YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5135
KARAR NO : 2011/6055
KARAR TARİHİ : 23.05.2011
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, miras bırakanları …’in malik olduğu 6 parsel sayılı taşınmazı mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak, oğlu olan dava dışı …’a temlikini sağlamak amacıyla, oğlunun kayınbiraderi olan davalıya devrettiğini ileri sürerek, tapunun miras payları oranında iptal ve tescilini istemişlerdir.
Davalı, çekişmeli taşınmazı bedelini ödeyerek satın aldığını bildirip, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacıların muvazaa iddiası sabit görülerek, tapunun iptali ile muris … mirasçıları adına tesciline karar verilmiştir.
Karar, davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi …’ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve miras payı oranında tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan deliller ile çekişmeli taşınmazın 1.4.1974 tarih 1/2 Sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme kararı gözetilerek yapılan soruşturma ile çekişmeli taşınmazın davalıya, mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu belirlenmek ve bu olgu mahkemece benimsenmek suretiyle davanın kabul edilmiş olması kural olarak doğrudur.
Ancak; davacılar, miras payları oranında iptal ve tescil isteğinde bulundukları halde HUMY’nın 74.maddesi gözardı edilerek istek aşılmak suretiyle dava dışı mirasçıları da kapsar biçimde tescile karar verilmesi doğru olmadığı gibi yargılama aşamasında keşfen saptanan değer üzerinden eksik harç tamamlanmadığı ve ihtiyari dava arkadaşı olan davacılar yönünden eldeki davanın aynı hukuki sebepten doğduğu ve tek bir (aynı) vekil ile temsil edildikleri gözetilerek dava dilekçesindeki dava değeri üzerinden davacılar lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken her bir dava için, harcı tamamlanmayan değer üzerinden ayrı ayrı fazla avukatlık parasına hükmedilmiş olması da doğru değildir.
Davalının, temyiz itirazları değinilen bu yönler itibariyle yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 23.05.2011 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
-KARŞI OY YAZISI-
Aşağıda belirtilen husus haricindeki bozma gereklerine aynen katılmakla beraber, aynı vekille temsil edilen davacılar adına ayrı ayrı vekalet ücreti takdir ve tayin edilmesi, yerine tek bir avukatlık ücretine hükmedilmesi gereğine değinen sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edemiyoruz.
Şöyle ki, dava muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir. 1.4.1974 tarih ve 1/2 Sayılı İçtihatları Birleştirme kararı uyarınca her bir mirasçının kendi miras payına ilişkin dava açabileceği gibi tereke adına (tüm mirasçıları kapsayacak şekilde de) dava açması da olanaklıdır. Böylesi bir durumda dava dışı mirasçıların tümünün açılan davaya muvafakatlarının sağlanması veya T.M.K.’nun 640.maddesi hükmü uyarınca terekeye tayin edilecek tereke mümessili tarafından davanın takip edilmesi ve onun huzuru ile davada neticeye gidilmesi gerekir. Anılan bu usulün, davanın görülebilirlik koşulu olduğunda kuşku yoktur. Başka bir açıklama ile tereke adına dava açıldığında mirasçılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmakta ise de, eldeki davanın niteliğine göre mirasçıların tek başına veya bir kaç mirasçının aynı dilekçeyle kendi miras payları oranında (davada olduğu gibi) dava açmaları halinde aralarındaki ilişki mecburi dava arkadaşlığı değil ihtiyari dava arkadaşlığıdır. Hemen belirtilmelidir ki, ihtiyari dava arkadaşlığında dava arkadaşı kadar dava vardır ve bu davalar birlikte görülür.
Somut olayda, davacıların her biri aynı avukatla temsil edilerek tek dilekçeyle muris muvazaası hukuksal nedenine dayanarak kendi payları oranında iptal ve tescil istemişler ve mahkemece dava istek doğrultusunda kabul edilerek her birinin hüküm altına alınan payına tekabül eden değeri üzerinden lehlerine ayrı ayrı avukatlık ücreti takdir ve hüküm altına alınmıştır.
Dairemize göre, bu hususta mahkeme kararında var olan bir hatadan bahsetmek mümkün değildir. Nitekim, Yüksek 21.Hukuk Dairesinin 15.11.2005 gün 2005/10697 Esas ve 2005/11568 sayılı keza Yüksek 11.Hukuk Dairesinin 4.4.2006 tarih 2005/12013 Esas ve 2006/3522 sayılı kararlarında da aynı husus benimsenerek davacıların ayrı ayrı hüküm altına alınan paylarının toplamına tekabül eden dava değeri üzerinden tek bir vekalet ücretinin hüküm altına alınmasının doğru olmadığı kararlaştırılmıştır.
Neticeten, sair bozma nedenlerine aynen iştirak edilmekle beraber arz olunan sebeplerle ve belirtilen yöne hasren yerel mahkemece kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı görüşüyle sayın çoğunluğa iştirak edemiyoruz.