Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/4549 E. 2023/4827 K. 04.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/4549
KARAR NO : 2023/4827
KARAR TARİHİ : 04.05.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ: Uşak 1. İş Mahkemesi

Taraflar arasındaki sürekli iş göremezlik tespiti istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkim … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait iş yerinde çalışırken 02.01.2016 tarihinde iş kazası geçirdiğini, Uşak 2. İş Mahkemesinin 2016/174 Esas sayılı dosyası ile davalı işveren aleyhine iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemli dava açıldığını, Yüksek Sağlık Kurulu tarafından 08.08.2017 tarih ve 62/11568 sayılı karar ile davacı müvekkilinin sürekli iş göremezlik oranının % (0) olduğuna karar verildiğini, 01.10.2019 tarih ve 10662 nolu Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan alınan raporda ise %16,2 olarak tespit edildiğini, bu nedenle müvekkili davacı …’in 02.01.2016 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezlik oranının tespitini ve hak kazandığı sürekli iş göremezlik ödeneklerinin kaza tarihi olan 02.01.2016 tarihinden itibaren hak ediş tarihlerine göre işleyecek yasal faizleri ile birlikte davalı Kurumdan alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II.CEVAP
Davalı …Ş vekili, … Bölge Sağlık Kurulunca davacı için düzenlenen raporlarda sürekli iş göremezlik derecesinin %0 olarak tespit edildiğini, davacının iş bu davayı açmasında hukuki yararının bulunmadığını, zira; 5510 sayılı Kanun’un 19 uncu maddesinde ” İş kazası veya meslek hastalığı sonucu oluşan hastalık ve engellilik nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az % 10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalı, sürekli iş göremezlik gelirine hak kazanır.” hükmü gereğince Meslek Kazanma Gücü Kaybı Oranı %10’un altında olduğu için sürekli iş göremezlik gelirinin bağlanmadığını, dolayısıyla davacının dava açmada hukuki yararının bulunmasının HMK’nın 114’de dava şartları arasında yer alan hususlardan olduğunu beyanla, herhangi bir hukuki yararı bulunmayan davanın reddini istemiştir.

Davalı SGK Başkanlığı vekili, davacı tarafından dava açılmadan önce Kuruma başvurusunun bulunmadığını, 5521 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 7/3 üncü maddesi ile; dava açılmadan önce Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaat edilmesinin zorunlu olduğunu, yine aynı şekilde İş Mahkemeleri Kanunu 4. Maddede belirtildiği üzere ; ” 31.05.2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile diğer sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklarda, hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talepleri hariç olmak üzere, dava açılmadan önce Sosyal Güvenlik Kurumuna başvurulması zorunludur. Diğer kanunlarda öngörülen süreler saklı kalmak kaydıyla yapılan başvuruya altmış gün içinde Kurumca cevap verilmezse talep reddedilmiş sayılır. Kuruma karşı dava açılabilmesi için taleplerin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması şarttır. Kuruma başvuruda geçirilecek süre zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmaz” şeklinde açıkça belirtildiğini, davacının davalı şirkette çalışmakta iken 02.01.2016 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu … Bölge Sağlık Kurulu tarafından 08.03.2017 tarih ve 424 sayılı kararında, Meslek Kazanma Gücü Kaybı Oranına % 0 olarak karar verildiğini, 5510 sayılı Kanun’un 19 uncu maddesinde ” İş kazası veya meslek hastalığı sonucu oluşan hastalık ve engellilik nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az % 10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalı, sürekli iş göremezlik gelirine hak kazanır.” hükmü gereğince Meslek Kazanma Gücü Kaybı Oranı %10’un altında olduğu için sürekli iş göremezlik geliri bağlanmadığını beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
Kararda özetle; “Davanın kabulü ile,
Davacı …’in 02.01.2016 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası nedeni ile sürekli iş göremezlik oranının, 23.07.2016 tarihinden itibaren %13,00 olduğunun tespitine,” karar verilmiştir.

IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf yoluna başvurmuştur.

B.İstinaf Sebepleri:
Davalı …vekili, ilk derece mahkemesi tarafından kurulan hükmün gerekçesiz olması nedeniyle öncelikle usul yönünden kaldırılmasının gerektiğini, hükmün bu yönüyle hukuki dinlenilme ve adil yargılanma hakkının ihlaline sebebiyet verdiğini, 02.01.2016 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu … Bölge Sağlık Kurulu tarafından 08.03.2017 tarih ve 424 sayılı kararla meslek kazanma gücü kaybı oranına % 0 olarak karar verildiğini, hal böyleyken hükme esas alınan adli tıp kurumu raporu ile %13 gibi büyük bir maluliyet oranı hesaplanmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının yapılan muayenesinde, başka birisinin sürekli bakımına muhtaç olmadığının tespit edildiğini, davacının geçirmiş olduğu iş kazasından dolayı meslekte çalışma gücü ve kazanma gücünü etkileyen, engelleyen bir durum söz konusu olmamakla birlikte, güç kaybının da söz konusu olmadığını, tazminat talebinde bulunabilmek için fiil ile netice arasında uygun bir illiyet bağının bulunması gerekmekte olup yargılama konusu davada bu illiyet bağının da kesildiğini beyanla, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davalı SGK Başkanlığı vekili, davacının davasını hak düşürücü süre geçtikten sonra açtığını, bu nedenle davanın hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle ile reddinin gerektiğini, ilk derece mahkemesinin söz konusu hak düşürücü ve zamanaşımı itirazları konusunda karar vermediğini, davacı tarafından işbu dava ikame edilmeden önce müvekkili Kuruma herhangi bir başvurusunun bulunmadığını, müvekkili Kurum bünyesinde davacının 02.01.2016 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası ile ilgili önce … Bölge Sağlık Kurulunun % 0 olarak meslekte kazanma gücü kaybı oranı belirlediğini, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun 08.08.2017 tarihli 62/11568 sayılı kararında da sürekli iş göremezlik oranı olarak % 0 olarak belirlendiğini, bu nedenle Kurum işlemlerinin yerinde ve hukuka uygun olduğunu beyanla, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı kurum vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz talebinde bulunmuştur.

Davalı şirket vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz talebinde bulunmuştur.

C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; sürekli iş göremezlik derecesinin tespiti talebine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun’un 95 inci maddesi.

3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilleri tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

04.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.