Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2011/4007 E. 2011/5383 K. 05.05.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4007
KARAR NO : 2011/5383
KARAR TARİHİ : 05.05.2011

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : ELATMANIN ÖNLENMESİ, ESKİ HALE GETİRME

Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, miras bırakanın kayden paydaşı olduğu 1258 ada 5 parsel sayılı taşınmazı şantiye kurup, beton üretim yeri yapmak, ticari faaliyette bulunmak ve kanal açmak suretiyle davalının işgal ettiğini ileri sürerek, elatmanın önlenmesine ve eski halin iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, dava konusu taşınmaza müdahalesi olmadığını, çekişmeli yeri eski haline getirdiğini belirtip davanın reddini savunmuştur.
Davanın reddine ilişkin olarak verilen karar, Dairece; “ paylı mülkiyet üzere olan çekişme konusu 1258 ada 5 parsel sayılı taşınmazda davacının 3/16 pay maliki Gafur’un mirasçı olduğu, davalı şirketin ise taşınmazda kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir hakkının bulunmadığı, ancak taşkın binalar yapmak, kanal açmak vs. şekilde taşınmaza elattığı anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, … Medeni Kanununun 693/son maddesi gereğince paydaşlardan ve elbirliği hakkında mülkiyetten … Medeni Kanununun 702/4. maddesi uyarınca mirasçılardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını isteyebileceği açıktır. Ve bu nedenle davacının tek başına dava hakkının bulunduğu kuşkusuzdur. Öte yandan, davalı şirkete ait binaların çekişmeli 5 sayılı parsel ile komşu 39 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde, başka bir ifadeyle 5 sayılı parselde taşkın oldukları keşfen saptandığına göre; 39 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının getirtilerek varsa dava dışı maliklerinin davada yer almalarının sağlanması zorunludur. Hal böyle olunca, davacının tek başına dava açma hakkının bulunduğunun gözetilmesi, yukarıda değinildiği üzere taraf teşkilinin sağlanması ondan sonra işin esası bakımından bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve yasal olmayan gerekçelerle yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir” gerekçesiyle bozulmuş; mahkemece, bozma ilamına uyularak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından süresi geçtikten sonra, dahili davalı hazine tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi …’ın raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü.

-KARAR-

Hüküm temyiz eden davacı … vekiline 27.1.2011 tarihinde tebliğ edilmiş, temyiz dilekçesi 14.2.2011 tarihinde havale edilmiş, temyiz harcı 14.2.2011 tarihinde yatırılmış ve aynı gün temyiz defterine kayıt edilmiştir. Bu durumda, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 01.6.1990 gün, 1989/3 Esas, 1990/4 Karar sayılı inancı ve HUMK.’nun 432.maddesi gereğince yasal sürenin geçirildiği anlaşılmakla, davacı …’un temyiz isteminin Reddine.
Dahili davalı Hazinenin, temyiz itirazlarına gelince; dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve eski hale getirme isteklerine ilişkin olup, mahkemece, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda işlem yapılarak yazılı olduğu üzere hüküm tesisinde bir isabetsizlik yoktur.
Ancak, dosya kapsamı ile davalıya ait taşkın yapılarının bulunduğu 39 parsel sayılı taşınmazın kayıt maliki olan Hazinenin davalı şirket ile bir bağının olmayıp taşkın yapılanmanın oluşumuna da bir katkısı bulunmadığı anlaşılmaktadır.
O halde, yazılı olduğu üzere dahili davalının yargılama gideri ve vekalet ücretinden davalı ile birlikte sorumlu tutulması doğru değil ise de, anılan bu yanılgı yeniden yargılama yapılmasını gerekli kılmadığından, hükmün fıkrasının 6., 7., ve 8.bendinde yer alan “davalılardan” kelimesinin hüküm yerinden çıkarılmasına, yerine “davalı” kelimesinin yazılmasına, hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Harçlar Kanununun değişik 13. maddesinin j. Bendi gereğince Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 05.05.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.