YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/641
KARAR NO : 2023/3001
KARAR TARİHİ : 31.05.2023
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Marmaris 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki muhdesatın aidiyetinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; tarafların 30.07.1981 tarihinde evlendiklerini, Marmaris 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/711 Esas, 2017/207 Karar sayılı kararı ile boşandıklarını, boşanma kararının kesinleştiğini, dava konusu 1168 parsel sayılı, arsa nitelikli taşınmazda tarafların 1/2 oranında kayden paydaş olduklarını, davalı tarafın müvekkilinin konuttan çıkmasını istediğini, dava konusu taşınmaz üzerinde yer alan bina ve diğer tüm yapıların tamamının müvekkili tarafından inşa edilmiş olup yapım bedellerinin tamamının bizzat müvekkilince ödendiğini ileri sürerek dava konusu taşınmaz üzerinde yer alan tüm bina ve diğer yapıların müvekkiline aidiyetinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacı tarafın davada haksız ve kötü niyetli olduğunu, dava konusu taşınmazı satmak için uğraştığını, davacının davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davacının binanın yapımında hiçbir katkısının olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda: “…taraflar arasında devam eden ortaklığın giderilmesi davası olmadığı, dava konusu taşınmaza ilişkin olarak kamulaştırma veya kentsel dönüşüm uygulaması bulunmadığı…” gerekçesiyle davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; HMK veya diğer ilgili kanunlarda hukuki yarar ile ilgili sınırlandırıcı hüküm olmadığından mahkeme kararının yerinde olmadığını, Marmaris 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/162 Esas sayılı dosyasında açılan katkı payı alacağı dosyasının, Muğla 1. İdare Mahkemesinin 2019/1626 Esas sayılı dosyasında dava konusu taşınmazın idari yoldan davalı adına tescilinin iptali istemiyle açılan dava dosyasının ve yine dava konusu taşınmazdaki davalı payının üçüncü kişi ….’a satışı nedeniyle …. aleyhine, Marmaris 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/400 Esası ile açılan dava dosyasının getirtilip incelenmeden, davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak, davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesince: “…dava konusu 1168 parsel sayılı taşınmazın dava tarihi itibariyle 1/2 payı davalı adına kayıtlı iken, yargılama aşamasında 19/12/2019 tarihinde tapuda yapılan satış işlemi ile dava dışı İkram Akkurt’a satışının yapıldığı, karar tarihi itibariyle, davalının dava konusu taşınmazda pay maliki olmadığı; anılan satış işleminin geçersizliği iddiasıyla dosyamız davacısı tarafından, dava dışı …aleyhine açılan davanın Marmaris 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2019/400 Esas sayılı dosyası ile derdest olduğu; yine öncesinde evli iken, kesinleşen mahkeme kararı ile boşandıkları anlaşılan taraflar arasında, davaya konu edilen bina ve diğer yapıların aidiyetinin Marmaris 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/162 Esas sayılı katkı payı alacağı dosyasında çözümlenmesinin gerekeceği, öte yandan; dava konusu taşınmaza ilişkin olarak taraflar arasında görülmekte olan ortaklığın giderilmesi davası olmadığı gibi, aynı taşınmaza ilişkin olarak kamulaştırma işlemi yada kentsel dönüşüm uygulaması işleminin bulunmadığı, dava konusu bina ve diğer yapılara ilişkin olarak açılan eda nitelikli katkı payı alacağı davasının halen derdest olduğu; açılmış bir eda davası var iken, aynı konuda tespit davası açılmasında davacının hukuki yararının bulunmadığı…” gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dosya kapsamındaki ve istinaf dilekçesindeki beyanlarına benzer taleplerde bulunarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, muhdesatın aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK 684/1 m). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK 718 m). 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi eşya hukukunda, muhdesattan, birarazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklindedikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK 722, 724, 729 m.ler), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
2. Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi hakim tarafından da re’sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK 114/1-h, 115 m.).
3. Öğretide ve Yargıtayın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, davacı tarafın muhdesatın aidiyetinin tespiti isteminde bulunmakta hukuki yararının bulunmamasına, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
31.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.