uyduğu bozma kararına uygun olarak karar vermek zorunda olduğu gibi ilgili Yargıtay Dairesi de kural olarak bozma kararı ile benimsemiş olduğu ilke ile bağlıdır.
3.Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalı vekilinin lehlerine nispi oranda vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği yönündeki temyiz itirazlarına gelince; mahkemece yanılgılı değerlendirme ile, son bozma ilamında da açıkça belirtildiği üzere davalı taraf lehine nispi vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken maktu oranda vekalet ücretine hükmedilmiş olması doğru görülmemiştir. Ancak bu husus hükmün bozulmasını gerektirmiş ise de, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438/7 nci maddesi gereğince hüküm sonucunun aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir
V. SONUÇ:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
(1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm sonucunun 4 üncü fıkrasının hükümden çıkarılmasına yerine, “4)Karar tarihinde geçerli AAÜT’ye göre hesap olunan 123.079,81 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,” cümlesinin yazılmasına, hükmün 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438/7 nci maddesi gereğince DEĞİŞTİRİLMİŞ ve DÜZELTİLMİŞ bu şekliyle ONANMASINA,
İstek halinde peşin alınan temyiz harcının ilgiliye iadesine,
HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna,
Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
17.05.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
,